7 research outputs found

    Deneysel Meme Kanseri Modelinde Karaciğer Rezeksiyonunun İmmünolojik Etkileri

    No full text
    Liver is the third common solid organ of breast cancer metastasis. If it is left untreated, the overall survival is only 4-8 months. Even though, liver resection for liver metastasis is shown to improve the survival, acceleration of hepatic and intrahepatic tumor proliferation during liver regeneration due to inflammatory cytokines is controversial. The aim of this study is to evaluate the effect of liver resection on different chemokine profiles in experimental breast cancer model. For this purpose, 4T1 tumor was injected to 46 Balb/c female mice and 30-40% hepatectomy was performed at the first (short term) and second weeks (long term) after injection. After sacrification of animals, CCL2, CCL3, CCL4, CCL5, CCL11, CCL17, CCL21, CCL22, CXCL1 and CXCL9 chemokine levels were evaluated. In addition, histopathological examination of resected liver tissues was performed. In animals with 4T1 tumor, levels of CCL2, CCL3, CCL4, CCL5, CCL22, CXCL1 and CXCL9 were found to be increased in short term hepatectomised mice, whereas; levels of CCL2, CCL3, CCL4, CCL5 and CXCL1 were found to be increased in long term hepatectomised mice. In total of 46 mice, 22 were injected with 4T1 tumor. In these 22 mice, only four had been found to have liver metastasis during histopathological examination. All of these four animals had been undergone hepatic resection. However, there was no statistically significant difference in histopathological analysis between sham and hepatectomy groups. In conclusion, there was an increase in chemokine levels after liver resection in this experimental breast cancer model. The metastatic effect of this condition has not been demonstrated in this study.Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon BirimiSayfa No TEŞEKKÜR iii ÖZET iv ABSTRACT v İÇİNDEKİLER vi KISALTMALAR ve SİMGELER DİZİNİ viii TABLOLAR DİZİNİ x RESİMLER DİZİNİ xii GRAFİKLER DİZİNİ xiii 1. GİRİŞ ve AMAÇ 1 2. GENEL BİLGİLER 3 2.1 Meme kanseri epidemiyolojisi ve etiyolojisi 3 2.2 Meme kanserinin alt grupları 3 2.3 Risk faktörleri 4 2.4 Kanser ve kemokin ilişkisi 6 2.4.1 Direkt pro-tümör etkileri 7 2.4.2 Direkt anti-tümör etkileri 10 2.5 Tümör dokusunda kemokin ekspresyonunun düzenlenmesi 11 2.5.1 Epigenetik mekanizmalar 11 2.5.2 Genetik mekanizmalar 12 2.5.3 Çevresel faktörler 12 2.6 Kemokinlerin kanser tedavisindeki rolü 13 2.7 Kemokinlerin meme kanserindeki yeri ve önemi 14 2.7.1 Meme kanseri hücrelerinin çoğalmasında kemokinlerin 14 rolü 2.7.2 Tümör mikroçevresinde kemokinlerin rolü 15 2.7.3 Anjiogenezde kemokinlerin rolü 16 2.7.4 Metastazda