EKSEN Dokuz Eylül University Journal
Not a member yet
69 research outputs found
Sort by
Production of Modern Housing through Cooperatives: The Case of Isparta - Gülevler Building Cooperative
Yapı kooperatifleri Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen sürede konut üretim biçimleri arasında yaygın bir pratik haline gelmiştir. Isparta kentinde 1968-70 yılları arasında inşa edilen Gülevler Yapı Kooperatifi sahip olduğu mimari özelliklerin yanında üretim biçimi bakımından da önem kazanmaktadır. Kentin dışında yeşil alanlar içinde sorunsuz bir çevre yaratmayı amaçlayan kooperatifin inşaatları 1,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanarak 110 adet bahçeli ve tek katlı müstakil konut inşa edilmiştir. Düşük yoğunluklu seyrek yerleşim dokusuna sahip yerleşimde konutlar kütle formları ve yalın cepheleri ile geleneksel konut tipolojisinden uzak modern bir görünüm sunmaktadır. Modernizmin Isparta kentini etkilediği 1960-1980 yılları arasındaki dönemde inşa edilen Gülevler Yapı Kooperatifi günümüzde adını verdiği mahallenin küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı Gülevler yerleşiminin kuruluşu, özellikleri ve günümüzdeki durumunun ortaya konulması ve korunarak gelecek nesillere aktarılması gereken bir modern şehircilik örneği olduğunun belgelenmesidir. Kooperatifi’nin kentsel ve mimari niteliklerinin değerlendirilebilmesi için kent tarihine yönelik bilgi ve belgeler taranmış; elde edilen çizimler, planlar ve görsel materyaller farklı ölçeklerde incelenmiştir. Alanın geçirdiği değişim ve dönüşümler morfolojik yapı ve tekil yapı ölçeğinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda Gülevler Yapı Kooperatifi’nin kentsel ve mimari nitelikleri ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda kooperatif yerleşiminin kentte modern mimarinin gelişiminde etkili olduğu görülmüştür.Since the proclamation of the Republic, building cooperatives have become a common form of housing production. The Gülevler Building Cooperative, built in Isparta between 1968-70, is becoming increasingly important in terms of both its architectural features and its production method. Aiming to create an undisturbed environment in the green outskirts of the city, the cooperative\u27s construction was completed in a short period of 1.5 years, and 110 single-storey detached houses with gardens were built. Located in a low-density, sparsely populated area, the houses have a modern appearance, far removed from the traditional housing typology with its massed forms and simple facades. Built between 1960 and 1980, as modernism took hold of the city of Isparta, the Gülevler Building Cooperative today forms a small part of the neighborhood after which it is named. The aim of this study is to reveal the origins, characteristics, and current situation of the Gülevler settlement, and to document that it is an example of modern urbanism that should be preserved and passed on to future generations. To evaluate the urban and architectural qualities of the cooperative, information and documents related to the history of the city were scanned and the drawings, plans, and visual materials obtained were studied. As a result of the study, the urban and architectural qualities of the Gülevler Building Cooperative were revealed, and at the same time, the current situation and the changes and transformations that the area has undergone were determined. As a result of the study, it was found that the cooperative settlement was effective in the development of modern architecture in the city
A Study on the Restoration and Reuse of the Historical Bitlis Municipality Building
Bitlis Eski Belediye Binası, Kentsel Sit Alanı içerisinde Gazibey Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapı, 1998 yılına kadar Bitlis Belediyesi hizmet yapısı olarak kullanılmıştır. Bitlis Belediye hizmet binası Bitlis-Tatvan Yolu üzerine taşındıktan sonra yapı farklı işlevlerde kullanılmıştır. Binanın zemin, üst kat bölümleri ile kuzey ve güney cephelerinde aslına uygun olmayan bazı değişikliler yapılmıştır. Yapı, XIX. yüzyılın son çeyreğinde dönemin Bitlis Valisi Ömer Bey tarafından yaptırılmıştır. Zaman içerisinde değişen talep ve ihtiyaçlara karşı yetersiz ve kullanım dışı kalan tescilli yapıların, koruma ilkeleri kapsamında yeniden işlevlendirilerek kullanılması zorunluluk arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, kadim Bitlis kenti içerisinde tarihî kimliği ve yerel mimari özellikleri ile önemli bir değere sahip olan tescilli Bitlis Belediye Binası’nın uygun işlevle yeniden kullanılmasına gerekmektedir. Bitlis Belediye Binası Zabıta ve Trafik Amirliği, Su ve Otobüs İşletme Müdürlüğü, Bitlis Belediyesi Sanat Merkezi olmak üzere kısa zaman aralıklarıyla farklı amaçlarda kullanılmıştır. Tarihi Bitlis Belediye Binası, 2021 yılından sonra ise geleneksel Bitlis mutfak kültürünü yaşatmak amacıyla, Bitlis Büryan Salonu olarak hizmet vermektedir. 