EKSEN Dokuz Eylül University Journal
Not a member yet
    51 research outputs found

    PARAMETRIC DESIGN AS A CREATION TOOL FOR CULTURAL SPACE: THE CASE OF LISBON MUSEUM OF ART, ARCHITECTURE AND TECHNOLOGY

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, toplumların kültürlerini mimarlık aracılığı ile yeniden oluşturmalarında parametrik tasarım anlayışının sağladığı olanakları, göstergebilim ve mimarlık ilişkisi kapsamında biçimsel ve anlamsal olarak incelemektir. Bununla beraber, birer iletişim aracı olan kültür ve mimarlığın işlevselci mimarlıkla bozulmuş ilişkilerinin parametrik tasarım aracılığı ile çağdaş biçimde nasıl yeniden kurulabileceği irdelenmektedir. Bu bağlamda, ekonomi ve teknolojinin etkisiyle değişen sanat ve mimarlık kültürünü parametrik tasarım aracılığı ile yeniden ele alan Portekiz’deki Lizbon Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi (MAAT) incelenmiştir. Yapının seçiminde, içinde bulunduğu tarihi çevrenin kültürel dokusunu tamamlayıcı niteliğe sahip olması, bünyesinde temsil ettiği toplumun farklı kültür katmanlarını geçmiş ve gelecek bağlamında barındırması ve bunları çağdaş bir şekilde sunması, önemli rol oynamıştır. Çalışmada seçilen müzenin temsil ettiği mimarlık, kültür ve anlam ilişkilerini analiz edebilmek ve bu ilişkilerin parametrik tasarımla bağlantısını anlayabilmek için, kültürü ve sembolize ettiği anlamları çözümleme yöntemi olan göstergebilimin farklı yaklaşımları kullanılmıştır. Müze, mimari bir gösterge olarak ele alınmış ve kültürel iletişimin nitelikleri; biçim, anlam, strüktür, malzeme ve bunların kültürle ilişkileri üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmada, betimsel tarama yöntemi izlenmiş olup Umberto Eco’nun anlam yaklaşımı ve Roman Jakobson’un iletişim modelinin işlevsel analizleri kullanılmıştır. Yapı ve mimari bileşenleri, temsil ettikleri kültürel semboller ve anlamları, söz konusu yöntem ile ele alınarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, bu kültür yapısı üzerinden, parametrik tasarım kullanılarak mimari – kültür, mimari – anlam ve kültür – mimari malzeme ilişkilerinin yeniden nasıl üretildiği analiz edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğü, parametrik tasarım anlayışının mimarlık ve kültür ilişkisini yeniden kurgulama potansiyelini ortaya koymasıdır.The aim of this study is to examine the opportunities provided by parametric design in the reformation of cultures through architecture, in both formal and semantic aspects, within the scope of semiotics and architecture. Additionally, it explores how the functionalist relationship between culture and architecture, both serving as means of communication, can be reestablished in a contemporary context through parametric design. In this context, the Museum of Art, Architecture and Technology (MAAT) in Lisbon, Portugal, is examined as a case study that reinterprets the changing art and architectural culture influenced by economy and technology through parametric design. In the selection of the structure, several factors played a significant role, including its ability to complement the cultural fabric of its historical surroundings, the capacity to encapsulate various cultural layers of the society it represents in the context of the past and future, and its ability to present them in a contemporary manner. To analyze the architecture, culture, and meaning relationships represented by the case study and understand their connection to parametric design, various approaches of semiotics, a method for decoding culture and symbolized meanings, were employed. The museum was considered as an architectural sign, and the qualities of cultural communication were analyzed through form, meaning, structure, material, and their relationships with culture. The study follows a descriptive scanning method, employing Umberto Eco\u27s approach to meaning and functional analyses of Roman Jakobson\u27s communication model. The building and its architectural components, the cultural symbols they represent, and the meanings they convey were analyzed using this method. In the conclusion of the study, it analyzes how architecture – culture, architecture – meaning, and culture – architectural material relationships are redefined using parametric design through this building. The contribution of this study lies in its potential to redefine the relationship between architecture and culture through parametric design approach

