Adnan Menderes University

    The role of after-sales customer support in strengthening customer loyalty: an application in the automotive sector

    No full text
    Günümüzde firmaların en temel sorunu uzun vadede faaliyetlerine devam edebilmek ve karlılığını artırabilmektir. Bunun sağlanabilmesi en büyük gelir kaynakları olan müşterilerine sunmuş oldukları mal ve hizmetlerin kalitesinin artmasına bağlıdır. Kendisine sunulan mal ve hizmetlerden memnun olan müşterinin işletmeye olan bağlılığı artacaktır. Bu ilişkinin uzun vadeye yayılabilmesi durumunda müşteri sadık müşteri olacak ve işletme ile uzun dönem ilişki içerisinde kalacaktır. Ortalama bir gelire sahip bireylerin gündelik hayat içerisindeki hayalleri bir ev ve araba sahibi olmaktır. Bu doğrultuda lüks tüketim olarak adlandırılan otomotiv sektörü içerisinde müşterilerin taleplerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmek firmalar için büyük önem taşımaktadır. Ürün satıldıktan sonra müşteriye sağlanan hizmetlerin kalitesi ve tam olması müşterinin yeni mal alımında firmayı tercih etmesine neden olacaktır. Bu ise sadık müşteri anlamına gelmektedir. Sadık müşteri hem firmanın yeni ürünlerini tercih edebilecek ve hem de firmanın servis hizmetlerini kullanmak suretiyle firmaya iki kez gelir temin etmiş olacaktır. Bu nedenle firma için sadık müşteri daha yüksek kâr anlamına gelmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, 1 Nisan- 1 Temmuz 2016 döneminde Aydın ilinde otomobile sahip müşterilerin, almış oldukları servis hizmetlerine ilişkin memnuniyet düzeylerini ölçmek için anket uygulaması yapılmıştır. Anket uygulamasında “sistematik ve oransal anket yöntemi” seçilmiştir. Anket çalışması, yüz yüze görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Aydın il merkezinde kayıtlı 167.169 adet binek araç bulunmaktadır. Yapılan alan çalışmasının güvenirliği ile ilgili olarak % 5 anlam seviyesinde 300 araç sahibi ile görüşülmüştür. Yapılan faktör analizi sonucunda üç grup değişkeni göz önüne alınmıştır. Birinci grup değişkenleri müşteri memnuniyetini ölçmekte, ikinci grup değişkenleri satış sonrası müşteri hizmetlerinin araç sahipliği açısından önemini ölçmekte ve üçüncü grup değişkenleri müşteri sadakatini ölçmektedir. Birinci değişken grubu 3 faktörden oluşmaktadır ve varyansın% 73,945'ini açıklamaktadır. İkinci değişken grubu 3 faktörden oluşmaktadır ve varyansın% 75,756'sını açıklamaktadır ve üçüncü değişkenler 2 faktörden oluşmaktadır ve varyansın% 78,231'ini açıklamaktadır. Yapılan anket sonuçlarına göre otomotiv sektöründe müşterilere sunulan hizmetin kalitesi arttığında, müşteriye daha sıcak yaklaşıldığında ve sorunları daha kısa sürede çözüldüğünde müşteri memnuniyeti ve onunla orantılı olarak müşteri sadakati artmaktadır.The major issue for present day firms is to increase their profitability and to continue their business operations in the long run. This requires improvement of the quality of goods and services they provide for their customers who are their main source of revenues. Customer loyalty increases on the satisfaction they get from goods and services provided. Should this customer-firm connection extends further in the long run, the customer will become a loyal customer, and that loyalty will be long lasting. The daily-life vision of an individual with an average income is the possession of a house and a vehicle. As automotive sector has long been perceived in luxury consumption, automotive sales should always evolve by satisfying customer demands promptly and thoroughly. The quality and perfection of after-sales services will affect the customer decisions and preferences in the next purchase; this means customer loyalty. A loyal customer will prefer new products of the firm, and also will use the services provided, which means double income for the firm. Customer loyalty comes to mean higher profit. Within the scope of this thesis study, a survey has been carried out between 1 April and 1July, 2016, with customers who are automobile owners located in Aydin province, on their satisfaction levels regarding the customer services they receive from particular automotive dealers. Systematic sampling and proportional sampling methods are preferred for the survey. Face to face interviews were held. There are 167,169 vehicles registered in Aydin province. Related to the reliability of the field research, 300 interviews with vehicle owners were carried out, with 5% level of significance. As a result of the factor