2012 yılında Bitlis Belediyesi tarafından konusunda uzmanlar tarafından hazırlanan koruma uygulama projeleri ilgili kurul tarafından onaylanmıştır. Bitlis Tarihi Belediye Binası’nın onarımı, 2012-14 yılları arasında TOKİ tarafından yapılmıştır. Mevcut bulgular için nitel araştırma yöntemleri kullanılarak betimsel analiz yapılmıştır. Bitlis Eski Belediye Binası’nın işlevlendirmesi ile tarihî mimari dokunun ve kentsel bellekte yarattığı anlamın yitirilmeden yaşatılabilmesi ve gelecek nesillere aktarılması Bitlis kültür ve turizmine önemli katkılar sağlayacaktır.The Old Municipality Building of Bitlis is located on Kazım Karabekir Street in the Gazibey neighborhood, within the Urban Protected Area. The building was used as the service structure for Bitlis Municipality until 1998. After the Bitlis Municipality service building was relocated to the Bitlis-Tatvan Road, the structure has been used for various functions. Certain alterations that are not in line with the original design have been made to the building’s ground floor, upper floors, and the north and south facades. The building was commissioned by Ömer Bey, the Governor of Bitlis at the end of the 19th century. Registered structures that have become inadequate and functionally obsolete over time due to changing demands and needs must be refunctionalized in accordance with preservation principles to ensure their continued use. This research aims to ensure the appropriate refunctioning of the registered Bitlis Municipality Building, which holds significant value within the ancient city of Bitlis due to its historical identity and local architectural features. The Bitlis Municipality Building has been used for different purposes over short intervals of time, including as the Municipal Police and Traffic Department, the Water and Bus Operations Directorate, and the Bitlis Municipality Art Center. Since 2021, the historical Bitlis Municipality Building has been serving as the Bitlis Büryan Hall, aimed at preserving and promoting traditional Bitlis cuisine. In 2012, the conservation implementation projects prepared by experts on behalf of Bitlis Municipality were approved by the relevant authority. The restoration of the historical Bitlis Municipality Building was carried out by TOKİ between 2012 and 2014. Descriptive analysis was conducted using qualitative research methods for the existing findings. In conclusion, preserving and transmitting the historical architectural texture and the meaning it holds in the urban memory, without losing them during the refunctioning process, will provide significant contributions to Bitlis culture and tourism for future generations
Başyazı
oai:dergipark.org.tr:article/1506298As the academic year concludes at Dokuz Eylül University Faculty of Architecture and summer holiday begins, we, as the EKSEN JFA Editorial team, have diligently completed our work to present the June Issue to our readers. We are delighted to include esteemed academicians who have contributed internationally recognized works on our Editorial Board for our new issues. We extend our gratitude to everyone who has supported our journal, both in the past and in this issue. This issue includes two articles that explore historical periods from architectural and planning perspectives, alongside others covering diverse topics such as spatial analysis of earthquake damages, children\u27s spatial perception, and the use of glass materials in facades. In the first article, titled "A Collective Approach to the Production of the Modern: The Case of Antalya Yalı Apartment," Esin Bölükbaş Dayı and Funda Alyanak Kaya document the architectural design and construction processes of a building erected in 1957, presenting an exemplar of modern architectural principles. The second article, "Building Central Anatolia with City Beautiful: 1940 Planning Experience of Çorum and Surroundings" by Emel Karakaya Ayalp, explores planning experiences during the Early Republican Period, examining the influence of the city beautiful movement on Central Anatolia growth pole. In the article, titled "Parameter and Calculation Discussions on the Spatial Distribution of February 06, 2023, Kahramanmaraş Earthquakes", Ceren Ağın Gözükızıl and Senem Tezcan discusses data measurement related to damages from the Kahramanmaraş Earthquake using Geographic Information Systems, comparing calculation methods. Özlem Kurt Çavuş, in the article "Reading Children’s Perception of Space through Children’s Drawings on School Spaces in Different Urban Environments" evaluates children’s drawings from selected primary schools in Eskişehir, exploring how children perceive their school environments. Lastly, in "Investigation of Advanced Glass Materials Used Passively in Solar Control” by Fatma Gizem Gezer and Müjde Altın, various glass types used for solar control on building facades are examined, detailing their characteristics, advantages, and disadvantages. We extend our sincere thanks to all the authors, referees, and technical publication editors who contributed to this issue. We invite submissions for our December issue and wish you a pleasant read.Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde akademik yıl sona ererken ve yaz tatili başlarken EKSEN MFD Editör ekibi olarak Haziran Sayısını okuyucularımıza sunmak için çalışmalarımızı titizlikle tamamladık. Yeni sayımızda Editör Kurulumuzda uluslararası alanda tanınan çalışmalara katkıda bulunan değerli akademisyenleri dahil etmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz. Dergimizi hem geçmişte hem de bu sayıda destekleyen herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Bu sayıda, deprem hasarlarının mekansal analizi, çocukların mekansal algısı ve cephelerde cam malzemelerin kullanımı gibi çeşitli konuları ele alan makalelerin yanı sıra mimari ve planlama perspektiflerinden tarihsel dönemleri inceleyen iki makale yer alıyor. “Modernin Üretiminde Kolektif Bir Yaklaşım: Antalya Yalı Apartmanı” başlıklı ilk makalede Esin Bölükbaş Dayı ve Funda Alyanak Kaya, 1957\u27de inşa edilen bir binanın mimari tasarım ve inşa süreçlerini belgeliyor ve modern mimarlık ilkelerinin bir örneğini sunuyor. Emel Karakaya Ayalp\u27e ait “Orta Anadolu’yu “Güzel Kent” ile İmar Etmek: 1940 Çorum ve Çevresinin Planlama Deneyimi” adlı ikinci çalışma, Erken Cumhuriyet Dönemindeki planlama deneyimlerini inceleyerek, Orta Anadolu büyüme kutbunda güzel kent hareketinin etkilerini inceliyor. “06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinin Mekânsal Dağılımına Dair Parametre ve Hesaplama Tartışmaları” adlı makalede, Ceren Ağın Gözükızıl ve Senem Tezcan, Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanarak Kahramanmaraş Depremi\u27nden kaynaklanan hasarlarla ilgili veri ölçümünü ele alıyor ve hesaplama yöntemlerini karşılaştırıyor. Özlem Kurt Çavuş, “Çocuk Mekân Algısının Farklı Kentsel Çevrelerdeki Okul Mekânları Üzerinden Çocuk Çizimleri Yoluyla Okunması” başlıklı makalede, Eskişehir\u27deki seçilmiş ilkokullarındaki çocuk çizimlerini değerlendirerek çocukların okul ortamlarını nasıl algıladıklarını araştırıyor. Son olarak, Fatma Gizem Gezer ve Müjde Altın\u27ın “Güneş Kontrolünde Pasif Olarak Kullanılan Gelişmiş Cam Malzemelerin İrdelenmesi” adlı makalesinde bina cephelerinde güneş kontrolü için kullanılan çeşitli cam türleri incelenerek özellikleri, avantajları ve dezavantajları ayrıntılı olarak açıklanıyor. Bu sayıya katkıda bulunan tüm yazarlara, hakemlere ve teknik yayın editörlerine içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. Aralık sayımız için yazılarınızı bekliyoruz ve keyifli okumalar diliyoruz
The Examination of Studies Using 3D Printing in Architecture Through Bibliometric Analysis Method
Teknoloji alanındaki gelişmeler mimariyi de etkilemiş ve alana yeni olanaklar sunmuştur. 3D baskı teknolojisinin kullanılması maliyet ve ürün zamanını azaltma, çevreci olma gibi birçok avantaja sahiptir. Diğer yandan 3D baslı teknolojisi ile daha karmaşık geometrik yapıların üretilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışma, son yıllarda hızla gelişen 3D baskı teknolojisinin mimarlık alanındaki uygulamalarına yönelik yapılan bilimsel çalışmaların bibliyometrik analizini sunmayı amaçlamaktadır. Örneklem alanı olarak, çalışma kapsamında birçok farklı akademik disiplin için kapsamlı ve çoklu veri sağlayan veri tabanı olan “Web of Science” seçilmiştir. Örneklemin analizi için, makalelerin nicel olarak analiz edilmesinde kullanılan yöntemlerden biri olan bibliyometrik ağların görselleştirilmesini sağlayan “Vosviewer” yazılımı kullanılmıştır. Bibiliyometrik analiz ile 3D baskı ve mimarlık üzerine yapılan çalışmaların sayısını, atıf alan çalışmalarını, öne çıkan kurumlar ve yazarları, anahtar kelimeleri, konu başlıklarını ve araştırma eğilimlerini net bir şekilde görmemizi sağlamaktadır. Çalışmalarda en çok kullanılan anahtar kelimeler; "3D printing”, Additive manufacturing", "sürdürülebilir mimarlık", “3D concrete printing”, “mimarlık”, "mekanik özellikler", "sürdürülebilirlik", "robotik", "dijital-fabrikasyon”, “robotic fabrication” olmaktadır. Bu, çalışmaların hem teknolojik ilerlemeler hem de sürdürülebilirlik ile ilişkilendirildiğini göstermektedir. Diğer yandan 3D baskı teknolojisinin kullanılmasının yenilikçi çözümlerle, maliyet düşürücü ve çevresel sürdürülebilirliği artırıcı etkileri gibi konuları da içererek, gelecekte bu alanda yapılacak araştırmaların ana temalarını oluşturacaktır.Developments in technology have also influenced architecture, providing new opportunities within the field. The use of 3D printing technology offers numerous advantages, such as reducing costs and production time while also promoting eco-friendliness This study aims to present a bibliometric analysis of scientific studies on the applications of rapidly evolving 3D printing technology in architecture. The Web of Science database, known for its comprehensive, multidisciplinary data, has been selected as the sample source. For the analysis, Vosviewer software, a tool for visualizing bibliometric networks commonly used to quantitatively analyze articles, was utilized. Bibliometric analysis is employed to examine the volume of research on a specific topic, the distribution of published works, prominent authors, most-cited articles, key concepts, and the countries where research is conducted. The most commonly used keywords in these studies include ‘3D printing,’ ‘Additive manufacturing,’ ‘sustainable architecture,’ ‘3D concrete printing,’ ‘architecture,’ ‘mechanical properties,’ ‘sustainability,’ ‘robotics,’ and ‘digital fabrication,’ indicating that the studies are associated with both technological advancements and sustainability. Additionally, topics such as innovative solutions, cost reduction, and enhancement of environmental sustainability, all associated with the use of 3D printing technology, will shape the main themes of future research in this field