    KENTSEL TASARIMIN KENT KİMLİĞİNİN İNŞASI ÜZERİNDE ETKİLERİ: KIZILAY VE KIZILIRMAK MAHALLELERİ

    No full text
    The main aim of this article is to discuss the effects of urban design on the construction of urban identity. Urban identity is a phenomenon that refers to the unique characteristics of a city. In recent decades, cities have been questioned for the loss of their distinctiveness, resulting in an increasing number of cities that look alike. Consequently, research on place-making and identity development has gained significance. Thus, this paper aims to investigate the effects of urban design on the construction of new city identities. The main hypothesis of the research is that "Urban design affects the construction of urban identity." The hypothesis is tested through two case studies in Ankara: Kızılırmak and Kızılay Neighborhoods. The case study areas are compared by analyzing Ankara development plans, evaluating old photos, texts, and maps, conducting observations and interviews, and performing spatial analysis on both cases. The research defines three main parameters, each consisting of a group of sub-parameters, to extract the effects of urban design on urban identity construction, as discussed theoretically. The research findings demonstrate that the elements of urban identity construction differ between the two cases and point to the significance of urban design on urban identity construction.Bu makalenin temel amacı, kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasına etkilerini tartışmaktır. Kent kimliği, kentin özgün özelliklerini ifade eden bir olgudur. Son dönemlerde, kentlerin kendilerine özgü niteliklerini kaybetmeleri önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu durum birbirine benzeyen kentlerin sayısı giderek artmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak yer oluşturma ve kimlik geliştirme araştırmaları da önem kazanmıştır. Bu nedenle, bu makalede kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasına etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın temel hipotezi kentsel tasarımın kent kimliğinin inşasını etkilediği konusuna odaklanmaktadır. Hipotez, Ankara\u27daki iki örnek alan araştırması üzerinden incelenmiştir. Araştırma alanı olarak Kızılırmak ve Kızılay mahalleleri seçilmiştir. Örnek araştırmalar kapsamında Ankara imar planları incelenmiş, eski fotoğraflar, eski metinler ve haritalar değerlendirilmiş, gözlem ve görüşmeler gerçekleştirilmiş ve her iki araştırma alanının mekansal analizi yoluyla değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın teorik tartışmaları kapsamında ise kentsel tasarımın kent kimliği oluşumu üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için üç parametre grubu tanımlanmıştır. Söz konusu parametreler çerçevesinde yapılan araştırmanın sonuçları, örnek araştırma alanlarının kent kimliğine etki eden özelliklerinin farklılıklar taşıdığını ve kentsel mekanın inşasının kent kimliğinin oluşumundaki önemini göstermiştir

    Editoryal

    Get PDF
    Since the publication of the December issue of the EKSEN JFA, critical agendas both in the country and in the world have shown that as professionals and academics in the field of urban planning and architecture, we have a lot to say and a lot of responsibility to take. As a preliminary matter, we would like to extend our heartfelt condolences and wishes for a speedy recovery to those who have suffered losses of life, loved ones, and residences as a result of the earthquakes that occurred on February 6, 2023. The losses we have experienced due to the earthquake have necessitated a re-evaluation of our professions, particularly in regard to the application and inspection procedures. Nevertheless, epidemic conditions, the effects of which we have not yet been able to eliminate, climate change, where seasonal norms are lost and whose effects are increasingly catastrophic, social, and spatial problems, migration, and urban transformation processes that develop along with it continue to be other important agenda items. This issue also overlaps with similar agendas and also presents research in areas such as transportation, infrastructure, housing, preservation, and building materials. This issue includes eight research articles and three review articles. This issue of EKSEN JFA is indexed by several international indexes. We have also submitted the journal for evaluation by the TRDizin index and eagerly await the results. Our goal is to achieve recognition from international field indexes for our future issues and we strongly encourage submissions, especially in English. Finally, as Co-Editors, we would like to thank our technical editorial team, journal boards, referees, and authors who contributed to the publication of this issue. We hope you a pleasant read.EKSEN MFD’nin Aralık sayısının yayınlanmasından bu yana hem ülke hem de dünyadaki kritik gündemler, şehir planlama ve mimarlık alanında profesyoneller ve akademisyenler olarak söyleyecek çok sözümüz ve alacak çok sorumluluğumuz olduğunu göstermiştir. Öncelikle, 6 Şubat 2023 tarihi itibariyle meydana gelen depremler sırasında hayatlarını, yakınlarını ve evlerini kaybedenlere ve zarar gören herkese baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Deprem nedeniyle yaşadığımız kayıplar meslek alanlarımızın özellikle uygulama ve denetim sürecinin yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte etkilerini henüz yok edemediğimiz salgın koşulları, mevsim normallerinin yitirildiği ve gittikçe etkileri afetleşen iklim değişikliği, sosyal ve mekansal sorunları ile göç ve beraberinde gelişen kentsel dönüşüm süreçleri diğer önemli gündem maddeleri olmayı sürdürmektedir. Bu sayımız da benzer gündemlere değinmekte ve aynı zamanda ulaşım, altyapı, konut, koruma ve yapı malzemeleri gibi alanlarda da araştırmalar sunmaktadır. Bu sayı, sekiz araştırma makalesine ve üç derleme makaleye yer vermektedir. Dergimizin bu sayısı çeşitli uluslararası dizinler tarafından taranmaktadır. Ayrıca TRDizin başvurusu yapılmış ve değerlendirme sonucu beklenmektedir. Gelecek sayılarımız için uluslararası alan indekslerini hedeflemekteyiz ve özellikle İngilizce makalelere çağrımızı yenilemekteyiz. Son olarak, Eş-Editörler olarak bu sayının yayınlanmasında emeği geçen teknik yayın ekibimize, dergi kurullarımıza, hakemlerimize ve yazarlara teşekkür ederiz. Keyifli okumalar dileriz