analysis carried out, three group variables were considered. The first group variables measure customer satisfaction, the second group variables measure the importance of after-sales customer service in terms of vehicle ownership, and the third group variables measure customer loyalty. The first group of variables consists of 3 factors and explains 73,945% of the variance. The second group of variables consist of 3 factors and explains 75,756 % of the variance and the third group of variables consist of 2 factors and explains 78,231 % of the variance. According to the results of the survey, regarding the automotive sector, depending on the increase in the quality of the service provided to the customers, also when the attitude towards customer is more sincere and the problems of the customers are solved in a shorter time, customer satisfaction and the customer loyalty increases accordingly

    Investigations on yield and fruit quality of sarilop fig clones for further registration

    No full text
    Sarılop, Ege Bölgesi incir varlığının hemen hemen tamamını oluşturan üstün kurutmalık özelliklere sahip bir incir çeşididir. Sarılopun üstün kuru kalitesi yanında, çatlama ve güneş yanıklığına hassas, zararlı ve hastalık etmenlerinin girişine olanak tanıyan geniş ağız açıklığına sahip olması gibi olumsuz özellikleri bulunmaktadır. Sayılan olumsuzlukların giderilmesinde Sarılop incir çeşidi içindeki klonal varyasyondan yararlanmak amacıyla Ege Bölgesi Sarılop popülasyonu içinden seçilerek üstün nitelikli olan 25 klonu ile 1994 yılında Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü’nde (Aydın) bir parsel kurulmuştur. Çalışma bu parseldeki klonların tescile esas baz materyalin seçilmesi ve üretim amacıyla devamlılığının sağlanması amacıyla planlanmıştır. Bu amaçla 25 Sarılop klonunun morfolojik, fenolojik, pomolojik özellikleri ile verim özellikleri 2015 ve 2016 yılları itibariyle belirlenmiştir. Elde edilen veriler, varyans ve temel bileşenler analizi ile tartılı derecelendirme yöntemleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Temel bileşenler analizi sonucunda öne çıkan değişkenler, tartılı derecelendirme metodunda klonların sıralanmasında kriter olarak alınmıştır. Tartılı Derecelendirme sonucunda klonların yaş ve kuru meyve kaliteleri açısından farklılık göstermiş, sırasıyla en yüksek puan alan 82, 75, 83, 59, 63, 32, 66, 69, 37 ve 20 kod no’lu klonlar kuru meyve kalitesi yönünden; 34, 20, 50, 69, 32, 43, 58, 59, 74 ve 28nolu klonlar ise taze meyve kalitesi yönünden ilk on içerisinde yer almışlar ve ümit var bulunmuşlardır.Sarılop, is the main fig variety of the Aegean Region fig population and possess high dried fruit quality. Despite its supreme dried fruit quality, it has some negative properties as susceptibility tocracking and sun-scald and large ostiole opening that allow seasy entrance of pests and diseases. In order to benefit from the variation present within the Sarılop population in the Aegean Region, a parcel was established at Erbeyli Fig Research Institute (Aydın-Turkey) with 25 Sarılop clones identified and selected as high performing in 1994. This study is designed to select the base material that will be further registered and maintained for propagation. In this regard, morphological, phenological, and pomological properties and yields of 25 Sarılop clones were evaluated in 2015 and 2016. Obtained data were evaluated through variance and principle component analysis and ‘weighed rankit’ methods. The parameters that stood up as significantin principle componenet analysis were used as the criteria torank clones by ‘weighed rankit’method. Results proved that clones that ranked as high performing in respect to fresh quality differed than those for dried fruit quality, the first ten clones selected in weighed rankit evaluation for dried fig quality were 82, 75, 83, 59, 63, 32, 66, 69, 37 and 20; and for fresh fruit quality clones 34, 20, 50, 69, 32, 43, 58, 59, 74 and 28 and these clones were found as promising

    Gastronomy behaviors of potential and effective visitors: a case study of cuisine culture in the province of Aydın

    No full text