Editoryal
As the year draws to a close, this issue of our journal invites a moment of reflection on the evolving intersections of design, technology, and culture. In an era defined by ecological precarity and the accelerating pace of urbanization, the discipline of architecture faces both immense challenges and unprecedented opportunities. The authors of this issue explore how practitioners and theorists reimagine the built environment by embracing adaptive reuse, pioneering material innovations, and redefining the role of public spaces in fostering resilience and inclusivity. With contributions spanning critical essays, case studies, and speculative projects, this issue intends to provoke dialogue and inspire action within a profession poised to shape the narratives of our shared future.Şahabettin Öztürk’s article “A Study on the Restoration and Reuse of the Historical Bitlis Municipality Building” analyses the 2012-2014 restoration project of the historical Municipality Building of Bitlis, a significant structure in the city’s Urban Protected Area, which aims to preserve its architectural integrity while ensuring its continued cultural and functional relevance. Yasemin Demirel Şen’s article “Evaluation of the New Afyon Museum in the Context of Publicity” focuses on the new Afyon Museum for the publicization of museology, as she unfolds that public spaces serve as places of cultural and social exchange, and especially museums evolve beyond their conventional functions of storage and exhibition to include theatres, workshops, and educational spaces. Gökçe Demircan and Meliha Burcu Sılaydın’s article “An Overview of Climate Change Adaptation-Spatial Planning Integration Problem Through Literature: Evaluation of the Context in Türkiye” scrutinizes climate change, which threatens ecological and social systems, making adaptation strategies essential, with spatial planning playing a key role in urban resilience; yet for them, challenges remain in integrating these strategies, as highlighted by issues in Türkiye’s spatial planning practices. Begüm Yelda Gür Karabulut’s article “The Examination of Studies Using 3D Printing Methods in Architecture Through Bibliometric Analysis” examines scientific research on the applications of 3D printing in architecture, focusing on its technological and sustainability advancements using the Web of Science database and Vosviewer software. Ülkü Çelebi Gürkan’s article “Production of Modern Housing Through Cooperatives: The Case of Isparta – Gülevler Building Cooperative” suggests the preservation of a significant example of modern urbanism and architecture, built between 1968-70, characterized by its rapid construction, modern design, and impact on the city’s architectural development.We sincerely thank the authors, referees, and our precious team of Technical Publishing Editors, especially new recruits, for their invaluable contributions. We are deeply grateful to our readers for continued support and engagement. We wish you a happy new year and pleasant reading.Bu yılı sonlandırırken, dergimizin bu sayısı, tasarım, teknoloji ve kültürün kesişim noktaları üzerine düşünmeye davet ediyor. Ekolojik sorunlar ve hızla artan kentleşme ile tanımlanan bir dönemde, mimarlık disiplini, hem büyük zorluklarla hem de fırsatlarla karşı karşıyadır. Bu sayının yazarları, yeniden işlevlendirme, yenilikçi malzeme ve kamusal alanları ele alarak, inşa edilmiş çevrenin kuram ve uygulamada nasıl yeniden düşünüldüğü keşfetmektedir. Eleştirel makaleler, vaka incelemeleri ve projeleri kapsayan katkılarla gerçekleşen bu sayının amacı, geleceğimizi şekillendirme noktasında mimarlık alanını diyaloğa ve harekete geçmeye çağırmaktadır.Şahabettin Öztürk’ün “Tarihi Bitlis Belediye Binası’nın Restorasyon Çalışmaları ve Yeniden İşlevlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma” başlıklı makalesi, Bitlis’in tarihi Belediye Binası’nın 2012-2014 yılları arasında yapılan restorasyon projesini incelemektedir. Bu proje, binanın mimari bütünlüğünü korurken, kültürel ve fonksiyonel önemini sürdürmeyi amaçlamaktadır. Yasemin Demirel Şen’in “Yeni Afyon Müzesi’nin Kamusallık Bağlamında Değerlendirilmesi” başlıklı makalesi, müzeciliğin halkla buluşturulmasında önemli bir örnek olan Yeni Afyon Müzesi’ni ele almakta, kamusal alanların kültürel ve sosyal etkileşim mekanları olarak nasıl işlev gördüğünü ve özellikle müzelerin, depolama ve sergileme gibi geleneksel işlevlerinin ötesine geçerek, tiyatro, atölye ve eğitim alanlarına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Gökçe Demircan ve Meliha Burcu Sılaydın’ın “İklim Değişikliğine Uyum-Mekânsal Planlama Bütünleşme Sorununa Literatür Üzerinden Bakış: Türkiye Bağlamının Değerlendirilmesi” başlıklı makalesi, ekolojik ve sosyal sistemleri tehdit eden iklim