    İZMİR-BEŞTEPELER BÖLGESİNDE PLAN STRATEJİLERİNİ YÖNLENDİRECEK DİNAMİKLER VE KENTSEL DÖNÜŞÜM

    Get PDF
    Bestepeler is an area that makes contact with a multi-layered archaeological and historical area in the historical city center of İzmir and is exposed to different migration processes. For this reason, it is a very complicated, complex and problematic city region in terms of spatial and social development dynamics. In the region, most of which has emerged with illegal constructions, inadequate in terms of technical and social infrastructure facilities and physical and social problems, a need for new planning studies has arisen within the framework of structural risks and the current development plans cannot respond to current conditions. Konak Municipality added an academic content to the subject by signing a protocol with Dokuz Eylül University for a research project work to determine the field data that will be the basis for these studies and the sub-regions that will determine the plan strategies. However, the practices around the region, spatial interventions, the demands of the residents, the political processes and the real estate market components have become an urban renewal area as a whole. This situation has created a new example of the problem of integrating the plan decisions, which are usually followed in planning studies, with the analysis findings. This study includes the findings of the project prepared in cooperation with Konak Municipality and Dokuz Eylül University and the evaluation of the intervention strategies planned for both general and sub-regions. The aim of the study is to present a discussion on how a multi-layered and socially and spatially diverse urban area should be handled within the existing potentials and planning approaches. To bring together the requirements to do this, it was obtained through the determinations and surveys made in the study area between August and October 2018; Then, by mapping these dimensions, the current situation was determined, analysis and syntheses were created and subtractions were made by zoning. The study shows that there is a need for steps and approaches that care about the social and spatial characteristics of the regions shaped by migration in a similar way in the urban transformation processes and that, when considered as a whole, together with their own internal dynamics and environmental values, transform the planning in a way that provides integrity with different interventions.Beştepeler İzmir tarihi kent merkezinde çok katmanlı bir arkeolojik ve tarihsel alan ile temas kurması ve farklı göç süreçlerine maruz kalmış olması sebebiyle, mekânsal ve toplumsal gelişim dinamikleri açısından oldukça karmaşık, kompleks ve bir o kadar da sorunlar içeren bir kent bölgesidir. Birçoğu kaçak yapılaşmalarla ortaya çıkmış olan teknik ve sosyal altyapı olanakları açısından yetersiz, fiziksel ve sosyal sorunları bulunan bölgede yapısal riskler ve geçerli imar planlarının güncel koşullara cevap veremiyor olması çerçevesinde yeni planlama çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Konak Belediyesi, söz konusu çalışmalara temel olacak alan verilerinin ve plan stratejilerini belirleyecek alt bölgelerin belirlenmesine yönelik bir araştırma projesi işi için Dokuz Eylül Üniversitesi ile bir protokol imzalayarak konuya akademik bir içerik kazandırmıştır. Ancak bölge çevresindeki uygulamalar, mekânsal müdahaleler, bölge sakinlerinin talepleri, siyasal süreçler ve emlak piyasası bileşenleri ile bütünlüklü olarak bir kentsel dönüşüm alanı haline gelmiştir. Bu durum planlama çalışmalarında genellikle izlenen plan kararlarının analiz bulguları ile bütünleştirilememesi sorununa yeni bir örnek yaratmıştır. Bu çalışma, Konak Belediyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesinin iş birliğinde hazırlanmış projenin ortaya koyduğu bulgular ve hem genel hem de alt bölgeler itibariyle yapılması planlanan müdahale stratejilerinin değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada amaçlanan, genel itibariyle çok katmanlı, toplumsal ve mekânsal açıdan çeşitlilik içeren bir kentsel bölgenin var olan potansiyelleri ile planlama yaklaşımları içerisinde nasıl ele alınması gerektiğine dair bir tartışma ortaya koymaktır. Bunu yapabilmek için ihtiyaç duyulan veriler Ağustos-Ekim 2018 tarihleri arasında çalışma alanında yapılan tespit ve anketler ile elde edilmiş; ardından bu veriler haritalandırılarak mevcut durum tespit edilmiş, analizler ile sentezler oluşturulmuş ve bölgelemeler yapılarak çıkarımlar yapılmıştır. Çalışma, benzer nitelikte göçle şekillenen bölgelerin sahip oldukları sosyal ve mekânsal özelliklerini kentsel dönüşüm süreçlerinde önemseyen, bir bütün gibi görünmekle birlikte kendi iç dinamikleri ve çevresel değerleriyle birlikte ele alındığında planlamanın farklı içerikteki müdahaleleri ile bir bütünlük sağlayacak şekilde dönüşümünü gerçekleştiren adımlara ve yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu göstermektedir

    METAVERSE VE NFT\u27NİN MİMARLIĞA ETKİLERİ: GELECEĞİN YAPILARI NASIL ŞEKİLLENECEK?

