Adnan Menderes University

    Population genetic structure of the loggerhead (Caretta Caretta) in the Turkey

    No full text
    İri başlı deniz kaplumbağası (Caretta caretta) tropikal ve subtropikal sularda yayılış gösterir. Akdeniz’de en fazla yuvalama alanları Yunanistan, Türkiye ve Libya’da bulunmaktadır. C. caretta’nın Akdeniz’de Türkiye yuvalama kumsallarında kapsamlı olarak populasyon ve koruma genetiği çalışması yapılmamıştır. Bu nedenle, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları boyunca on sekiz yuvalama kumsalında tespit edilen yuvalardaki ölü yavrulardan doku örnekleri alınarak mitokondrial DNA’nın kontrol bölgesi (n=256) ve altı mikrosatellitlokusu (n=213) izole edilmiş ve C. caretta yuvalama kumsallarının genetik yapısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Toplamda yedi tane mtDNAhaplotipi tespit edilmiştir. Yuvalama kumsalları arasında mtDNA bakımından tespit edilen genetik farklılıklar dişilerin yuvalama bölgesine sadakatini ve dişi bireyler arasındaki genetik yapılanmayı gösterirken, mikrosatellit verileri ise çalışılan yuvalama kumsallarında bireyler arasında genetik yapılanma olmadığını göstermektedir. Bu bulgular yuvalama kumsalları arasında erkek geçişli bir gen akışı olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, mtDNA bakımından Türkiye yuvalama kumsalları beş yönetim birimine ayrılmıştır. nDNA bakımından yuvalama kumsalları genetik bir yapılanma göstermemiştir

    The Analysis of relationships between monetary policy and balance of payments according to the monetary approach in Turkey

