Bilgi Merkezi
Not a member yet
1013 research outputs found
Sort by
İKNA EDİCİ İLETİŞİM TEKNİĞİ OLARAK TEK YANLI VE İKİ YANLI SUNUMUN KRİZ YÖNETİMİ SÜRECİNE ETKİSİ
Birçok yapının entegre bir biçimde eylemlerini gerçekleştirmekte olduğu günümüz toplumlarında, bir yapıda meydana gelen değişim diğer yapılara da sirayet ederek, işleyiş süreçlerini etkileyebilme yeteneğine sahiptir. Etkileşimin doğrudan, yoğun ve olumsuz olduğu durumlar, kuruluşlar için sadece farklı sorun alanları oluşturmakla kalmamakta, kimi zaman çok daha ileri boyutlara vararak kriz halini almaktadır. Sistemli ve bilinçli bir biçimde yönetilmeyi gerektiren, bu bağlamda da etkili bir kriz iletişimini hayati kılan kriz dönemlerinde dikkat edilecek başlıca hususlardan birisi, medya ve diğer hedef kitlelerle yakın temas sağlanırken, aktarılacak bilgilerde izlenilecek yol ve kullanılacak tekniklerdir. Kurumsal yapı duruma göre, tek yanlı bilgi aktarımını tercih edebileceği gibi, iki yanlı bilgilendirme sürecini de yeğleyebilir. Bu çalışmada hangi durumlarda tek yanlı sunumun, hangilerinde ise iki yanlı sunumun uygun olacağı retoriksel tasarım çerçevesinde değerlendirilmektedir. Tüm bu değerlendirmeler yapılırken, seçilecek yollarda krizin türünün, boyutunun, faaliyet gösterilen sektörel yapının, hedef kitledeki algının ve krize yaklaşım tarzının hangi oranda, nasıl bir belirleyici etkiye sahip olduğu bağlamından hareket edilmektedir. Sonuç olarak tek yanlı sunumun, eğitim düzeyi düşük ve tek kanaldan bilgilenen hedef kitle için kısa süreli etki yaratılmak istendiğinde devreye sokulmasının, diğer durumlarda ise iki yanlı sunumun kriz dönemlerinde iletişim tekniği olarak kullanılmasının uygun olduğu yönündeki sonuçlar gerekçeleriyle birlikte ortaya konulmaktadır
ŞEHİR HASTANESİNDE HASTA MEMNUNİYETİ ARAŞTIRMASI: ISPARTA İLİ ÖRNEĞİ
Hasta memnuniyeti, sağlık kurumlarının önemli kalite ve performans göstergeleri arasında yer almaktadır. Hasta memnuniyetinin sağlık kurumları açısından bu denli önemli oluşu kavramı birçok çalışmaya konu yapmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında sağlık sektöründe meydana gelen reformlardan biri de Şehir Hastaneleri projesidir. Şehir hastaneleri, Kamu-Özel Ortaklığı modeliyle finansmanı sağlanarak hayata geçirilmiştir. Bu geçiş sürecinden çalışanlar kadar hastalar da etkilenmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı Isparta Şehir Hastanesinde hizmet alan hastaların memnuniyet düzeylerini tespit etmektir. Aynı zamanda örnekleme dâhil edilen hastaların Devlet Hastanesi, Gülkent Hastanesi ve Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin Isparta Şehir Hastanesine dönüşmesine dair görüşlerinin belirlenmesi de bir diğer amaç olarak ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında hasta memnuniyeti dört farklı boyutta, fiziksel ortam, genel memnuniyet, personel memnuniyeti ve zaman boyutlarında ele alınarak, hastaların memnuniyet düzeyleri incelenmiştir. Hastaların bu dört boyut çerçevesinde hastaneden oldukça memnun oldukları tespit edilmiştir. Özellikle şehir hastanesinde kullanılan araç gereçlerin kalitesi, muayene odalarının rahatlığı, hijyen koşulların uygunluğu, hastanenin fiziki görünümü ve ferahlığı hastaları memnun eden faktörler arasındadır. Diğer yandan hasta memnuniyetini düşüren başlıca faktörler arasında şehir hastanesine ulaşım sorunu, tıbbi sekreterlerin olmaması, hastane içi karışıklık/büyüklük, hastane içi ulaşım, otopark ve kantin vb. yer almaktadır