    No full text
    This article focuses on the changing nature of design production in recent years. In particular, design processes have undergone a significant transformation with the widespread use of internet and personal computers. Blockchain technology and the cryptocurrencies it has brought are discussed in relation to this change. In addition, the emergence of the NFT market with the development of cryptocurrencies and its integration with the concept of the Metaverse and Web 3.0 is examined through examples. Potential effects of these developments on the future understanding of architecture are explored. The research is supported by buildings that some architectural offices have designed for the Metaverse. However, the possibility that all these developments may serve as speculative and advertising elements is emphasized.The methods used in the article are conveyed through literature review and sample analysis. NFT studies and the concepts of the Metaverse are thoroughly examined, and opportunities offered by blockchain technology are evaluated. Based on the findings, it is concluded that these technologies are still new, the relationships between benefits and drawbacks are not fully understood, their future usage potential is high, yet they may also pose a danger as elements of speculation; therefore, these technologies should be re-evaluated and supported in future studies.Bu makalede, son yıllarda tasarımın üretim şeklinin değişmesi üzerine odaklanılmıştır. Özellikle internetin ve kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte tasarım süreçleri büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Blok zincir teknolojisi ve beraberinde getirdiği kripto paralar bu değişimin bir sonucu olarak ele alınmıştır. Ayrıca kripto paraların gelişimiyle NFT pazarının oluşması ve bu pazarın Metaverse kavramıyla Web 3.0 ile entegre hale gelmesi örneklerle incelenmiştir. Bu gelişmelerin gelecekteki mimarlık anlayışı üzerindeki potansiyel etkileri araştırılmıştır. Araştırma, bazı mimarlık ofislerinin Metaverse için tasarladıkları yapılarla desteklenmiştir. Bununla birlikte, tüm bu gelişmelerin spekülasyon ve reklam amaçlı üretilmiş birer etki unsuru olma olasılığı üzerinde durulmuştur. Makalede kullanılan yöntemler, kaynak taraması ve örnek analizler üzerinden aktarılmıştır. NFT çalışmaları ve Metaverse kavramları detaylı bir şekilde incelenmiş, blok zincir teknolojisinin sunduğu olanaklar değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, bu teknolojilerin henüz yeni olduğu, yarar ve zarar ilişkilerinin tam olarak anlaşılamadığı ve gelecekteki kullanım potansiyellerinin yüksek olduğu, ancak aynı zamanda bir spekülasyon unsuru olarak da tehlikeli olabilecekleri üzerinde durulmuş ve gelecek çalışmalarda bunların yeniden değerlendirilip desteklenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır

    UYARLANABİLİR CEPHELER İLE ENERJİ ETKİN TASARIM

    No full text
    Buildings account for a significant portion of global energy consumption. Both economic and environmental problems caused by energy consumption in buildings increase the importance of energy efficient design every day. The energy consumed in buildings is primarily used to provide user comfort by keeping the indoor-outdoor relationship in balance against the change in climate conditions. For this reason, the role of building facades which are the first point of contact with the external environment has an essential role in energy efficiency. As a solution with the developing technology, adaptive facades that can modify their functions according to certain parameters through materials, systems and components have been developed. This study aims to determine to what extent adaptive facades contribute to energy efficient design. In this regard, first of all, the importance of façades in terms of energy efficiency is emphasized and their relationship with other components of the building is examined. Then certain parameters are identified for energy efficient facade design, highlighting that adaptive facades are the most effective solution to meet these parameters. After defining adaptive facades and distinguishing them from traditional facades, their importance and features, they are divided into two categories as passive and active adaptive facades based on their responses to changing environmental conditions. Afterwards, six examples with adaptive facades are examined and evaluated based on their design approaches, compliance with the identified energy efficient facade design parameters, and the passive-active adaptive facade type they have. As a result, it is determined that adaptive facades contribute significantly to energy efficiency with their responses to energy efficient facade design parameters. In addition, adaptive facades, in which passive and active facade systems are used in an integrated manner, are proposed as the most ideal solution in terms of energy efficiency.Binalar, küresel enerji tüketiminin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Binalarda enerji tüketiminin sebep olduğu hem ekonomik hem de çevresel sorunlar, enerji etkin tasarımın önemini her geçen gün artırmaktadır. Binalarda harcanan enerji genellikle değişen iklim koşullarına karşı iç-dış mekân ilişkisini dengede tutarak, kullanıcı konforunun sağlanması için harcanmaktadır. Bu nedenle enerji verimliliği konusunda dış ortamın yapı ile ilk temas ettiği yüzey olan cephelerin rolü büyüktür. Gelişen teknoloji ile birlikte çözüm olarak malzeme, sistem ve bileşenler aracılığı ile belli parametrelere göre işlevlerinde değişiklik yapabilen uyarlanabilir cepheler geliştirilmiştir. Bu çalışmada, uyarlanabilir cephelerin enerji etkin tasarıma ne ölçüde katkı sağladığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, ilk olarak, cephenin enerji verimliliği konusundaki önemi belirtilerek, yapıyı oluşturan diğer bileşenlerle ilişkisi irdelenmiştir. Daha sonra, enerji etkin cephe tasarımı için belli parametreler belirlenmiş ve bu parametreleri karşılayabilecek en etkili çözümün uyarlanabilir cepheler olduğu vurgulanmıştır. Uyarlanabilir cephelerin tanımı, onları geleneksel cephelerden ayıran özellikleri ve önemi belirtildikten sonra, değişen çevresel koşullara verdiği tepkilere göre pasif ve aktif uyarlanabilir cephe olarak iki sınıfa ayrılmıştır. Ardından, uyarlanabilir cepheye sahip altı örnek tasarım yaklaşımları, belirlenen enerji etkin cephe tasarım parametrelerini karşılamaları ve sahip oldukları pasif-aktif uyarlanabilir cephe türüne göre incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda uyarlanabilir cephelerin enerji etkin cephe tasarım parametrelerine verdiği yanıtlar ile enerji verimliliğine önemli ölçüde katkı sağladığı tespit edilmiş, ayrıca pasif ve aktif cephe sistemlerinin birlikte entegre bir şekilde kullanıldığı uyarlanabilir cepheler, enerji etkinliği bakımından en ideal çözüm olarak önerilmiştir