    Aydın ilinin gastronomik özelliklerini belirleyerek bu özelliklerin uluslararası gastronomi katılımcılarının tercih ve beklentilerini karşılama düzeylerini ölçmeyi amaçlayan bu araştırmanın problem cümlesi "Aydın ili gastronomik özellikleri çerçevesinde uluslararası gastronomi katılımcılarının tercih ve beklentilerini karşılama düzeyi nasıldır?" olarak belirlenmiştir. Bu genel problem cümlesi doğrultusunda cevap aranan alt problemler ise şunlardır: 1. Aydın bölgesine gelen uluslararası ziyaretçilerin gastronomi davranışları bölgenin gastronomi turizmi açısından değerlendirilmesine olanak sağlamakta mıdır? 2. Aydın ili turizm paydaşlarının il gastronomik özelliklerine ilişkin görüşleri nasıldır? 3. Aydın bölgesi gastronomik özellikleri uluslararası ziyaretçiler açısından tercih sebebi olabilir mi?'dir. Aydın ilinin gastronomik özelliklerini belirleyerek, bu özelliklerin uluslararası gastronomi katılımcıları açısından tercih ve beklentilerini karşılama düzeylerini ölçüleceği bu çalışmada karma yöntemden yararlanılmıştır. Bunun sebebi, karma yöntem araştırmaya derinlik kazandırabileceği gibi araştırmayı da zenginleştirebilir (İslamoğlu ve Alnıaçık, 2014). Dolayısıyla araştırma problemini daha iyi anlamak için bu yöntemlerden herhangi birini yalnız başına kullanmaya kıyasla daha fazla avantajlı olacaktır. Araştırmanın ilk aşamasında bölgeye gelen turistlerin gastronomi davranışlarını ve tercihlerini belirlemek adına 15 Şubat 2016 tarihinde Kuşadası Labranda Ephesus Princess Hotel'de genel müdürlükten özel olarak alınan izinle konaklamakta olan turistlere uygulanan anket ile tamamlanmıştır. Anket Hasan Aslan tarafından 2010 yılında Konya ilinde hazırlanmış ve uygulanmış olan "Gastronomi Turizminin Turizm Eğitimi Programlarındaki Yeri ve Önemi-Bir Uygulama" isimli yüksek lisans çalışması baz alınarak hazırlanmıştır. Bu çalışmanın anket formundaki maddeler oluşturulurken Hall ve Mitchell (2005), Şanlıer (2005), Akman (1998), Shenoy (2005)'in konu ile ilgili yaptığı araştırmalardan ve ilgili literatürden yararlanıldığı belirtilmektedir. Aslan'ın yapmış olduğu çalışmanın anketinde yer alan "D-Gastronomi Davranışlarını Değerlendirmeye Yönelik Sorular" bölümü demografik seyahat özelliklere göre uyarlanmıştır. Ölçekteki maddelere ilişkin katılma düzeyini ifade etmek için 5'li Likert (Kesinlikle Katılmıyorum "1", Katılmıyorum "2", Ne Katılıyor Ne Katılmıyorum "3", Katılıyorum "4" ve Kesinlikle Katılıyorum "5") tipi dereceleme ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, Aydın ili gastronomik özelliklerini belirlemek adına nitel boyutta katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Toplamda 35 katılımcı ile kendi ofislerinde yapılan yaklaşık 20-30 dakikalık görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İçerik analizi tekniği ile gerçekleştirilen bu bölümde 35 adet sebze yemeği, 16 adet etli yemek, 17 adet çorba-salata-aperatif, 15 adet hamur işi, 6 adet tatlı toplamda 89 adet reçete kayıt altına alınmıştır. Ancak bu çalışma esnasında reçeteleri verilen yiyeceklerin hikayeleri olmasına rağmen, bu hikayeler katılımcılar tarafından hatırlanamadığından aktarılamamıştır. Araştırmanın üçüncü aşamasında ise belirlenen gastronomik özelliklerin değerlendirmesini görmek adına Mart ve Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen uluslararası yiyecek festivallerine katılan katılımcılara Dünya Şefler Birliği'ne ait değerlendirme formu dağıtılarak Aydın gastronomik özelliklerini yansıtan menüyü değerlendirmeleri istenmiştir. Belirlenip deneyimletilen menüyü, her iki festival katılımcıları çok beğenmiştir. Puanlar, 100 puan üzerinden, Hırvatistan'da 85,6, Vietnam'da 91,3 olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın bu bölümdeki en önemli soru olan "Gastronomi turizmi için Aydın bölgesini tercih eder misiniz?" ise Vietnam'da % 91.3, Hırvatistan'da % 92,2 "Evet" cevabı alarak Aydın ilinin gastronomi potansiyelinin uluslararası ziyaretçiler açısından önemli bir tercih nedeni olabileceğini göstermiştir.The statement of problem in this study, which aims at specifying the gastronomic features in the province of Aydin and evaluating the extent to which the city can meet the expectations ofinternational gastronomy participants, can be summarized as follows: "What is the extent to which Aydin meets the expectations of gastronomy participants on the basis of its gastronomic features?" The sub-problems of the study are listed below: 1. Do gastronomy behaviors of international visitors in Aydin contribute to the qualification of the region as a gastronomy destination? 