değişikliği ile birlikte, adaptasyon stratejilerinin önemini incelemektedir. Bu stratejilerin entegrasyonu, Türkiye’nin mekânsal planlama uygulamalarındaki zorluklar ile vurgulanmaktadır. Begüm Yelda Gür Karabulut’un “Mimarlıkta 3D Baskı Yönteminin Kullanıldığı Çalışmaların Bibliyometrik Analiz Yöntemiyle İncelenmesi” başlıklı makalesi, mimarlıkta 3D baskı uygulamalarına dair bilimsel araştırmaları incelemekte ve Web of Science veritabanı ve Vosviewer yazılımını kullanarak teknolojik ve sürdürülebilirlik ilerlemelerine odaklanmaktadır. Ülkü Çelebi Gürkan’ın “Modern Konutun Kooperatifler Aracılığı ile Üretimi: Isparta – Gülevler Yapı Kooperatifi Örneği” başlıklı makalesi, 1968-70 yılları arasında inşa edilmüş olup hızlı yapım süreci, modern tasarımı ve kentin mimari gelişimi üzerindeki etkisi ile dikkat çeken önemli bir modern şehircilik ve mimarlık örneğinin korunmasını önermektedir.Yazarlarımıza, hakemlerimize ve değerli Teknik Yayın Editörleri ekibimize, özellikle de aramıza yeni katılan ekip arkadaşlarımıza, katkılarından dolayı içtenlikle teşekkür ederiz. Okurlarımıza, süregelen destek ve ilgileri için minnettarlığımızı belirtmek isteriz. Mutlu bir yeni yıl diler ve keyifli okumalar dileriz
06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinin Mekânsal Dağılımına Dair Parametre ve Hesaplama Tartışmaları
City planning produces documents that include many variables and direct the development of cities. While doing this, analysis, synthesis, and plans that make decisions based on these are essential tools. At these stages, Geographic Information Systems facilitate, allowing spatial data to be evaluated together, data from different disciplines to be spatialized, and data to be visualized in the real place. In particular, it allows us to monitor the spatial distribution of the data. One of these data is a disaster. On February 06, 2023, two earthquakes occurred in Kahramanmaraş, 9 hours apart, with the epicenter first in Pazarcık and then in Elbistan districts. Earthquakes were felt in a wide area covering Southeastern Anatolia, Eastern Anatolia, Central Anatolia, and the Mediterranean Regions. However, earthquakes have caused us to re-question many assumptions, from prepared disaster response documents to possible disaster scenarios. After these earthquakes, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa, Batman, Bingöl, Kayseri, Mardin, Niğde and Tunceli were accepted as "Disaster Areas Affecting General Life." After the disaster in these provinces, a damage assessment study was carried out by the Ministry of Environment, Urbanization, and Climate Change. Data sets were created in the study according to the data obtained during the suspension process of these determinations. However, various calculation methods are applied to determine the parameters by which the spatial distributions of these data can be measured. The study aims to discuss the possible parameters with the data produced due to different approaches.Şehir planlama, birçok değişkeni içeren ve kentlerin gelişimine yön veren belgeleri üretmektedir. Bunu yaparken analiz, sentez ve bunların bütünü üzerinden kararlar ortaya koyan planlar önemli araçlardır. Bu aşamalarda mekâna dair verilerin bir arada değerlendirilmesine, farklı disiplinlerden verilerin mekansallaşmasına, gerçek yer üzerinden verilerin görselleştirilmesine olanak sağlayan Coğrafi Bilgi Sistemleri kolaylaştırıcı bir rol üstlenmektedir. Özellikle verilerin mekânsal dağılımını izlememizi sağlamakta ve kolaylaştırmaktadır. Bahsedilen bu verilerden bir tanesi de afet verileri olmaktadır. 06 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta 9 saat arayla önce Pazarcık sonra Elbistan ilçelerinin merkez üssü olduğu iki deprem gerçekleşmiştir. Depremler Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerini kapsayan geniş bir alanda hissedilmiştir. Kahramanmaraş merkezli depremlerin etki alanlarının ve yol açtığı hasarların büyüklüğü, hazırlanan afetle mücadele belgelerinden olası afet senaryolarına kadar birçok kabulümüzü tekrar sorgulamamıza nenden olmuştur. Yaşanan bu depremler sonrasında Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa, Batman, Bingöl, Kayseri, Mardin, Niğde ve Tunceli “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” olarak kabul edilmiştir. Bu illerde yaşanan afet sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hasar tespit çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu tespitlerin askı sürecinde edinilen veriler baz alınarak çalışmada veri setleri oluşturulmuştur. Ancak bu verilerin mekânsal dağılımlarının hangi parametrelerce ölçülebileceği üzerine çeşitli hesaplama yöntemleri uygulanmakta ve genel geçer tek bir yöntem kabul edilmemektedir. Buradan yola çıkarak bu çalışma farklı yaklaşımlar sonucu üretilen verilerle olası parametrelerin neler olabileceğini, bu parametrelerin birbiri arasındaki benzerlik ve farklılıkları üzerinden tartışmaya açmayı hedeflemektedir
İZMİR-BEŞTEPELER BÖLGESİNDE PLAN STRATEJİLERİNİ YÖNLENDİRECEK DİNAMİKLER VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