    EDİTORYAL

    No full text
    This year, we celebrated the 41st anniversary of the foundation of Dokuz Eylül University Faculty of Architecture and also organized the 30th Year Meeting for our graduates who started their education in 1989. We looked back on memories of our school, as well as the scene of architecture and urban planning 30 years ago. Yet in this issue of EKSEN JFA, we face current global topics and challenges in theory and practice. The articles published in this issue dwell on the contemporary matters of energy efficiency, adaptive facades, accessibility, urban identity loss, parametric design, and metaverse. Mehmet Esgil and Ruşen Yamaçlı’s article “Energy Efficient Design With Adaptable Facades” evaluates energy efficient façade design parameters as criteria, by taking into consideration the importance of energy efficient design against economic and environmental problems caused by energy consumption, and proposes adaptive facades as the ideal solution. Merve Coşandal, Sabina Suleimanova, and Görkem Gülhan’s article “Investigation of the Effect of Accessibility in ATM Location Methods: The Case of Denizli” proposes suitable locations through accessibility analyses and multiple linear regression analyses, by emphasizing the overlooked issue of accessibility in the selection of ATM locations. Esra Çelik and Halit Coza’s article “A Relational Analysis Study Between Urban Architecture and Zoning Regulations: A Case of Denizli”, criticizing the loss of originality in cities and the resulting identity ambiguity over time due to the regulations, examines the impact of zoning regulations over Denizli and makes a contribution to the city archive. Nilofar Nazari and Emine İpek Özbek’s article “The Effects of urban Design on Urban Identity Construction: Kızılay and Kızılırmak Neighborhoods” criticizes the recent loss of identity and distinctive qualities in cities using two neighborhoods in Ankara as case studies. Sevgi Öztürk, Öznur Işınkaralar, Dilara Yılmaz, and Feyza Kesimoğlu’s article “A Comparative Analysis of Some Shopping Centers in Metropol Cities of Türkiye Using IPA and IPCA Methods” analyzes the extent to which the physical features of shopping malls in Ankara and Istanbul meet the preferences and expectations of users. Çetin Süalp, Saniye Karaman Öztaş, and Nilay Coşgun’s article “Examination of Responsive Facade Systems in Terms of Embodied Energy: Kiefer Technic Showroom” suggests that the embedded energies of adaptable kinetic facade systems can be reduced by changing only material preferences without compromising performance values for a sustainable approach. Çiğdem Kılınç Gül and H. Filiz Alkan Meşhur’s article “The Changing Meaning of Urban Identity and Space in the transition from Modernism to Postmodernism” examines the changes in the notions of place, time, and space in the transition from modernism to postmodernism, focusing on the concept of displacement that arises due to identity loos in cities and architecture. Rıza Fatih Mendilcioğlu’s article “Parametric Design as a Creation Tool for Cultural Space: The Case of Lisbon Museum of Art, Architecture and Technology” explores the re-production of the relationships of architecture – culture, architecture – meaning, and culture – architectural material by using parametric design through this building. Mehmet Şener, Mehtap Özbayraktar, and Neslihan Türkmenoğlu Bayraktar’s article “An Alternative Architecture Graduate Course Conducted Through Distance Education and its Effects on Student Learning Process” analyses the impacts of alternative methods on student learning achievement within the scope of an architectural graduate course held remotely and online during the pandemic. Kerem Düzenli and Nazım Ziya Perdahçı’s article “The Impact of Metaverse and NFTs on Architecture: How Will the Buildings of the Future Take Shape?” examines the potential impact of the metaverse, blockchain technology, and NFTs on architectural design.On behalf of our team, I would like to thank the authors and referees for their valuable contributions in this issue. As always, we would like to appreciate our precious team of Technical Publishing Editors for their labor-intensive work of copy-editing, layout setting, and proofreading. We wish you a happy new year and pleasant reading.Bu yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin kuruluşunun 41. yılını kutlarken 1989 girişli mezunlarımız için 30. Yıl Buluşması düzenledik. Geçmişe gidip hem okulumuzu hem de 30 yıl öncesinin mimarlık ve şehircilik ortamını yeniden düşündük. EKSEN MFD’nin bu sayısında da, tam tersi, kuram ve pratikte küresel boyuttaki güncel konu ve tartışmalarla karşı karşıya gelmekteyiz. Bu sayıda yayınlanan makaleler, enerji etkin tasarım, uyarlanabilir cepheler, erişilebilirlik ve kentlerin kimliksizleşmesi, parametrik tasarım ve metaverse eksenindeki güncel konulara odaklanır. Mehmet Esgil ve Ruşen Yamaçlı’nın “Uyarlanabilir Cepheler ile Enerji Etkin Tasarım” başlıklı makalesi, enerji tüketiminin neden olduğu ekonomik ve çevresel sorunlara karşı enerji etkin tasarımın önemini göz önünde bulundurarak, enerji etkin cephe tasarım parametrelerini ölçüt olarak değerlendirir ve uyarlanabilir cepheleri ideal çözüm olarak önerir. Merve Coşandal, Sabina Suleimanova ve Görkem Gülhan’ın “ATM Yer Seçimi Yöntemlerinde Erişilebilirlik Etkisinin Araştırılması: Denizli Örneği” başlıklı makalesi, ATM’lerin yer seçiminde ihmal edilen erişilebilirlik olgusunun üzerinde durarak, erişilebilirlik analizlerinin yanı sıra, çoklu doğrusal regresyon analizleri yaparak yer önerilerinde bulunur. Esra Çelik ve Halit Coza’nın “Kent Mimarisi ve İmar Yönetmelikleri Arasındaki Bir İlişkisel Analiz Çalışması: Denizli Örneği” başlıklı makalesi, imar uygulamaları sonucunda kentlerin zamanla özgünlüğünü yitirerek kimlik belirsizliğine neden olmasını eleştirerek imar yönetmeliklerinin kent üzerindeki etkisini Denizli üzerinden inceler ve kent arşivine katkıda bulunur. Nilofar Nazari ve Emine İpek Özbek’in “Kentsel Tasarımın Kent Kimliğinin İnşası Üzerinde Etkileri: Kızılay ve Kızılırmak Mahalleleri” başlıklı makalesi, Ankara’daki iki mahalle üzerinden, son dönemlerde kentlerin kendine özgü niteliklerini kaybetmesini ve kimliksizleşmesini eleştirir. Sevgi Öztürk, Öznur Işınkaralar, Dilara Yılmaz ve Feyza Kesimoğlu’nun “Türkiye’nin Metropol Şehirlerindeki Bazı Alışveriş Merkezlerinin IPA ve IPCA Yöntemleri Kullanılarak Karşılaştırmalı Analizi” başlıklı makalesi, Ankara ve İstanbul’da alışveriş merkezlerinin fiziksel özelliklerinin, kullanıcıların tercih ve beklentilerini ne ölçüde karşıladığını analiz eder. Çetin Süalp, Saniye Karaman Öztaş ve Nilay Coşgun’un “Uyarlanabilir Kinetik Cephe Sistemlerinin Gömülü Enerji Bağlamında İncelenmesi: Kiefer Teknik Galerisi” başlıklı makalesi, sürdürülebilir bir yaklaşımın geliştirilebilmesi için uyarlanabilir kinetik cephe sistemlerinin performans değerleri yitirilmeden, yalnızca malzeme tercihlerini değiştirerek gömülü enerjilerinin düşürülebileceğini öne sürer. Çiğdem Kılınç Gül ve H. Filiz Alkan Meşhur’un “Modernizmden Postmodernizme Geçiş Sürecinde Kentsel Kimlik ve Mekanın Değişen Anlamı” başlıklı makalesi, kentlerin ve mimarinin kimliksizleşmesiyle birlikte gelen yersizleşme kavramının üzerinde durarak modernizmden postmodernizme geçişte yer, zaman ve mekan kavramlarının değişimini irdeler. Rıza Fatih Mendilcioğlu’nun “Kültürel Mekan Yaratım Aracı Olarak Parametrik Tasarım: Lizbon Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi Örneği” başlıklı makalesi, bu yapı üzerinden parametrik tasarım kullanılarak mimari – kültür, mimari – anlam ve kültür – mimari malzeme ilişkilerinin yeniden üretilmesini kaleme alır. Mehmet Şener, Mehtap Özbayraktar ve Neslihan Türkmenoğlu Bayraktar’ın “Uzaktan Eğitim ile Yürütülen Alternatif bir Mimarlık Lisansüstü Dersi ve Öğrencinin Öğrenme Sürecine Dersin Etkileri” başlıklı makalesi, pandemi sürecinde uzaktan eğitimle çevrimiçi gerçekleşen bir mimarlık lisansüstü dersi kapsamında alternatif yöntemlerin öğrencinin öğrenme başarısına etkisini değerlendirir. Kerem Düzenli ve Nazım Ziya Perdahçı’nın “Metaverse ve NFT’nin Mimarlığa Etkileri: Geleceğin Yapıları Nasıl Şekillenecek?” başlıklı makalesi, metaverse, blok zincir teknolojisi ve NFT’nin mimari tasarım üzerindeki potansiyel etkilerini inceler.Editör ekibi adına, bu sayıda emeği geçen yazar ve hakemlere değerli katkıları için teşekkür ederim. Her zamanki gibi, yazım kontrolü, mizanpaj ve son okuma gibi emek yoğun işleri gönüllü/gönülden yapan değerli Teknik Yayın Editörü ekibimize de çok teşekkürler. Mutlu yıllar ve keyifli okumalar dileriz