SEKRETERLERİN VE ASİSTANLARIN MÜZAKERE TARZLARI: ISPARTA İL MERKEZİNDEKİ ÖZEL HASTANELERİNDE BİR ARAŞTIRMA
Müzakere tarzları, bireylerin müzakere sürecinde sergiledikleri tutum ve davranışlarla ilgilidir. Demografik özellikleri de müzakere tarzına etki eden önemli değişkenlerden birisidir. Bu kapsamda çalışmada, demografik özelliklerin sekreter ve asistanların müzakere tarzlarına etkisini belirlemek amacıyla Türkiye’nin Isparta il merkezindeki özel hastanelerde sekreter ve asistan olarak çalışan 200 bireyle araştırma yapılmıştır. Bu amaçla ileri sürülen hipotezler doğrultusunda anket çalışması (Tu, 2007) ile elde edilen verilere istatistik olarak değerlendirilerek frekans ve ki-kare bağımsızlık testi uygulanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’ deki diğer müzakere tarzı çalışmalarından farklı olarak, Casse ve Deol’un modeli kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet değişkeninin normatif müzakere tarzı ve gerçekçi müzakere tarzı üzerinde anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, kadınların, her iki müzakere tarzları eğilimlerinin, erkeklerden daha fazla olduğunu içermektedir. Çalışma, eğitim düzeyleri değişkeninin analitik müzakere tarzı, gerçekçi müzakere tarzı ve sezgisel müzakere tarzı üzerinde anlamlı etkilediği sonucuna varmıştır. Eğitim düzeyi yüksek olanlarda gerçekçi ve sezgisel müzakere tarzlarına daha fazla eğilimli, analitik müzakere tarzı eğiliminin ise daha az olduğu görülmüştür. Yaş değişkeninin analitik müzakere tazı, normatif müzakere tarzı ve sezgisel müzakere tarzı üzerinde anlamlı etkilediği sonucuna varılmıştır. Yaş arttıkça analitik müzakere tarzı eğilimi azalırken, normatif ve sezgisel müzakere tarzı eğilimlerinin arttığı tespit edilmiştir
ÖN LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN UMUTSUZLUK ALGILARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
Bu çalışmanın amacı, ön lisans öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerini ve umutsuzluk düzeylerinde çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve baba öğrenim durumu, gelir durumu, kişilik özellikleri, yaşam kalitesi, sosyal ilişkiler) farklılık olup olmadığının incelemektir. Araştırmanın evrenini Salihli Meslek Yüksekokulu’nda 2017-2018 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin umutsuzluk düzeylerini tespit etmek için “Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)” ve kişisel anket formu uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler frekans ve yüzdesel dağılımlar, betimsel istatistikler, Mann Whiney U ve Kruskall Wallis ile test edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, araştırmaya katılan öğrencilerin umutsuzluk düzeyi (4.342 ± 3.627) hafif düzeyde çıkmıştır. Bu sonuç Salihli MYO’da öğrenim gören öğrencilerin gelecekten umutsuz olmadığını göstermektedir. Ayrıca ailelerinin gelir durumu, kişilik özellikleri, yaşam kaliteleri ve sosyal ilişkileri gibi değişkenler ile öğrencilerin umutsuzluk düzeyi arasında anlamlı farklılıklar (
2015-2016 KRİZİNİN TÜRKİYE TURİZMİNE YANSIMALARI