    No full text
    Bir ülkenin dış ekonomik ilişkilerinin izlenmesinde yaralanılan en önemli göstergelerden biri olan ödemeler bilançosu cari hesap, sermaye hesabı ve resmi rezervler hesabından oluşmaktadır. Ödemeler bilançosu çift taraflı kayıt sistemine göre tutulur ve muhasebe anlamında her zaman dengededir. Ancak bu sürekli denge, ödemeler bilançosunun ekonomik anlamda da dengede olduğunu göstermemektedir. Çünkü ödemeler dengesinin ekonomik anlamda her an dengede olabilmesi olanaklı değildir. Bilançonun yapısından kaynaklanan temel ya da geçici nitelikte dengesizlik olabilir. Yapısal, parasal ya da konjonktürel etkenlerden kaynaklanan ödemeler bilançosu dengesizliklerini gidermeye yönelik çeşitli yaklaşımlar ortaya atılıp geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar otomatik dış denkleşme mekanizmaları, dış denkleştirme politikaları, denkleştirme mekanizmalarını eleştiren yaklaşımlar ve parasal yaklaşım olmak üzere dört başlıkta sınıflandırılmıştır. Otomatik dış denkleşme mekanizmaları herhangi bir dış dengesizlik durumunda hükümet müdahalesine gerek kalmadan kendiliğinden işleyen mekanizmadır. Otomatik dış denkleşme mekanizması otomatik fiyat denkleşme ya da otomatik gelir denkleşme mekanizmaları yoluyla çalışır. Dış denkleştirme politikaları otomatik denkleşme mekanizmalarından farklı olarak bir dış dengesizlik durumunda hükümet müdahalesini gerektirmektedir. Bunlar harcama kaydına, harcama değiştirici ve döviz gelirlerini artırmaya yönelik politikalardır. Dış denkleştirme politikalarına eleştiri olarak devalüasyon seklindeki döviz kuru ayarlamaları yoluyla ödemeler dengesinin sağlanmasına ilişkin politikalar geliştirilmiştir. Devalüasyonun etkilerini incelemek amacıyla geliştirilen ilk yaklaşım esneklik yaklaşımıdır. Daha sonra bu yaklaşıma eleştiri olarak gelir emme yaklaşımı ortaya atılmıştır. Bu yaklaşımlara alternatif olarak iç ve dış dengeyi birlikte sağlamayı 255 amaçlayan ekonomi politikası yaklaşımı geliştirilmiştir. Esneklik ve emme yaklaşımlar devalüasyonun parasal etkilerini dikkate almamaları nedeniyle eleştirilmiştir. Bir ülkenin dış dengesinin para arzındaki ayarlamaların sonucu olduğu düşüncesine dayanan parasal yaklaşım ortaya atılmıştır. Ödemeler dengesine parasal yaklaşıma göre ödemeler dengesi aslında parasal bir olgudur. Parasal yaklaşım uzun dönem analizlerini kapsamaktadır. Yaklaşımın öteki yaklaşımlardan önemli bir arkı, yalnızca mal ve hizmet akımlarım değil, sermaye akımlarım da analize dahil etmiş olmasıdır. Parasal yaklaşım, ödemeler bilançosundaki dengesizliğin geçici nitelikte olup, müdahale edilmezse kendi kendini otomatik olarak düzelteceğini savunmaktadır. Bu anlamda parasal yaklaşımı otomatik denkleşme mekanizmaları arasında değerlendirmek olanaklıdır. Ancak, ödemeler dengesinin parasal bir olgu olduğu kabul edilirken, ödemeler dengesinin açıklanmasında üretim yapısının, ticaret ve tarife rejiminin, vergilerin ve öteki politika araçlarının önemi yadsınmamaktadır. Bu nedenle parasal yaklaşım hükümetlerce denkleştirme politikası olarak da kullanılmıştır. Ödemeler dengesinde sorun yaşayan ülkeler IMFden yardım istemektedir. Bu amaçla yapılan IMF analizlerinde ve bu ülkeler için hazırlanan politika önerilerinde parasal yaklaşım sıklıkla kullanılmıştır. Türkiye'nin ödemeler dengesinde yaşanan sorunların çözümü için IMFnin önerdiği bu politikalara başvurulmuştur. 19301u yıllarda uygulanan devletçi ekonomi politikasının ödemeler bilançosuna etkileri yurtiçinde üretilen malların ithalatının sınırlandırılması ve karşılıklı ticaret anlaşmaları çerçevesinde dış ticarete izin verilmesi olarak yansımaktadır. 19501i yıllardan sonra, liberalleşme çabalarıyla birlikte, ithal mallarına olan talep hızla artmış ve bunun sonucu ödemeler dengesi bozulmuştur. Planlı ekonominin uygulandığı 1960- 1980 döneminde izlenen ithal ikameci sanayileşme politikasına karşın, ithalat artmıştır. 1980 ekonomik dönüşümüyle ithal ikameci sanayileşmeden, ihracata dayalı sanayileşmeye geçilmiştir. Bu durum, ilk aşamada, ihracatı hızla artırmıştır. 19801i 256 yıllarda ödemeler dengesinin finansmanında daha çok uzun vadeli ve kamu ağırlıklı fonlar yeralmıştır. 19901ı yıllarda ise, uzun vadeli sermayenin yerini kısa vadeli sermaye hareketleri almıştır. Türkiye'de, gerçek anlamda para politikaları uygulanmaya başlaması 19801i yılların sonlarında olmuştur. Mali liberalleşmenin başladığı 198S yılma kadar uygulanan para politikaları ya geleneksel bazı yöntemlerle uygulanmış ya da parasal gelişmeler yalnızca uygulanan öteki politikaların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'de uygulanan para politikaları ile ödemeler dengesi arasındaki ilişkileri parasal yaklaşım çerçevesinde analiz eden çalışmada ekonometrik yöntem olarak, klasik en küçük kareler yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle 1990:1-2000:4 dönemi için model tahmin edilmeden önce, modeldeki zaman serilerinin durağanlık analizleri yapılmıştır. Yapılan CUSUM, CUSUM kare ve CHOW testleri 1990:2-1993:4 döneminde BP serisinin tahmin değerlerinin hesap değerlerinden küçük ve uygulanan modelin katsayılarının istatistiksel olarak anlamsız olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bu dönemle ilgilenilmemiştir. 