kemokinlerin rolü 17 2.8 Meme kanserinde karaciğer metastazında rol oynayan faktörler 18 2.8.1 İnflamatuvar faktörler 18 2.8.2 Kemokin ve kemokin reseptörleri 19 2.8.3 Hücre adezyon molekülleri 19 2.9 Karaciğer rezeksiyonu ve rejenerasyonu 21 2.10 Karaciğer rejenerasyonunda hayvan modelleri 25 2.11 Deneysel Meme Kanseri Oluşturulması 27 3. MATERYAL – METOD 29 3.1 Deney hayvanları ve protokolü 29 3.2 Çalışma grupları 29 3.3 Anestezi 32 3.4 Meme kanseri oluşturulması 32 3.5 Cerrahi Teknik 32 3.6 Değerlendirme Parametreleri 40 3.7 İstatistiksel Analizler 41 4. BULGULAR 42 4.1 Hayvan Ağırlıkları 42 4.2 Hayvan Karaciğer Ağırlıkları 43 4.3 Karaciğer Lizatlarında ELISA Çalışılması 47 4.3.1 CCL2 49 4.3.2 CCL3 50 4.3.3 CCL4 50 4.3.4 CCL5 51 4.3.5 CCL11 51 4.3.6 CCL17 51 4.3.7 CCL21 51 4.3.8 CCL22 52 4.3.9 CXCL1 52 4.3.10 CXCL9 52 4.4 Histopatolojik İnceleme 53 5. TARTIŞMA 64 6. SONUÇLAR 69 7. KAYNAKLAR 70Karaciğer, meme kanserinin üçüncü en sık metastaz yaptığı solid organdır. Eğer karaciğer metastazı tedavisiz bırakılırsa ortalama yaşam süresi 4-8 aydır. Karaciğer rezeksiyonunun sağkalımı artırdığı gösterilmişse de rezeksiyon sonrası karaciğer rejenerasyonu esnasında ortaya çıkan bir takım inflamatuvar sitokinler nedeniyle hepatik ve ekstrahepatik tümör proliferasyonunda hızlanma olabileceği öne sürülmektedir. Bu çalışmanın amacı, deneysel meme kanseri modelinde karaciğer rezeksiyonunun farklı kemokin tipleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla, 46 BALB/c dişi fareye 4T1 tümör ekilmiştir. Çalışmada farelere tümör ekimini takiben birinci ve ikinci haftalarda yapılan %30-40 hepatektominin kemokin düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiş olup çıkarılan karaciğer dokularında histopatolojik araştırma yapılmıştır. Hayvan modellerinde sakrifikasyon sonrası elde edilen karaciğer lizatlarından ELISA yöntemi ile CCL 2, 3, 4, 5, 11,17, 21, 22 ve CXCL1 ve CXCL9 incelenmiştir. 4T1 tümör ekilen ve %30-40 hepatektomi yapılan kısa dönem hayvan modelinde CCL 2, CCL3, CCL4, CCL5, CCL22, CXCL1 ve CXCL9 kemokin düzeylerinde artış görülmektedir. Uzun dönem hayvan modellerinde ise CCL2, CCL3, CCL4, CCL5 ve CXCL1 seviyelerinde artış görülmekte; ancak, en belirgin yüksekliğin CCL2 ve CCL5 seviyelerinde olduğu dikkat çekmektedir. Tümör ekilen toplam 22 farenin dördünde metastaz tespit edilmiş olup metastaz gelişen farelerin hepsi hepatektomi yapılan gruplardadır. Hepatektomi ve kontrol grupları arasında patolojik parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulunamamıştır. Sonuç olarak deneysel meme kanseri modelinde karaciğer rezeksiyonu sonrası kemokin seviyelerinde artış görülmektedir. Bu durumun metastatik etkisi bu çalışmada gösterilmemiştir