Bestepeler is an area that makes contact with a multi-layered archaeological and historical area in the historical city center of İzmir and is exposed to different migration processes. For this reason, it is a very complicated, complex and problematic city region in terms of spatial and social development dynamics. In the region, most of which has emerged with illegal constructions, inadequate in terms of technical and social infrastructure facilities and physical and social problems, a need for new planning studies has arisen within the framework of structural risks and the current development plans cannot respond to current conditions. Konak Municipality added an academic content to the subject by signing a protocol with Dokuz Eylül University for a research project work to determine the field data that will be the basis for these studies and the sub-regions that will determine the plan strategies. However, the practices around the region, spatial interventions, the demands of the residents, the political processes and the real estate market components have become an urban renewal area as a whole. This situation has created a new example of the problem of integrating the plan decisions, which are usually followed in planning studies, with the analysis findings. This study includes the findings of the project prepared in cooperation with Konak Municipality and Dokuz Eylül University and the evaluation of the intervention strategies planned for both general and sub-regions. The aim of the study is to present a discussion on how a multi-layered and socially and spatially diverse urban area should be handled within the existing potentials and planning approaches. To bring together the requirements to do this, it was obtained through the determinations and surveys made in the study area between August and October 2018; Then, by mapping these dimensions, the current situation was determined, analysis and syntheses were created and subtractions were made by zoning. The study shows that there is a need for steps and approaches that care about the social and spatial characteristics of the regions shaped by migration in a similar way in the urban transformation processes and that, when considered as a whole, together with their own internal dynamics and environmental values, transform the planning in a way that provides integrity with different interventions.Beştepeler İzmir tarihi kent merkezinde çok katmanlı bir arkeolojik ve tarihsel alan ile temas kurması ve farklı göç süreçlerine maruz kalmış olması sebebiyle, mekânsal ve toplumsal gelişim dinamikleri açısından oldukça karmaşık, kompleks ve bir o kadar da sorunlar içeren bir kent bölgesidir. Birçoğu kaçak yapılaşmalarla ortaya çıkmış olan teknik ve sosyal altyapı olanakları açısından yetersiz, fiziksel ve sosyal sorunları bulunan bölgede yapısal riskler ve geçerli imar planlarının güncel koşullara cevap veremiyor olması çerçevesinde yeni planlama çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Konak Belediyesi, söz konusu çalışmalara temel olacak alan verilerinin ve plan stratejilerini belirleyecek alt bölgelerin belirlenmesine yönelik bir araştırma projesi işi için Dokuz Eylül Üniversitesi ile bir protokol imzalayarak konuya akademik bir içerik kazandırmıştır. Ancak bölge çevresindeki uygulamalar, mekânsal müdahaleler, bölge sakinlerinin talepleri, siyasal süreçler ve emlak piyasası bileşenleri ile bütünlüklü olarak bir kentsel dönüşüm alanı haline gelmiştir. Bu durum planlama çalışmalarında genellikle izlenen plan kararlarının analiz bulguları ile bütünleştirilememesi sorununa yeni bir örnek yaratmıştır. Bu çalışma, Konak Belediyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesinin iş birliğinde hazırlanmış projenin ortaya koyduğu bulgular ve hem genel hem de alt bölgeler itibariyle yapılması planlanan müdahale stratejilerinin değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada amaçlanan, genel itibariyle çok katmanlı, toplumsal ve mekânsal açıdan çeşitlilik içeren bir kentsel bölgenin var olan potansiyelleri ile planlama yaklaşımları içerisinde nasıl ele alınması gerektiğine dair bir tartışma ortaya koymaktır. Bunu yapabilmek için ihtiyaç duyulan veriler Ağustos-Ekim 2018 tarihleri arasında çalışma alanında yapılan tespit ve anketler ile elde edilmiş; ardından bu veriler haritalandırılarak mevcut durum tespit edilmiş, analizler ile sentezler oluşturulmuş ve bölgelemeler yapılarak çıkarımlar yapılmıştır. Çalışma, benzer nitelikte göçle şekillenen bölgelerin sahip oldukları sosyal ve mekânsal özelliklerini kentsel dönüşüm süreçlerinde önemseyen, bir bütün gibi görünmekle birlikte kendi iç dinamikleri ve çevresel değerleriyle birlikte ele alındığında planlamanın farklı içerikteki müdahaleleri ile bir bütünlük sağlayacak şekilde dönüşümünü gerçekleştiren adımlara ve yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu göstermektedir
KENTSEL TASARIMIN KENT KİMLİĞİNİN İNŞASI ÜZERİNDE ETKİLERİ: KIZILAY VE KIZILIRMAK MAHALLELERİ