1994:1-2000:4 dönemi için model tahminlenmiştir. İncelenen dönemde Türkiye'de ödemeler dengesi ile parasal değişkenler arasında sıkı bir ilişi olduğu ve para politikasının ödemeler dengesini önemli ölçüde etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Balance of payments, which consists of current account, capital account and official reserves, is one of the most important indicators in order to observe a country's forcing economic relationship. The balance of payments is carried out by dual registration system and in terms of accountancy always stay in balance. However, this assumed constant balance does not suggest that it is also in economic terms, as it is very unlikely to keep balance of payments always in equilibrium. There could be either temporary on fundamental disequilibrium due to the structure of accountancy. A number of approaches have been developed in order to overcome the balance of payments disequilibrium, which could be arisen became of structural, monetary on conjectural factors. These approaches could be classified as follows; automatic external accomodating mechanisms, balance of payments adjustment policies, approaches argumenting adjustment mechanisms and monetary approach. Automatic accomodating mechanism, which refers to the mechanism that oparates automatically without the requirements of government intervention in the case of an external disequilibrium. This mechanism works through either automatic price adjustment or automatic income adjustment mechanisms. Balance öf payments adjustment policies, contrary to automatic external accomodating mechanism, requires government intervention in the case of an external disequilibrium. These are expenditure switching, expenditure reducing and foreign exchange rezerves increasing policies. New approaches, as an alternative to balance of payments adjustment policies, have been introduced in order to provide balance of payments equilibrium. These policies are particularly focused on interventionist devaluation methods. First approach, that tried to analyse the effect of devaluation on balance of payments is called elesticity approach. Then, it is followed by income absorption approach. Elasticity and income absorption approaches were critised as they do not take 258 monetary effect into account when devaluation occured. Therefore, alternatively, new economic policies were introduced, which aims to consider both internal and external equilibrium at the same time. Finally, the monetary approach, which is based on the idea that external balance depends upon the adjustments on money supply, has been developed. According to monetary approach, balance of payments is in feet a monetary phenomenon and involves long term analysis. The distinguishing feature of the monetary approach is that not only the flows of goods and services but olso capital flows are included in the accounts. Monetary approach argues that disequilibrium in the balance of payments is transitory and self correcting if not intervened. Therefore, it is possible to consider monetary approach in the line with automatic adjustment mechanism policies.However, while balance of payments is accepted as a monetary phenomenon, the importance of production structure, trade and tariff regime and taxation issues are also considered. For that reason, monetary approach was used as an automatic adjustment policy by government. Countries, those having balance of payments difficulties, seek help from the IMF. For this purpose, when IMF propesed economic policies, the monetary approach have been applied more often. Similarly for the solution of Turkey's balance of paymets problems, the IMF proposed, monetary approach has been applied. The effects of applied iward oriented development strategies in 1930's reflected a contraction on importable products and limited external trade among trading partners. After 1950's together with liberilisation attempts, demand for imports were increased considerably, which lead to severe balance of payments deteriorations. Even though import substitution policies were implemented between 1960-1980 plannes period, the balance of payments deterioration continued to worsen due to a significant increase in imports. 259 With the 1980 stabilisation programme, Turkey transformed its import substitution industrilisation policy to a more liberalised export-led growth policies. Initially, this policies led to a sharp increase in exports. In 1980's, in order to finance balance of payment deficits, long term public founds were used. In 1990's, however, short term capital flows took place of long terms ones. In Turkey, applied solid monetary policies took place in late 1980's. Monetary policies until 1988 when financial liberalisation began, applied with traditional methods. Monetarist developments were only results of other applied economy policies. In this study, that analysed the relationship between the applied monetary policies and balance of payments in Turkey in the case of monetary approach, the least square methods have been used as an econometric analysis. Before estimating a model for the 1990:1-2000:2 period with this method, stationary analysis of time series of the model have been carried out. Results of CUSUM, CUSUM square and CHOW tests indicated that estimated values of balance of payments series are smaller than accounting values and applied model's coefficients are statistically insignificant. Therefore, this period was ignored in the model. The estimation was carried out for the periods of 1994:1- 2000:4. The model results suggest there is a strong relationship between balance of payments and monetary parameters for the Turkish economy. The model also suggest that balance of payments is considerably affected by applied monetary policies