    Ankara

    No full text
    Ankara : İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü, 2012.This work is a student project of the The Department of History, Faculty of Economics, Administrative and Social Sciences, İhsan Doğramacı Bilkent University.by Selin Akyüz.Akyüz, Selin. HIST 200-02AKYÜZ HIST 200-02/D 2011-1

    Çocuklarda Yüksek Akım Nazal Kanül Oksijen Tedavisine Yanıtsızlığı Belirleyen Faktörler: Prospektif Çok Merkezli Çalışma

    No full text
    Giriş : Yüksek akım nazal kanül (YANK) oksijen tedavisi, akut solunum sıkıntısı olan çocuklarda kolay uygulanabilir bir tedavi seçeneğidir. Literatürde YANK oksijen tedavisinin entübasyon oranını, solunum sayısı, kalp tepe atım sayısını azalttığını ve klinik skorlarda iyileşme sağladığını gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur. YANK oksijen tedavisine %6-19 oranında tedavi başarısızlığı bildirilmektedir. Bu çalışmada YANK oksijen tedavisine yanıtsızlığı öngören faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.Gereç-Yöntem : Bu çalışmaya Eylül 2017- Eylül 2018 tarihleri arasında Türkiye’nin 7 farklı ilinden 9 çocuk acil ve 7 çocuk yoğun bakım ünitesi katılmıştır. YANK oksijen tedavisi uygulanan hastalara ait demografik bilgiler, başvuru anında ve YANK oksijen tedavisi sırasında vital bulgular, oksijen saturasyonu, S/F oranı, klinik skor (modified respiratory distress score ve pediatric respiratory severity score), laboratuvar ve görüntüleme sonuçları, uygulanan medikal tedaviler ve YANK oksijen tedavisine yanıt durumu değerlendirilmiştir. Veriler prospektif olarak toplanmıştır. Başka bir solunum destek tedavisine geçiş yanıtsızlık olarak değerlendirilmiştir.Bulgular : Toplam 475 veri kayıt formu değerlendirilmiştir. Doksan dokuz form veri eksikliği nedeniyle değerlendirme dışında bırakılmıştır. Kalan 356 hastaya ait veri kayıt formları incelenmiştir. Ekstübasyon sonrası YANK oksijen tedavisi uygulanan 20 hasta çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmaya dahil edilen 356 hastanın 216’sı (%60.7) erkek ve ortanca yaş 9 aydır (ÇAA=4-27ay). Hastaların %39.0’ına akut bronşiolit (n=139), %36.2’sine atipik/viral pnömoni (n=129), %26.8’ine bakteriyel pnömoni (n=88) tanısıyla YANK oksijen tedavisi uygulanmıştır. Kırk altı (%12.9) hastada prematür doğum ve 143 (%40.2) hastada tekrarlayan hışıltı atağı öyküsü saptanmıştır. Hastaların %62.9’undan (n=224) solunum virüs PCR paneli çalışılmıştır. Bu hastaların 101’inde (%45.1) tek etken pozitifliği saptanırken 36 hastada ko-enfeksiyon gösterilmiştir. En sık görülen etkenler RSV ve rhinovirüstür. Başvurudan sonra ortanca YANK oksijen başlama süresi 2 saat (ÇAA= 30dk-6 sa) ve median tedavi uygulama süresi 48 saattir (ÇAA=24-96 sa). Tedavi sonrasında hastaların solunum sayısında (SS) belirgin azalma, oksijen saturasyonu (SpO₂) ve SF oranında istatistiksel anlamlı artış saptanmıştır (p&lt;0.001). Otuzyedi (%9.9) hastada tedaviye yanıt alınamamıştır. Median yanıtsızlık süresi 6.5 saattir (ÇAA=3.0-19.5sa). Tedaviye yanıt alınamayan hastalarda, başvuruda SpO₂, S/F oranı ve kan gazında pH daha düşük ve pCO₂’nin daha yüksek olduğu saptanmıştır (p=0.005, p=0.008, p=0.012 ve p=0.039 sırayla). Tedavi komplikasyonu olarak 2 hastada lokal cilt lezyonu ve 2 hastada pnömotoraks izlenmiştir. Yanıtsız hastaların 5’i mortalite ile sonuçlanmıştır. Sonuç : Çalışmamızda YANK oksijen tedavisine yanıtsızlık oranı %9.9 olarak saptanmıştır. Tedaviye yanıt alınamayan hastalarda, başvuruda SpO₂ ve SF oranının, kan gazında pH’nın daha düşük, pCO₂’nin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Tedavi başlangıcında bu bulguları olan hastalar daha yakın takip edilmeli ve bir üst tedavi basamağına geçiş acısından dikkatli olunmalıdır.</p
    corecore