The main aim of this article is to discuss the effects of urban design on the construction of urban identity. Urban identity is a phenomenon that refers to the unique characteristics of a city. In recent decades, cities have been questioned for the loss of their distinctiveness, resulting in an increasing number of cities that look alike. Consequently, research on place-making and identity development has gained significance. Thus, this paper aims to investigate the effects of urban design on the construction of new city identities. The main hypothesis of the research is that "Urban design affects the construction of urban identity." The hypothesis is tested through two case studies in Ankara: Kızılırmak and Kızılay Neighborhoods. The case study areas are compared by analyzing Ankara development plans, evaluating old photos, texts, and maps, conducting observations and interviews, and performing spatial analysis on both cases. The research defines three main parameters, each consisting of a group of sub-parameters, to extract the effects of urban design on urban identity construction, as discussed theoretically. The research findings demonstrate that the elements of urban identity construction differ between the two cases and point to the significance of urban design on urban identity construction.Bu makalenin temel amacı, kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasına etkilerini tartışmaktır. Kent kimliği, kentin özgün özelliklerini ifade eden bir olgudur. Son dönemlerde, kentlerin kendilerine özgü niteliklerini kaybetmeleri önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu durum birbirine benzeyen kentlerin sayısı giderek artmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak yer oluşturma ve kimlik geliştirme araştırmaları da önem kazanmıştır. Bu nedenle, bu makalede kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasına etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın temel hipotezi kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasını etkilediği konusuna odaklanmaktadır. Hipotez, Ankara\u27daki iki örnek alan araştırması üzerinden incelenmiştir. Araştırma alanı olarak Kızılırmak ve Kızılay mahalleleri seçilmiştir. Örnek araştırmalar kapsamında Ankara imar planları incelenmiş, eski fotoğraflar, eski metinler ve haritalar değerlendirilmiş, gözlem ve görüşmeler gerçekleştirilmiş ve her iki araştırma alanının mekansal analizi yoluyla değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın teorik tartışmaları kapsamında ise kentsel tasarımın kent kimliği oluşumu üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için üç parametre grubu tanımlanmıştır. Söz konusu parametreler çerçevesinde yapılan araştırmanın sonuçları, örnek araştırma alanlarının kent kimliğine etki eden özelliklerinin farklılıklar taşıdığını ve kentsel mekanın inşasının kent kimliğinin oluşumundaki önemini göstermiştir
Editoryal
Since the publication of the December issue of the EKSEN JFA, critical agendas both in the country and in the world have shown that as professionals and academics in the field of urban planning and architecture, we have a lot to say and a lot of responsibility to take. As a preliminary matter, we would like to extend our heartfelt condolences and wishes for a speedy recovery to those who have suffered losses of life, loved ones, and residences as a result of the earthquakes that occurred on February 6, 2023. The losses we have experienced due to the earthquake have necessitated a re-evaluation of our professions, particularly in regard to the application and inspection procedures. Nevertheless, epidemic conditions, the effects of which we have not yet been able to eliminate, climate change, where seasonal norms are lost and whose effects are increasingly catastrophic, social, and spatial problems, migration, and urban transformation processes that develop along with it continue to be other important agenda items. This issue also overlaps with similar agendas and also presents research in areas such as transportation, infrastructure, housing, preservation, and building materials. This issue includes eight research articles and three review articles. This issue of EKSEN JFA is indexed by several international indexes. We have also submitted the journal for evaluation by the TRDizin index and eagerly await the results. Our goal is to achieve recognition from international field indexes for our future issues and we strongly encourage submissions, especially in English. Finally, as Co-Editors, we would like to thank our technical editorial team, journal boards, referees, and authors who contributed to the publication of this issue. We hope you a pleasant read.EKSEN MFD’nin Aralık sayısının yayınlanmasından bu yana hem ülke hem de dünyadaki kritik gündemler, şehir planlama ve mimarlık alanında profesyoneller ve akademisyenler olarak söyleyecek çok sözümüz ve alacak çok sorumluluğumuz olduğunu göstermiştir. Öncelikle, 6 Şubat 2023 tarihi itibariyle meydana gelen depremler sırasında hayatlarını, yakınlarını ve evlerini kaybedenlere ve zarar gören herkese baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Deprem nedeniyle yaşadığımız kayıplar meslek alanlarımızın özellikle uygulama ve denetim sürecinin yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte etkilerini henüz yok edemediğimiz salgın koşulları, mevsim normallerinin yitirildiği ve gittikçe etkileri afetleşen iklim