Tüm dünyada gelişimini hız kesmeden sürdüren turizm faaliyetleri ülkeleri ekonomik anlamda olumlu etkilemektedir. Ancak turizm sektörü ekonomik, siyasi veya toplumsal nedenlerle meydana gelen krizlere karşı oldukça duyarlılık göstermektedir. Sektörün talep esnekliğinin yüksek olması ortaya çıkan kriz ortamından etkilenme düzeyini de arttırmaktadır. Sektör, uluslararası hareketlilik kapsamında faaliyet gösterdiği için ulusal ve uluslararası boyuttaki krizlerden farklı düzeylerde etkilenebilmektedir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu hassasiyet son derece yüksektir. 2015 yılında Türkiye ve Rusya arasında yaşanan siyasi gerginlikle başlayan daha sonra 2016 yılında darbe teşebbüsü ile patlak veren ekonomik, sosyal ve toplumsal değişim turizm sektörünü de etkilemiştir. Bu çalışmada, 2015-2016 krizinin turizm sektörünü ne derece etkilediği ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla, Türkiye’de 2000-2016 yılları arasında elde edilen turizm gelirleri, turizm giderleri, turizmin GSMH içindeki payı, dış ticaret açığını kapatma oranı, turizm istihdam oranları, ülkeye gelen ziyaretçi sayıları, kişi başına düşen ortalama harcama miktarları, ortalama geceleme sayıları ve doluluk oranları gibi ekonomik göstergeler ortaya konulmaktadır. Yaşanan krizin en belirgin sonucunu gördüğümüz 2016 yılı verileri önceki yılların verileri ile karşılaştırılarak krizin boyutu belirlenmeye çalışılmaktadır. Sonuçta değerlendirilen turizm verilerinin son 16 yılın en düşük verileri olduğu ve sektörün bu krizden ciddi anlamda etkilediği tespit edilmiştir
X KUŞAĞI AKADEMİSYENLER İLE Y KUŞAĞI ÖĞRENCİLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI ALGILARI
X ve Y kuşağının birbirlerine karşı algılarının ve bakış açılarının ortaya çıkarılması, bu çalışmanın amacını oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda; bir taraftan X Kuşağı akademisyenlerin, Y Kuşağı öğrenci özellikleri ile ilgili ne tür algılara sahip oldukları incelenirken diğer taraftan Y Kuşağı öğrencilerin, derslerine giren X Kuşağı akademisyenlerin etkileşim özellikleri hakkında nasıl bir algı ve görüşe sahip oldukları incelenerek bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için veri toplama aracı olarak; X Kuşağına uygulanan araştırmada, Smith ve Smith (2005)’in “Öğretmenlerin Y Kuşağı Öğrenci Özellikleri Algıları Ölçeği” Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görevli 68 akademisyene uygulanırken Y Kuşağı üzerine yapılan araştırmada ise Wubbels ve Levy (1993)’nin “Öğretmen Etkileşim Ölçeği” aynı fakültedeki 6.766 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; X Kuşağı, Y Kuşağını hem genel özellikler hem de öğrenme yetkinlikleri bakımından yetersiz görürken iş ve iletişim yetkinlikleri açısından olumlu ya da olumsuz bir eğilim belirtmemektedirler. Buna karşılık Y Kuşağı, X Kuşağını etkileşim özellikleri açısından yeterli görmekte, onları bir yandan lider, yardımsever (cana yakın), anlayışlı, kararlı, memnun ve uyarıcı olmayan bireyler olarak görürken diğer yandan sert ve özgürlükçü olmayan kişiler olarak değerlendirmektedir
ARDUİNO İLE ELEKTRİK MOTORLARININ İNTERNET TABANLI KONTROLÜ ve İZLENMESİ
Teknoloji ile birlikte sistemlerin kontrol yöntemleri de hızla gelişmektedir. Eskiden çok zor olan bir kontrol artık daha kolay ve en önemlisi çok daha ekonomik olarak yapılmaktadır. İnternetin yaygınlaşması ve bağlantı hızının artması ile sistemlerin kontrolü ve izlenmesi internet üzerinden gerçekleşebilmektedir. Birçok insan, işyerlerindeki makinelerini internet kullanarak uzaktan kontrol etmek ve işyerlerini internet üzerinden eşzamanlı izlemek istemektedirler.