2. What are the views of the stakeholders in the tourism industry in Aydin about the gastronomy features of the city? 3. Can the gastronomy features of Aydinappeal to international visitors? The study employs mixed method because this method can both intensify and enhance the research (İslamoğluveAlnıaçık, 2014). In order to develop a comprehensive approach towards the research problem, the study is designed in mixed method rather than a single research method. The first part of the research consists of a questionnaire which has been given, with the permission of the general management,to the tourists staying in KuşadasıLabranda Ephesus Princess Hotel on 15th Feb 2016. The questionnaire is based on HasanAslan's master's thesis "The Place and Importance of Gastronomy Tourism in the Tourism Education Programs - An Application", which was prepared and applied in the province of Konya in 2010. It is stated in Aslan's study that the questions are based on the studies by Hall and Mitchell (2005), Şanlıer (2005), Akman (1998), Shenoy (2005) and the literature on this subject. The section "D. Questions for Evaluating Gastronomy Behaviours" in Aslan's study has been adapted into demographic travelling features. A five-level Likert scale (1: Strongly Disagree, 2: Disagree, 3: Neutral, 4: Agree, 5: Strongly Agree) was used to measure the level of agreement with the items in the questionnaire. The second part of the research employs qualitative research techniques and semi-structured questions to specify the gastronomic features in the province of Aydin.Thirty-five participants were interviewed with semi-structured questions in their own office for about 20 or 30 minutes in order to specify the gastronomic features of the province of Aydin. In this stage of the research 89 recipes were listed by means of content analysis technique. Out of 89 recipes, 35 were vegetable dishes, 16 were meat dishes, 17 were soups, salads, and appetizers, 15 were pastry dishes, and 6 were desserts. Although the recipes were accompanied by particular stories, they were not included in the study as the participants could not remember them clearly. During the third part, the participants in the international culinary festivals in March and Aprilwere given aWACS (World Association of Chefs Societies) evaluation form on the scale of 100 points. The participants were asked to evaluate the gastronomic features of Aydın according to a sample menu. The menu was approved by the participants in both festivals. The score is 85.6 in Croatia and 91.3in Vietnam. The most critical question in this study, that is "Would you prefer the region of Aydin as a gastronomy destination?" received the answer "Yes" by 92.2% in Croatia and 91.3% in Vietnam. This result provesthat the gastronomy potential in Aydinis a significant reason for preference on the part of international visitors

    The relationship between savings-investment deficit and female labor force participation with economic growth: a panel data analysis based on different country groups

    No full text
    Tasarruf - yatırım dengesinin sağlanması, ülkelerin istikrarlı ve dış borç yaratmayan bir ekonomik büyüme süreci bir ekonomik büyüme süreci için oldukça önemlidir. Tasarruf - yatırım açığı arttığında, ülkelerin cari işlemler açığını ve dış borç stokunu da artırarak, onları ekonomik kriz riskiyle karşı karşıya getirebilmektedir. Bu çalışma ilk olarak, tasarruf - yatırım açığı ile ekonomik büyüme arasındaki etkileşimleri, farklı gelir gruplarından 65 ülke için, 1990-2014 dönemi verileri kullanılarak, panel veri analiziyle incelemiştir. Paneldeki ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığının varlığı; Pesaran (2004) CD testi ile incelenmiş ve bu ülkeler arasında bağımlılığının olmadığı görülmüştür. Yatay kesit bağımsızlığının olduğu durumda serilerin durağanlığı; Levin, Lin ve Chu Im, Pesaran ve Shin, Fisher ADF ve Fisher PP testleri kullanılarak incelenmiştir. Serilerin düzeyde durağan olmadıkları görüldüğünden tezdeki tüm analizler değişkenlerin birinci derece farkları alınarak gerçekleştirilmiştir. Regresyon modellerinin hangi yöntemle tahmin edilmesinin gerektiğine, Hausman testi ile karar verilmiş, elde edilen sonuçlar ayrıca GMM yöntemiyle yapılan tahminlerle kontrol edilmiştir. Elde edilen tahminler sonucunda; orta ve düşük gelirli ülkeler grubu için tasarruf-yatırım açığının, nüfus, enflasyon, sağlık harcamaları ve ithalat gibi ekonomik faktörlerin kontrolü altında ekonomik büyümeye ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tespit sonucunda çalışma ayrıca, bu ülkeler grubu için kadının işgücüne katılımının tasarruf-yatırım açığı üzerindeki ve etkileşimlerinin ekonomik büyüme üzerindeki