    Socio-economic effects of international migration: The example of Bulgarian migrants living in Görece Göçmen Konutlari (in İzmir)

    Get PDF
    Çalışmada göç olgusunun tarihsel gelişim süreci ve Dünya toplumlarının bu süreçten etkilenme biçimleri gösterilmiştir. Göç türleri, göçün nedenleri ve ülkelere etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Türkiye'nin bir göç ülkesi olduğu ve tarihinin her döneminde göç olaylarıyla karşılaştığı vurgulanmıştır. Genelde, Türkiye'nin Cumhuriyet dönemi göçlerine değinilmiş, özelde ise 1989 Bulgaristan göçü açıklanmıştır. Türkiye, Cumhuriyet döneminde, yoğun göçmen kitlelerinin hedef ülkesi olmuştur. Göçmen kitlelerinin Türkiye'ye girişinin genellikle irade dışı olduğu belirtilmiştir. Türkiye kaynaklı göçlerin ise ekonomik amaçlı ve Avrupa yönlü olduğu vurgulanmıştır. Göç kararı alan bireylerin yaş ve cinsiyet bileşimi ile ekonomideki rollerinin önemi üzerinde durulmuş ve temel belirleyiciler olarak kabul edilmiştir. Gelen göçmenlerin sosyo-ekonomik etkilerinin analizi bu belirleyiciler ile açıklanmaya çalışılmıştır. In this study, the development prosess of migration phenomenon and its effects on World?s societies are showned. Tyeps of migration, reasons and its effects on countries are examined in a detailed way. It is emphasized that Turkey is an a immigration country and there was always immigration to this country. Generally migrations after the founding of Republic are touched on particularly the Bulgarian Migration of 1989 is explained. Turkey, after the founding of Republique, is a target which most migrants choose intensively. It is explained that migrant masses enter Turkey unintentionally. And it is emphasized that migrations from Turkey have economical purposes and their target is Europe. The importance of age-sex combination and economic roles of migrant individuals are stressed and accepted as fundamental characteristics. The analysis of socio-economic effects of coming migrants is tried to be explained by those characteristics

    Isolation, identification and determination of antibiotic susceptibility of pasteurella spp causing respiratory diseases in cattle in aydin region

    Get PDF
    Araştırmada, Aydın ilinde bulunan Çine, Nazilli ve Aydın mezbahalarından toplanan 309 adet sığır intratracheal svap incelendi. 309 örnekten %11.0 oranında Pasteurella spp izolasyon ve identifikasyonu yapıldı. Pasteurella multocida, %9.7 (30 adet), Pasteurella haemolytica ise %1.3 (4 adet) oranında tespit edildi. Pasteurella multocida suşlarının antibiyotiklere karşı duyarlılıkları ve dirençliliklerini tespit etmek amacıyla disk difüzyon yöntemi kullanıldı. Çalışmada, amoksisilin-klavulanik asit, ampisilin, enrofloksasin, eritromisin, florfenikol, linkomisin, oksitetrasiklin, penisilin G, sefoksitin, streptomisin ve sülfametaksazol-trimetoprim olmak üzere 11 adet antibiyotik kullanıldı. Enrofloksasin, florfenikol ve sefoksitin'in Pasteurella multocida'ya karşı %100 duyarlı oldukları gözlenirken; streptomisin, %73.4 oranı ile oksitetrasiklinle birlikte duyarlılığı en yüksek ikinci antibiyotik grubunu oluşturmuştur. Streptomisin, %3.3 direnç oranıyla da enrofloksasin (%0.0), sefoksitin (%0.0) ve florfenikol (%0.0) grubundan sonra ikinci en az dirençliliğin görüldüğü antibiyotik olmuştur. Ampisilin, %10.0 direnç değeriyle streptomisin'i izlemektedir. Eritromisin (%86.7), penisilin G (%73.4) ve sülfametaksazol-trimetoprim (%60.0) en fazla direnç gelişen antibiyotikler olarak tespit edilmiştir. In this thesis a total number of 309 swabs from intratrachea of cattle collected from Aydın province?s slaughterhouses (namely Çine, Nazilli and Aydın), were investigated. Isolated and identified Pasteurella spp were 11.0% of the total number of swabs. Pasteurella multocida was 9.7% (30 units) and Pasteurella haemolytica was only 1.3% of which (4 units). Disc diffusion method was used to find out susceptibility and resistance of Pasteurella multocida. Eleven antibiotics were used to evaluate their effects on Pasteurella multocida strains. These were amoxicillin-clavulanic acid, ampicillin, enrofloxacin, erythromycin, florfenicol, lincomycin, oxytetracycline, penicillin G, cefoxitin, streptomycin and sulphamethoxazole-trimethoprim. Pasteurella multocida isolates were most susceptible to enroflaxacin, florfenicol and cefoxitin (all agents were 100.0% susceptible). Streptomycin was the second susceptible antibiotic group with oxytetracycline (same ratio of 73.4%). Streptomycin with 3.3% resistance rate was the second lowest resistant antibiotic after the enrofloxacin, florfenicol and cefoxitin group. Ampicillin followed streptomycin with 10.0% resistance rate. Erythromycin (86.7%), penicillin G (73.4%) and sulphamethoxazole-trimethoprim (60.0%) were the antibiotics which the highest resistance rates were developed by Pasteurella multocida strains

    Application focused on the customer service and customer satisfaction in firms and the definition of customer satisfaction in different banks and regions