Bu çalışmada, bilgisayar destekli ve internet üzerinden kablosuz olarak step, servo ve DA (Doğru Akım) motor kontrolü ve sistemin kurulu olduğu bölgenin eşzamanlı izlenilmesi gerçekleştirilmiştir. Sistem gerektiği zaman başka bir bölgeye kurulabilmekte, farklı bir bilgisayardan uzaktan kontrol edilebilmektedir. Arduino UNO R3 kartı ile birlikte Arduino Motor Shield kullanılarak birden fazla ve her biri farklı türlerde motorlar kontrol edilmiştir. Bu çalışmanın en büyük amacı uzaktan erişim ile istenilen motorların kontrol edilmesinin sağlanması ve bu sayede istenilen endüstriyel kontrolün uzaktan erişim ile yapılmasıdır. Bu özellik sayesinde sistemin 7gün/24 saat online olarak kontrol edilmesini sağlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Arduino, internet tabanlı kontrol, motor sürücü, servo motor, step motor, DA motor
İNTERNET ÇAĞINDA SANAL ORTAM YALNIZLIĞI: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışmanın konusunu “yalnız olma durumu, kimsesizlik” şeklinde ifade edilen yalnızlık ve “insanların gerçek sosyal yaşamdan ayrılarak sanal sosyal aktivitelere yönelmeye başladığını gösteren” şeklinde ifade edilen sanal yalnızlık oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitim gören İşletme Bölümü öğrencilerinin sanal ortam yalnızlığı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden (328 kişi) oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Korkmaz ve arkadaşları (2014) tarafından geliştirilen “Sanal Ortam Yalnızlık Ölçeği (SOYÖ)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkek öğrencilerin, kız öğrencilere göre daha fazla sanal paylaşımda bulundukları; erkek öğrencilerin, kız öğrencilere göre sanal ortamda daha sosyal oldukları sonucuna varılmıştır. Yine araştırma sonucunda öğrencilerin şiddetli olmasa da sanal ortam yalnızlığı yaşadıkları söylenebilir
ENFORMEL BİR İŞ VE İSTİHDAM ALANI OLARAK YAŞLI BAKICILIĞI: YAŞLI YAKINLARI İLE BAKICI İLİŞKİLERİNDE YAŞANAN SORUNLAR
Bu çalışma, Türkiye’de gittikçe görünürlüğü artan bir sorun haline gelen yaşlılık olgusunun genellikle ihmal edilen yaşlı bakımı ve bakıcılığına dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Yaşlı bakımıyla ilgili hizmetler, gittikçe artan bir şekilde enformel bir istihdam alanı haline gelmektedir. Yaşlı bakımına yönelik hizmet alımı ya da bakıcı istihdamına yönelik talep yoğunlaşması arttıkça işveren konumundaki yaşlı yakınları ile iş gören konumundaki bakıcılar arasındaki ilişkilerde, çeşitli sorunlar/mağduriyetler ortaya çıkmaktadır. Çalışma; nitel teknikle bir grup denek üzerinden elde edilen verilere dayandırılmış ve yaşlı bakıcıları ve aile üyeleri arasında yaşanan bu sorunlar ve yaşanan mağduriyetler saptamaya çalışılmıştır. Araştırma grubunu oluşturan ve enformel yaşlı bakıcılığı hizmetinden yararlanan 15 yaşlı yakını ile yaşlı bakıcılığı yapan 15 bireyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve veriler metne dönüştürülmüştür. Araştırma sonucunda belli başlı bulgular olarak; yaşlı yakınları ve bakıcıları arasında bakıcıya ulaşma, sosyal haklar, iş tanımının belirsizliği, bakım yükü ve eğitim düzeyinin yetersizliğine bağlı sorunlar saptanmıştır