değişikliği, sosyal ve mekansal sorunları ile göç ve beraberinde gelişen kentsel dönüşüm süreçleri diğer önemli gündem maddeleri olmayı sürdürmektedir. Bu sayımız da benzer gündemlere değinmekte ve aynı zamanda ulaşım, altyapı, konut, koruma ve yapı malzemeleri gibi alanlarda da araştırmalar sunmaktadır. Bu sayı, sekiz araştırma makalesine ve üç derleme makaleye yer vermektedir. Dergimizin bu sayısı çeşitli uluslararası dizinler tarafından taranmaktadır. Ayrıca TRDizin başvurusu yapılmış ve değerlendirme sonucu beklenmektedir. Gelecek sayılarımız için uluslararası alan indekslerini hedeflemekteyiz ve özellikle İngilizce makalelere çağrımızı yenilemekteyiz. Son olarak, Eş-Editörler olarak bu sayının yayınlanmasında emeği geçen teknik yayın ekibimize, dergi kurullarımıza, hakemlerimize ve yazarlara teşekkür ederiz. Keyifli okumalar dileriz
PARAMETRIC DESIGN AS A CREATION TOOL FOR CULTURAL SPACE: THE CASE OF LISBON MUSEUM OF ART, ARCHITECTURE AND TECHNOLOGY
Bu çalışmanın amacı, toplumların kültürlerini mimarlık aracılığı ile yeniden oluşturmalarında parametrik tasarım anlayışının sağladığı olanakları, göstergebilim ve mimarlık ilişkisi kapsamında biçimsel ve anlamsal olarak incelemektir. Bununla beraber, birer iletişim aracı olan kültür ve mimarlığın işlevselci mimarlıkla bozulmuş ilişkilerinin parametrik tasarım aracılığı ile çağdaş biçimde nasıl yeniden kurulabileceği irdelenmektedir. Bu bağlamda, ekonomi ve teknolojinin etkisiyle değişen sanat ve mimarlık kültürünü parametrik tasarım aracılığı ile yeniden ele alan Portekiz’deki Lizbon Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi (MAAT) incelenmiştir. Yapının seçiminde, içinde bulunduğu tarihi çevrenin kültürel dokusunu tamamlayıcı niteliğe sahip olması, bünyesinde temsil ettiği toplumun farklı kültür katmanlarını geçmiş ve gelecek bağlamında barındırması ve bunları çağdaş bir şekilde sunması, önemli rol oynamıştır. Çalışmada seçilen müzenin temsil ettiği mimarlık, kültür ve anlam ilişkilerini analiz edebilmek ve bu ilişkilerin parametrik tasarımla bağlantısını anlayabilmek için, kültürü ve sembolize ettiği anlamları çözümleme yöntemi olan göstergebilimin farklı yaklaşımları kullanılmıştır. Müze, mimari bir gösterge olarak ele alınmış ve kültürel iletişimin nitelikleri; biçim, anlam, strüktür, malzeme ve bunların kültürle ilişkileri üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmada, betimsel tarama yöntemi izlenmiş olup Umberto Eco’nun anlam yaklaşımı ve Roman Jakobson’un iletişim modelinin işlevsel analizleri kullanılmıştır. Yapı ve mimari bileşenleri, temsil ettikleri kültürel semboller ve anlamları, söz konusu yöntem ile ele alınarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, bu kültür yapısı üzerinden, parametrik tasarım kullanılarak mimari – kültür, mimari – anlam ve kültür – mimari malzeme ilişkilerinin yeniden nasıl üretildiği analiz edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğü, parametrik tasarım anlayışının mimarlık ve kültür ilişkisini yeniden kurgulama potansiyelini ortaya koymasıdır.The aim of this study is to examine the opportunities provided by parametric design in the reformation of cultures through architecture, in both formal and semantic aspects, within the scope of semiotics and architecture. Additionally, it explores how the functionalist relationship between culture and architecture, both serving as means of communication, can be reestablished in a contemporary context through parametric design. In this context, the Museum of Art, Architecture and Technology (MAAT) in Lisbon, Portugal, is examined as a case study that reinterprets the changing art and architectural culture influenced by economy and technology through parametric design. In the selection of the structure, several factors played a significant role, including its ability to complement the cultural fabric of its historical surroundings, the capacity to encapsulate various cultural layers of the society it represents in the context of the past and future, and its ability to present them in a contemporary manner. To analyze the architecture, culture, and meaning relationships represented by the case study and understand their connection to parametric design, various approaches of semiotics, a method for decoding culture and symbolized meanings, were employed. The museum was considered as an architectural sign, and the qualities of cultural communication were analyzed through form, meaning, structure, material, and their relationships with culture. The study follows a descriptive scanning method, employing Umberto Eco\u27s approach to meaning and functional analyses of Roman Jakobson\u27s communication model. The building and its architectural components, the cultural symbols they represent, and the meanings they convey were analyzed using this method. In the conclusion of the study, it analyzes how architecture – culture, architecture – meaning, and culture – architectural material relationships are redefined using parametric design through this building. The contribution of this study lies in its potential to redefine the relationship between architecture and culture through parametric design approach