    Get PDF
    Müşteri hizmetleri, bir işletmenin müşterilerle bütünleşme yönünde harcadığı çabaların tümüdür. Klasik yönetim anlayışında "ürün ve kar odaklı" olarak düşünülen rekabet, modern yönetim anlayışında " kalite ve müşteri odaklı" olarak uygulanmaya başlanılmıştır. Rekabetçi yarışın son hızla sürdüğü günümüz koşullarında fark yaratabilmek veya bir adım daha öne geçebilmek amacıyla yoğun çalışmalarda bulunulmasının yanı sıra, müşteri memnuniyeti ilk kural olarak ele alınmalıdır. şletmeler tüm üretim ve hizmet stratejilerini müşterilerinin taleplerini tam olarak karşılayabilmek ve onları memnun edebilmek üzere planlamaktadırlar. Günümüzde ekonomilerin performans değerlendirme modelleri de müşterilerini ne derece memnun edebildikleri üzerine kurulmaktadır. Sürekli artan bir rekabet ortamı içerisindeki bankaların, başarılarında en önemli unsurlardan biri de modern bir pazarlama anlayışıyla sunulan hizmetin niteliğini iyileştirmek kapsamında, rakiplerin sunduğu hizmete göre bölgesel ihtiyaçlardaki farklılaşmayı tespit ederek bunları uygulamaya geçirebilmesidir. Customer services are the integrated attempts that firms spend to communicate with their customers. Competition which is thought as? product and profit-centered? in the classical administration approach has yet begun to be applied as ?quality and customer-centered? in the modern administration approach. In today?s rapidly growing competition conditions, organizations should accept customer satisfaction as the first rule, along with hardworking in order to create difference and to go forward one more step. Firms plan their all production and service strategies in order to fully meet their customers? needs and demands and to satisfy them. Today, the performance evaluation models of economies are also based on how much they satisfy the customers. In continuous growing competition conditions, one of the most important factors in the success of the banks is to improve the quality of the service provided according to a modern market approach focusing on the differences in regional needs concerning the services supplied by competitors and applications as regards the differences

    Baked clay beak spouted pitchers of II. millennium B.C in Central Anatolia

    Get PDF
    İ.Ö II. Bin Yıl Orta Anadolu Pişmiş Toprak Gaga Ağızlı Testileri? isimli yüksek lisans bitirme tezimizde, Orta Anadolu'daki bilimsel kazılardan ele geçen, satın alma yoluyla müzelere kazandırılan ve özel koleksiyonlarda bulunan eserlerin yayınlanmış olanları incelenmiştir. Yüksek lisans bitirme tezimizde 403 adet gaga ağızlı testi incelenmiştir. Bunlar gaga formlarına, karın profillerine, buluntu yerlerine, dönemlerine, bezeme türlerine ve kullanım amaçlarına göre gruplanmıştır. İncelediğimiz gaga ağızlı testilerin 236 adeti sivri gaga ağızlı, 130 adeti kesik gaga ağızlı, 19 adeti kıvrık gaga ağızlıdır. Üzerinde çalıştığımız malzeme genellikle çark yapımıdır, bunun yanında el yapımı örnekler de görülmektedir. Gaga ağızlı testilerin bir kısmı bezemelidir. Boya bezemeli, kabartma bezemeli, kulpu heykelcikli, akıtacağı hayvan başlı örnekler mevcuttur. Gaga ağızlı testilerin bazı arkeolojik malzeme üzerinde betimlendikleri de görülmüştür. Çalışmamızda bunların bir kısmına yer verilmiştir. Yaptığımız inceleme sonucunda gaga ağızlı testilerin günlük işlerde kullanıldıkları, ölü hediyesi olarak kullanıldıkları, urne olarak kullanıldıkları, mezar örtüsü olarak kullanıldıkları ve libasyonda kullanıldıkları saptanmıştır. In our master graduation thesis named ?Baked Clay Beak Spouted Pitchers Of II. Millennium B.C İn Central Anatolia?, the published works of arts from those which have been obtained from the scientific excavations in the Central Anatolia, have the museums had them gained through purchase and existing in the special collections have been studied. İn our thesis, 403 beak spouted pitchers have been studied. They have been grouped according to their beak forms, abdomen profiles, finding places, periods, ornament types and usage purposes. Of the beak spouted pitchers studied by us, 236 pieces are peaked beak spout, 130 pieces are cut beak spout and 19 pieces are curled beak spout. The material on which we have studied are genereally potter?s wheel made, along with them, also hand made samples are seen. Some of the beak spouted pitchers are ornamented. There are samples of paint ornamented, embossed ornamented, with figurine handle and spout with animal head. It has been also seen that the beakspouted pitchers have been included in our studies. As a result of the study made by us, it has been determined that the beak spouted pitchers have been used in daily Works, as dead gift, as dead earthenware pot, as grave cover and used in libation