rolünü analiz etmiştir. Yapılan analizler, kadının işgücüne katılımının, tasarruf - yatırım açığını düşürmede bir potansiyel olduğunu ancak ekonomik büyümeyi tetikleyecek ölçüde bir tasarruf yaratamadığını ortaya koymuştur.The realization of savings-investment balance is crucial for such an economic growth process of the countries that does not create debt and has stability. Increasing savings-investment debt may rise the current account deficit and external debt stock of countries and confronts them with the risk of economic crisis. Using data from 1990-2014 period for 65 countries that belong to different income groups, this study first examined the interactions between savings-investment deficit and economic growth employing panel data analysis. The existence of cross-sectional dependence is examined using Pesaran (2004) CD test and no dependency is found among these countries. In the case of cross-country independency, the stationary of series is investigated using Levin, Lin ve Chu Im, Pesaran ve Shin, Fisher ADF ve Fisher PP tests. Seeing that these tests reveal non-stationary of variables in levels, the entire analysis of the thesis are done taking the first-differences of variables. The method by which the regression models should be predicted is decided by the Hausman test, and the results obtained are also checked using the estimations coming from GMM method. As a result of the estimations obtained; the savings-investment deficit, for the medium and low income countries, is negatively associated with economic growth under the control of economic factors such as population, inflation, health spending and imports. Following this finding, this study also analyzed the role of female labor force participation on the savings-investment deficit and the impact of their interaction on economic growth for this group of countries. The entire analysis reveals that female labor force participation is a potential to lower the saving-investment deficit but is not sufficiently enough to create an amount of saving that will trigger economic growth

    An action research in the context of zone of proximal development: learning responsibility, motivation and achievement

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, potansiyel gelişim alanı bağlamında fen bilimleri dersi kapsamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri aracılığıyla ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin öğrenme sorumluluklarının, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının ve fen başarılarının geliştirilmesidir. Çalışma eylem araştırmasına göre desenlenmiştir. Gerçekleştirilen eylem araştırması, teknik/bilimsel/işbirlikli eylem araştırması türüne uyumlu biçimde uygulanmıştır. Araştırma Muğla-Ula’da bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 16 6. sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bahsedilen 16 öğrenci öğrenmeye yönelik sorumluluk, fen öğrenmeye yönelik motivasyon, fene yönelik başarı puanlarına ve bunlarla birlikte ikamet ettikleri yerlere ve öğretici/uygulayıcı görüşlerine göre 8 potansiyel gelişim alanı partneri olarak belirlenmiştir. Araştırma için seçilen ders olan fen bilimleri dersine yönelik 2 ünite belirlenmiş ve bu ünitelerin öğretimi sürecinde öğrencilere potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirdikleri öğrenme görevleri verilmiştir. Fen bilimleri öğretmeni öğretici/uygulayıcı olarak, araştırmacı da katılımcı gözlemci olarak sürece dâhil olmuştur.Araştırmanın ana uygulamaları yaklaşık 5 ay sürmüştür. Gerçekleştirilen 8 öğrenme görevi boyunca veri toplama aracı olarak,Öğrenmeye Yönelik Sorumluluk Ölçeği, Öğrenme Sorumluluğu Kontrol Listesi, Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği, Çoktan Seçmeli Fen Bilimleri Akademik Başarı Testi, Açık Uçlu Fen Bilimleri Akademik Başarı Testi ve Öğrenme Görevleri Değerlendirme/Derecelendirme Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci-Veli-Öğretici/Uygulayıcı Görüşme Formları ve Saha Notları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin profillerine ilişkin veriler: “okul yaşamı / sosyal yaşam”, “ilgi duyduğu dersler”, “yapmaktan hoşlandığı şeyler”, “fen bilimleri dersi ile ilgili yaşantılar”, “haftalık ders çalışma süreleri” ve “akademik ve mesleki yönelim” kapsamında kişisel bilgi formundan ve görüşmelerden elde edilerek çözümlenmiş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır.Öğrenme ortamı ve gözlemlere ilişkin veriler: “öğrenme ortamındaki davranışlar”, “öğrenme görevlerindeki rol ve sorumluluklar” ve “potansiyel gelişim alanı uygulamaları” kapsamında gözlemlerden elde edilerek çözümlenmiş, betimlenmiş ve viii yorumlanmıştır. Potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri hakkında görüşlere ilişkin veriler: “öğrenci”, “veli” ve “öğretici/uygulayıcı” görüşleri alınarak betimsel analiz tekniğine uygun olarak çözümlenmiş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır. Potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevlerinin öğrenci puanlarının değişimine etkilerine ilişkin veriler: “öğrenmeye yönelik sorumluluk”, “öğrenme sorumlululuğu kontrol”, “fen öğrenmeye yönelik motivasyon”, “fen başarı”, “öğrenme görevlerini değerlendirme” puanları, her öğrenme görevinin gerçekleştirilmesinden sonra katılımcıların ilgili veri toplama aracını doldurmaları sağlanarak elde edilmiştir. Elde edilen puanlarla birlikte ortalamaları kayıt altına alınmış ve öğrencilerin her boyuta ilişkin puan değişimleri grafiklere yansıtılarak gösterilmiştir. Potansiyel gelişim alanı partnerlerinin puanlarından oluşan her grafik ise potansiyel gelişim alanının bileşenleri bağlamında analiz edilerek yorumlanmıştır.Araştırmada elde edilen genel sonuca göre, potansiyel gelişim alanı bağlamında gerçekleştirilen öğrenme görevleri öğrencilerin öğrenmeye yönelik sorumluluklarını, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarını ve fen başarılarını geliştirmiştir.Araştırmaya katılan 8 potansiyel gelişim alanı partnerine ilişkin ortaya çıkan sonuçlarla birlikte, bunlara yönelik tartışmalar, ayrı ayrı ve bütünsel olarak ele alınmıştır. Her potansiyel gelişim alanı partnerine ilişkin profil, gözlem, görüşme boyutlarında öne çıkan özellikleri göz önünde bulundurularak partnerlere ait puanlar, gelişim ve değişim durumları gerekçeleriyle birlikte ve ilişkilendirilerek değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlarla ilgili olarak uygulamalara ve yapılacak araştırmalara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.The purpose of this research is to develop 6th grade students’ learning responsibility, motivation towards science learning and science achievement in the context of the zone of proximal development in science classes. A technical/scientific/cooperative action research methodology has been utilized. The research was carried out with 16 6th grade students in Ula county of Muğla/Turkey. 8 zone of proximal development partners were designed based on participants’ learning responsibility, motivation towards science learning and science achievement apart with their residence addresses and views of the tutorial/executive. 2 units of science course were selected for application and certain tasks were assigned to students in the context of zone of proximal development. The researcher participated in the process as well. Data were collected in 5 months for the main execution of the research. Data collection tools were learning responsibility scale, learning responsibility check list, motivation towards science learning scale, multiple-choice science achievement test, openended science achievement test, learning task evaluation scale, personal/demographic information form, interview forms for participants- parents, and field notes. Student profiles were identified through demographic information form and interviews and they were analyzed, described and interpreted with the themes of “life at school/ social life”, “interested courses”, “hobbies”, “experiences with science course”, “weekly studying hours”, “academic and occupational tendency”. Data on learning environment were obtained through observations regarding “behaviors at learning environment”, “roles and responsibilities at learning environment”, “zone of proximal development applications” and they were analyzed, described and interpreted. Data on learning tasks in the context of zone of proximal development were obtained through interviews with students, parents, and tutorial/executive. They were analyzed, described and interpreted through descriptive analysis technique. Data on the effects of learning tasks on student achievement in the context of zone of proximal development were obtained through “learning responsibility”, x “learning responsibility check list”, “motivation towards science learning scale”, “multiplechoice science achievement test”, “open-ended science achievement test” and “learning tasks evaluation/rating scale”. Scores and averages were recorded and changes