    UZAKTAN EĞİTİM İLE YÜRÜTÜLEN ALTERNATİF BİR MİMARLIK LİSANSÜSTÜ DERSİ VE ÖĞRENCİNİN ÖĞRENME SÜRECİNE DERSİN ETKİLERİ

    No full text
    A multidisciplinary atelier course conducted through distance education in Kocaeli University Faculty of Architecture Graduate Program in 2020/21 Fall Semester is analyzed in this article concerning the impacts of the alternative and versatile methods followed during the course process on student learning achievement. The aim is to reveal the new pedagogical visions and contributions that the methods of this course can provide to student learning and instructor intervention in architecture graduate education. During the course, the stages of determining the workshop groups, discussing the activities with the groups, and developing suggestions, conducting discussions in the distance education environment on the students\u27 study subjects and activity plans, and delivering the final report based on the activity week process and the products obtained were carried out. The required data, including the evidence of actual learning achievement in this course, is derived from a catechetical survey with 12 students who took the course, while the final statements and inferences of the study are based on the achievements and critics of these students about the course. The results obtained from this survey are reciprocally evaluated with the learning achievement targets that are placed in the course syllabus at the beginning of the semester with concrete numerical values to observe the level of achievement of these learning targets. The learning achievements that students gained most apart from the determined learning achievement targets of the course are the development of presentation abilities of students, the provision of exchange of ideas with students from different departments and with the lecturers apart from their thesis advisors, and the possibility of following the processes of different work items. The findings of this study express that the program and the methods of this course can be instructive for implementing new approaches in post-pandemic distance and face-to-face education of architecture in graduate programs.Bu makalede, Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yüksek Lisans Programı\u27nda 2020/21 Öğretim Yılı Güz Yarıyılında uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilen multidisipliner bir atölye dersi ve dersin yürütülmesi sürecinde izlenen alternatif ve çok yönlü yöntemler, öğrencinin öğrenme başarısına etkisi bağlamında incelenmektedir. Bu derste izlenen yöntemlerin mimarlık lisansüstü eğitiminde öğrencinin öğrenmesine ve eğitmenin müdahalesine katabileceği yeni pedagojik vizyon ve katkıları ortaya koymak, bu çalışmanın temel amacıdır. Ders sürecinde sırasıyla atölye gruplarının belirlenmesi, gruplar ile etkinliklerin görüşülmesi ve öneriler geliştirilmesi, öğrencilerin çalışma konuları ve etkinlik planları üzerine uzaktan eğitim ortamında tartışmalar yürütülmesi, etkinlik haftası süreci ve elde edilen ürünler üzerinden final raporunun teslimi aşamaları gerçekleştirilmiştir. Derste öğrenme başarısının sağlandığına dair kanıtları içeren veriler, dersi alan 12 öğrenciyle soru-cevap yöntemiyle gerçekleştirilen bir anket ile elde edilmiştir. Öğrenme hedeflerine ulaşma noktasındaki başarı düzeyini gözlemleyebilmek için bu anketten elde edilen sonuçlar ile dönem başında ders izlencesinde yer verilen öğrenme başarı hedefleri karşılıklı olarak değerlendirilmiştir. Dersin belirlenen öğrenme başarı hedefleri dışında, öğrencilerin en çok elde ettiği öğrenme kazanımları; öğrencilerin sunum yeteneklerinin geliştirilmesi, farklı bölümlerdeki öğrencilerle ve tez danışmanı dışındaki öğretim elemanlarıyla fikir alışverişinin sağlanması ve farklı iş kalemlerinin süreçlerini takip etme olanağı bulmaları olmuştur. Çalışmada ulaşılan bulgu ve sonuçlar, bu dersin programının pandemi sonrası uzaktan ve yüz yüze mimarlık lisansüstü eğitiminde yeni yaklaşımların hayata geçirilmesi için yol gösterici olabileceğini ortaya koymuştur