    The relationship between attachment style suicidal behavior in a group of university students

    No full text
    Bu tezde, Bowlby'nin (1973) geliştirdiği "Bağlanma Kuramı" temelinde, Bartholomew ve Horowitz (1991) tarafından geliştirilen farklı bağlanma kategorüerinin (Güvenli, Kayıtsız, Korkulu, Saplantılı) bir grup üniversite öğrencisinde intihar davranışıyla ilişkisi sınanmışlar. Araştırmanın örneklemini Adnan Menderes Üniversitesinin farklı bölümlerinde okuyan öğrenciler oluşturmuştur (N = 701, Kız = % 43; Erkek= % 56). Bağlanma stillerini ölçen İlişki Anketi ve intihar düşünce ve girişimim' değerlendiren indeks, hocalarından izin alınarak, ders öncesi veya sonrası, öğrencilere dağıtılmıştır. Araştırmanın kabul edilen hipotezleri şunlardır: 1-) Kendine karşı olumsuz algıları olan Saplantılı ve Korkulu bağlanma kategorilerine giren kişilerde, kendini olumlu algılayan Güvenli ve Kayıtsız bağlanmış kişilere göre daha yüksek oranda intihar düşüncesi görülmüştür. 2-) Kendini olumsuz, diğerlerini olumlu algılayan Saplantılı bağlanmış kişilerin intihar düşüncesi, Korkulu bağlanmış kişilere göre daha yüksek oranda görülmüştür. Korkulu ve Saplantılı bağlananlarda intihar düşüncesinin daha çok görülmesi, kendilerine ilişkin algılarının olumsuz olmasıyla açıklanmıştır. Saplantılı bağlanma ve intihar davranışı arasındaki ilişki ise şu şekilde yorumlanmıştır: Çocukken ebeveynlerinin sevgisinden emin olamamaları, yetişkinlikteki ilişkilerine yansır. İlişkilerine ilişkin tatminsizlik ve güvensizlik hisleriyle birlikte, kökeninde ebeveynlerini kaybetme korkulan canlanabilir. Kayıpla birlikte, yeterince sevilmeme ve yalnız kalma korkularını kontrol etmenin bir yolu olarak intihar davranışına yönelebilirler. In this thesis, on the base of Bolwby's (1973) Attachment theory, the association between different attachment categories (Secure, Fearful, Preoccupied, Dissmising) developed by Bartholemew and Horowitz (1991) and suicidal behavior was examined in a group of university students. Research sample was consisted of students from different departments of Adnan Menderes University (N: 701, Women: 43%, Men:56%). Students filled in a questionnaire including a measure of attachment, suicidal behavior ans sociodemographics. The following hypothesis were supported; 1) The people having negative self-perception, who are in Preoccupied and Fearful attachment categories, have more suicide ideas than people having positive self-perception who are in Secure and Dissmising categories. 2) The people having negative perception of self and also having positive perception of other, who are Preoccupied attachment categories, have more suicide ideas than people who are in fearful attachment categories. The reason of seeing suicide ideas mostly on Fearful and Preoccupied attached people is explained with their negative perception of self. The relation between Preoccupied attachment and suicide behavior interpreted as: People's not being sure of parental love when they were child, effects their adult relationship. Dissatisfied with and insecure about their relationships, original fear of losing towards their parents may come to life. As a way of controlling this fear, they may resort to suicidal behavior during times of personal crisis

    tudies on detection of viruses by DAS-ELISA and biological methods from common tomato seeds use in Aydin province