in each student’s scores were demonstrated with graphics. Each chart of zone of proximal development partner scores was analyzed and interpreted in the context of zone of proximal development components. Findings of the research show that learning tasks applied in the context of zone of proximal development developed students’ learning responsibility, motivation towards science learning and science achievement. Holistic discussions on 8 different zone of proximal development partners were carried out. Scores of partners were related and evaluated considering prominent features of the profile, observation, and interview scores regarding each zone of proximal development. On the basis of research findings, further research and applications were recommended

    The examination of the secondary education students’ democratic citizenship attitudes towards the formal and hidden curriculum

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin demokratik vatandaşlık tutumlarının resmi ve örtük program açısından incelenmesidir. Araştırmada, karma model araştırma desenlerinden “Sıralı Açıklayıcı” desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel evresinde tarama modeli, nitel evresinde ise durum çalışması işe koşulmuştur. Araştırmada, nicel verilerin toplanması için küme örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Bu yöntem ile 519 öğrenciden 491’ine (%94.60) ulaşılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, “Demokratik Vatandaşlık Tutum Ölçeği (DVTÖ)”, “Ailede Algılanan Demokratik Ortam Ölçeği (AADOÖ)”, “Sınıfta Algılanan Demokratik Ortam Ölçeği (SADOÖ)”, “Okulda Algılanan Demokratik Ortam Ölçeği (OADOÖ)” ve “Toplumda Algılanan Demokratik Ortam Ölçeği (TADOÖ)” kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması sürecinde odak grup görüşmelerine katılan öğrencilerin belirlenmesi için amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesine gidilmiştir. Her sınıf düzeyinden en yüksek ve en düşük demokratik vatandaşlık tutum puanına sahip sınıflardan 31 gönüllü öğrenciyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sınıf içi katılımcı olmayan gözlemlerin gerçekleştirildiği sınıfların belirlenmesi için ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden aşırı ve aykırı durum örneklemesine gidilmiştir. Bu yaklaşımla okul bazında en yüksek ve en düşük demokratik vatandaşlık tutum puanına sahip sınıflar seçilmiştir. Her bir sınıfta 23 saat katılımcı olmayan gözlemler gerçekleştirilmiştir. Resmi viii programların incelenmesinde doküman analizine başvurulmuştur. Aynı zamanda yapılandırılmamış öğrenci ve öğretmen görüşmeleri ve alan notları gibi çeşitli nitel araştırma verileri toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüksek demokratik vatandaşlık tutum puanlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin demokratik vatandaşlık tutumları cinsiyet, ebeveyn eğitim düzeyleri ve kitap okuma sıklığı açısından anlamlı olarak farklılaşmıştır. Gerçekleştirilen öğrenci ve öğretmen görüşmelerinde demokratik vatandaşlık tutumlarını etkileyen örtük program öğelerinin aile, sınıf, okul ve toplum olmak üzere 4 tema altında toplandığı belirlenmiştir. Aile ortamında, demokratik vatandaşlık tutumları öğrenci görüşlerine göre en çok aile kuralları, ifade özgürlüğü ve aile baskısından; öğretmen görüşlerine göre ise ebeveyn tutum ve davranışlarından etkilenmektedir. Sınıf ortamında, demokratik vatandaşlık tutumları öğrenci görüşlerine göre en çok eğitim programı, hoşgörü ve sınıf kurallarından; öğretmen görüşlerine göre ise öğretmen tutum ve davranışlarından etkilenmektedir. Okulda ortamında demokratik vatandaşlık tutumları öğrenci görüşlerine göre en çok demokratik uygulamalar ve baskı öğelerinden; öğretmen görüşlerine göre ise değerler eğitiminden etkilenmektedir. Toplum ortamında ise demokratik vatandaşlık tutumları öğrenci görüşlerine göre en çok cinsiyet ayrımcılığı, baskı ve gelir adaletsizliğinden; öğretmen görüşlerine göre de toplum baskısından etkilenmektedir. Yazılı eğitim programları öğrenme-öğretme yaklaşımı, temel beceriler, değerler eğitimi, ölçme ve değerlendirme ve programın uygulanmasına ilişkin esaslar kapsamında demokratik vatandaşlık tutumlarını etkilemektedir. Uygulamadaki eğitimsel program ise fiziksel koşullar, içerik, yöntem, sınıf içi ilişkiler, ölçme ve değerlendirme ve karar alma süreçleri kapsamında demokratik vatandaşlık tutumlarını etkilemektedir. Aile, sınıf, okul ve toplum ortamında algılanan demokratik ortamların demokratik