Bu çalışmada, 1925'te tekke ve zâviyelerin kapatılmasına kadar Mısrî Dergâhı'nın son postnişîni olan Mehmet Şemsettin Ulusoy'un (ö. 1936) Eş'âr-ı Şemsî adlı eserinde Hz. Ali'ye (ö. 40/661), duyduğu derin sevgi ve bağlılık incelenecektir. Ulusoy, sadece son postnişîn olarak değil, aynı zamanda üretken bir mutasavvıf, şair ve yazar olarak da tanınmaktadır. Hz. Peygamber'e; Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Niyâzî-i Mısrî'ye (ö. 1105/1694) beslediği muhabbeti anlattığı ve Bursa'nın dînî ve tasavvufî hayatı üzerine önemli bilgileri aktardığı Eş'âr-ı Şemsî, toplamda 753 manzûmeden oluşmaktadır. Bu manzûmeler içinde Hz. Ali sevgisine yönelik beyitler önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada Hz. Ali ile özleşen üç kavram; fütüvvet, ilim ve velâyet üzerinden incelemeler yapılmıştır. Klasik metinlerde, eski ve köklü tarikatlarda, Anadolu'da etkili olan bazı tarikatlarda Hz. Ali'nin bu üç kavram ile ilintili olarak nasıl konumlandırıldığını incelenmiştir. Ardından Halvetî Mısriyye tarikatında dolayısı ile Niyâzî-i Mısrî'nin Hz. Ali sevgisi, kavramlar doğrultusunda işlenmiştir. Niyâzî-i Mısrî'nin tasavvufî düşünceleri ve Hz. Ali'ye duyduğu muhabbet, Ulusoy'un manevi dünyasını şekillendiren ve eserlerine yansıyan önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Ulusoy'un, Hz. Ali hakkındaki eleştirilere Ehl-i Sünnet perspektifinden getirdiği savunmacı yaklaşımı şiirlerinde açıkça okunmaktadır. Bu çalışma, tasavvuf edebiyatının yakın dönem örneklerinden biri olan Eş'âr-ı Şemsî'nin, Hz. Ali'nin manevi konumunu ve eserin yazıldığı dönemde Mısriyye tarikatının görüşlerini yansıtmaktadır
Is data on this page outdated, violates copyrights or anything else? Report the problem now and we will take corresponding actions after reviewing your request.