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, Aydın ili ve ilçelerinde yetiştirilen sofralık ve sanayi domates çeşitlerine ait tohum örneklerinde tohum kaynaklı bazı viral etmenleri belirlemektir. Bu amaçla, sertifikalı 28 sofralık, 16 sanayi domates çeşidinde, tütün mozaik virüsü (Tobacco mosaic tobamovirus, TMV), domates mozaik virüsü (Tomato mosaic tobamovirus, ToMV), domates siyah halka virüsü (Tomato black ring nepovirus, TBRV) ve hıyar mozaik virüsü (Cucumber mosaic cucumovirus, CMV)'nün varlığını saptamak için DAS-ELISA ve biyolojik yöntemler (bitki yetiştirme ve test bitkilerine inokulasyon yöntemleri) kullanılmıştır. DAS-ELISA sonucuna göre, domates tohum Örneklerinin TMV, ToMV ve TBRV ile enfekteli, CMV ile enfekteli olmadığı saptanmıştır. Test edilen 44 domates çeşidine ait tohum örneğinden 7 (% 15. 90)' sinin sadece TMV, 22 (%50)'sinin TMV+ToMV, 5 (%1 1.36)'inin de TMV+ToMV+TBRV ile enfekteli olduğu belirlenmiştir. DAS-ELISA yöntemiyle TMV, ToMV ve TBRV ile enfekteli olduğu saptanan çeşitlerden elde edilen bitki yapraklarından hazırlanan özsuları ile test bitkilerine mekanik inokulasyon uygulanmıştır. TMV ile enfekteli yapraktan yapılan mekanik inokulasyon sonucunda Chenopodium amaranticolor' da klorotik lokal lekeler, Datura stramonium ve Nicotiana glutinosd'da. nekrotik lekeler, Nicotiona tabacum ev. Samsun yapraklarında kabarma ve Nicotiana tabacum ev. White Burley'de ise damarlarda renk açılmaları gözlenmiştir. ToMV ile enfekteli domates bitkilerinin yapraklarından hazırlanmış bitki özsuyunun ise Datura stramonium yapraklarında nekrotik lekelere, Nicotiana glutinosa ve Nicotiana rustica yapraklarında renk açılmalarına, Nicotiana tabacum ev. White Burley'de ise damar açılmalarına neden olduğu saptanmıştır. Chenopodium amaranticolor yapraklarında benek şeklinde klorotik renk açılmalar], Gomphrena globosa yapraklarında kırmızımsı kahverengi lokal lekeler ve Phaseolus vulgaris yapraklarında koyu kahverengi lokal lekeler ise TBRV ile enfekteli domates bitkilerinin yapraklardan elde edilmiş bitki özsuyun inokulasyonu sonucunda meydana gelmiştir. The aim of this study was detect seed-borne viruses from seeds of table and processing tomato cultivars grown in Aydın province. For this purpose, 28 table and 16 processing certified tomato cultivars seeds were tested by DAS-ELISA and biological methods (grow-out test and mechanical inoculation), for the presence of Tobacco mosaic virus (TMV), Tomato mosaic virus (ToMV), Tomato black ring virus (TBRV) and Cucumber mosaic virus (CMV). As a result of DAS-ELISA test, tomato seeds were found to be infected with TMV, ToMV and TBRV. However, CMV was not detected in any of the seed samples. It was found that, 7 (15.90%) of 44 tested tomato seed samples infected with TMV, mat 22 (50%) of them infected with TMV+ToMV and that 5 (1 1.36%) of them infected with TMV+ToMV+TBRV. The mechanical inoculation was applied to test plants with plant leaves obtained from the seeds infected with TMV, ToMV and TBRV detected by DAS-ELISA. The juice of plant leaves from the seeds infected with TMV produced chlorotic local spots on Chenopodium amaranticolor, necrotic local spots on Datura stramonium and Nicotiana glutinosa, mottle on the leaves of Nicotiana tabacum cv. Samsun and vein clearing on Nicotiana tabacum cv. White Burley; those infected with ToMV produced necrotic local spots on the leaves of the Datura stramonium, a chlorotic local spots on the leaves of Nicotiana glutinosa and Nicotiana rustica and Nicotiana tabacum cv. White Burley as in TMV. On the other hand, it was thought that those infected with TBRV produced chlorotic local spot on Chenopodium amaranticolor, reddish-brown local spots on the leaves of Gomphrena globosa and dark brown local spots on the leaves of Phaseolus vulgaris

    The revision of soil survey of research and application Farm Lands of Agriculture of Faculty of Adnan Menderes University