vatandaşlık tutumları üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini belirlemek için teorik yapısal model kurulmuştur. Kurulan model doğrulanmıştır. Doğrulanan modelde, demokratik vatandaşlık tutumlarının en fazla sınıf içi aktif katılım faktöründen etkilendiği belirlenmiştir.The aim of this research is the investigation of the secondary education students’ democratic citizenship attitudes towards the formal and hidden curriculum. In the study, “Sequential Explanatory” which is one of types of mixed methods research design was used. The scanning model was conducted in quantitative phase and the case study was conducted in the qualitative phase of the study. Cluster sampling was used to collect quantitative data. With this method, 491 (94.60%) students were reached. "Democratic Citizenship Attitude Scale", “Perceived Democratic Family Environment Scale” “Perceived Democratic School Environment Scale”, “Perceived Democratic Classroom Environment Scale”, “Perceived Democratic Social Environment Scale” and personal information form were instruments used for collecting quantitative data. In the process of collecting qualitative data, maximum variation sampling was used in order to determine the students participating in focus group interviews. Focus group interviews were conducted with 31 volunteer students from the classes with the highest and lowest democratic citizenship attitude scores at each grade level. Extreme or deviant case sampling was used in order to determine the classrooms in which non-participant observations are made. With this approach, the classes with the highest and lowest democratic citizenship attitude scores were selected. Twenty-three hours of non-participant observations were performed in each selected class. In the analysis of formal curriculum, x document analysis was applied. At the same time, various qualitative research data such as unstructured student and teacher interviews and field notes were collected. According to the results of the research, it is determined that the students have high democratic citizenship attitude scores. Democratic citizenship attitudes differed significantly in terms of gender, parental education levels and book reading frequency. The hidden curriculum items that affect democratic citizenship attitudes according to the data obtained from student and teacher interviews are collected under four themes: family, classroom, school and society. In the family environment, democratic citizenship attitudes are mostly influenced by family rules, freedom of expression and family pressure according to student opinions. According to the teachers, they are mostly influenced by the attitudes and behaviors of the parents. In classroom, democratic citizenship attitudes are mostly influenced by educational curriculum, tolerance and class rules according to student opinions. According to the teachers, they are mostly influenced by the attitudes and behaviors of the teachers. In the school environment, democratic citizenship attitudes are mostly influenced by lack of democratic practices and pressure according to student opinions. According to the teachers, they are mostly influenced by the value education. In the social environment, democratic citizenship attitudes are mostly influenced by gender discrimination, pressure and income injustice according to student opinions. According to the teachers, they are mostly influenced by the society pressure. The written curriculum influenced democratic citizenship attitudes within the framework of learning-teaching approach, basic skills, value education, assessment and evaluation and principles for the implementation of the program. The educational curriculum in use influenced democratic citizenship attitudes within the context of physical conditions, content, method, classroom relations, assessment and evaluation and decision making processes. The theoretical structural model has been established to determine the direct and indirect effects on democratic citizenship attitudes of perceived democratic environments in the family, classroom, school and social environment. The structural model has been confirmed. In the confirmed structural model, democratic citizenship attitudes were determined to be most influenced by active participation in the classroom
    Adnan Menderes University is based in TR
    Do you manage Adnan Menderes University? Access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Dashboard!