    Get PDF
    Bu tezin konusu, 1999 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma ve uygulama çiftliği arazisi topraklarında yapılmış olan etüt ve haritalama çalışmalarının, yeni teknolojiler ve veriler ışığında revize edilmesidir. Yaklaşık 2400 da büyüklüğündeki çalışma alanı içerisinde 6 farklı fizyografik ünite tespit edilmiş olup, bu üniteler üzerinde 26 profil çukuru açılmış ve 15 tanesi seri olarak tanımlanmıştır. Her seriden horizon esasına göre toprak örnekleri alınmış ve laboratuvarda kimyasal ve fiziksel analizleri yapılmıştır. Yapılan laboratuvar analizleri ve morfolojik gözlemler sonucunda seri toprakları Toprak Taksonomisi (Soil Taxonomy, 2014)'ne göre Entisol ve Inceptisol, FAO/UNESCO (FAO/UNESCO, 2006) 'ya göre ise Fluvisol, Regosol ve Calcisol olarak sınıflandırılmışlardır. Çalışma sonucunda alanın 1/5000 ölçekli temel toprak haritası üretilmiştir. Ayrıca alanda zaman içerisinde meydana gelen değişimler tespit edilerek, sorunlar hakkında çözüm önerileri getirilmiştir. In this thesis, it was aimed to update the survey and map work that was done in experimental fields of Research and Application Farm, Department of Agricultural Faculty in Adnan Menderes University in 1999 with respect to new technologies and informations. In the work area (approximately 2400 da) it was detected six different physiographical units, 26 pedon was hollowed out over the units and 15 of them was identified as a series. Soil samples were taken from the each series with respect to horizon principle, chemical and physical analysis were conducted in the laboratory. According to the results of analysis and morphological observations, soil samples were classified as Entisol and Inceptisol in Soil Taxonomy 2014 and classified as Fluvisol, Regosol, Calcisol in FAO/UNESCO 2006. 1/5000 scale soil map was obtained at the end of the work. The changes in the work area were identified over the time, solutions have been developed about the issues

    The relationship between greenhouse gas emissions and macroeconomic variables: Panel data analysis for OECD countries

    No full text
    Birleşmiş Milletlerin son yıllarda önem verdiği konular arasında yer alan ve ciddi bir tehdit oluşturan iklim değişikliği, insan faaliyetleri nedeniyle sera gazı emisyon miktarının artması ve doğal sera gazı konsantrasyonun değişmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler çevresel kirlenmenin önüne geçmek için birtakım politikalar ve araçlar geliştirmiştir. Bu politika ve araçlarla sera gazı emisyonlarının azaltılmasına çalışılmaktadır. Bu bağlamda; 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve 16 Şubat 2005'te imzalanan Kyoto Protokolü, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin önüne geçmek için önüne geçmek için yapılan en önemli girişimlerdir. Bu çalışmada; sera gazı emisyonlarının makroekonomik değişkenlerle olan ilişkisi OECD ülkeleri için, 1971-2011 dönemi yıllık verileri kullanılarak panel veri analiziyle araştırılmıştır. Bu aşamada ilk olarak kullanılacak testlerin belirlenmesi için; ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığı araştırması yapılması gerekmektedir. Yapılan yatay kesit bağımlılığı testi sonucunda; ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığının olduğu görülmüştür. Bu durumu dikkate alan ikinci kuşak birim kök testlerinden CADF ve CIPS panel birim kök testleri kullanılmış ve serilerin düzey değerlerinde durağan olmadığı görülmüştür. Seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı; Westerlund Durbin Hausman (2008) Testi ile incelenmiş ve seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin var olduğu belirlenmiştir. Son aşamada ise uzun dönem eşbütünleşme katsayıları, Pesaran (2006b) tarafından geliştirilmiş olan CCE yöntemiyle tahmin edilmiştir. Climate change , which is considered as one of the greatest challenges the world faces today, results from increases in greenhouse gas emissions because of human activities and increases in greenhouse gas concentrations. UN developed a variety of policies and tools to mitigate this environmental issue, the aim of which is to reduce greenhouse gas emissions. In this context, The United Nations Framework Convention on Climate Change, which was put into force on 21st March and Kyoto Protocol on 16th February 2005, are the most important attempts to prevent global warming. A variety of policies and tools have been developed by KP and UNFCCC to cope with increasing ghg emissions. In this study, the relationship between greenhouse emissions with macroeconomic variables was studied, for OECD countries, using 1971-2011 data through panel data analysis. At this stage it is necessary to do cross-sectional dependency research to determine the tests to be used. As a result of the cross-sectional dependency test, it was observed that there is cross-sectional test between the countries. Of the second generation unit root tests, CADF and CIPS, which takes this situation into consideration, was used to test it and it was observed that series are not stationary at the level values. The existence of cointegration relation between series was examined through Westerlund Durbin Hausman Test; and it was confirmed that there was cointegration relation between series. In the end, long-term cointegration coefficient of cointegrated model was estimated through estimation method based on the Common Correlated Effect developed by Pesaran (2006b)
    Adnan Menderes University is based in TR
    Do you manage Adnan Menderes University? Access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Dashboard!