    ESKİ VAN ŞEHRİ SURLARI VE SARAY KAPISI’NIN KAZI, PROJE VE ONARIM ÇALIŞMALARI HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA

    Get PDF
    The Old City of Van, located south of the historic Van Castle and adjacent to the cliffs, is surrounded by double rows of walls on the east, south, and west sides. The Van Castle served as the capital of the Urartu civilization between 900-580 BC. Due to its strategic location, the Old City and the Castle were used by many civilizations after the Urartians. In 1915, the city was occupied by Russian-Armenian forces for three years, and after the 1917 Bolshevik Revolution, most of the structures were burned and destroyed, when Tsarist Russian troops withdrew from the region in 1918. After this date, life ended in the city, and construction began in present-day Van. Restoration work began in 1995, primarily by the Van Governorship and various institutions, to preserve the structures in the Old City. One of the restored structures is the city walls and the Palace Portal. It is unknown when and by whom the walls were built. Today, all of the walls in the west are completely destroyed, while the remains of the walls in the south and east are partially standing. There are four main gates that provide external access to the city, with a guard room located on both sides of the Palace Portal. The restoration work of the portal began in 2010. There was no damage to the portal during the 7.2 magnitude earthquake that occurred in Erciş in 2011. However, the north body wall of the portal collapsed during the aftershock of the 5.6 magnitude earthquake in the center of Van. The restoration work of the portal was completed in 2012. It is necessary to create a joint and continuous work program for all relevant institutions and organizations to turn the restoration of other architectural structures in the historic city into action. Thus, revealing all important architectural structures in the city that have been destroyed and damaged for the last century through scientific excavation and restoration will provide significant gains to the cultural tourism of the region.Tarihi Van Kalesi’nin güneyinde kayalıklara bitişik olan Eski Van Şehri, doğu, güney ve batıda çift sıra surlarla çevrelenmektedir. Van Kalesi, M.Ö. 900 -580 yılları arasında Urartu medeniyetine başkentlik yapmıştır. Eski Van Şehri ve Kalesi, stratejik konumundan dolayı Urartulardan sonra birçok uygarlık tarafından kullanılmıştır. 1915 yılında üç yıl Rus - Ermeni işgalinde kalan şehirde, 1917 Bolşevik Devrimi’nin ardından Çarlık Rus birliklerinin 1918‘de bölgeden çekilmesi ile çoğu yapı yakılıp yıkılmıştır. Bu tarihten sonra şehirde yaşam sona ermiş, yapılaşma günümüz Van şehrinde başlamıştır. Eski Van şehrindeki yapıları korumak amacıyla 1995 yılında başta Van Valiliği olmak üzere, çeşitli kurumlar tarafından onarım çalışmaları başlatılmıştır. Onarımı yapılan yapılardan biri de şehir surları ve Saray Kapısı’dır. Surların hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Günümüzde batıdaki surların tamamı yıkık, güney ve doğu yönündeki sur kalıntıları ise kısmen ayaktadır. Şehrin dış irtibatını sağlayan dört ana kapısı mevcuttur. Saray Kapısı’nın her iki yanında dizdar odası yer almaktadır. Saray Kapısı’nın onarım çalışmaları 2010 yılında başlamıştır. 2011’de Erciş’te meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde Saray Kapısı’nda herhangi bir hasar oluşmamıştır. Ancak Van’ın merkezinde gerçekleşen artçı 5,6 büyüklüğündeki depremde Saray Kapısı’nın kuzey beden duvarı yıkılmıştır. 2012 yılında Saray Kapısı’nın onarım çalışmaları tamamlanmıştır. Tarihi kentteki diğer mimari yapıların onarımı için ilgili tüm kurum ve kuruluşların sürekliliği olan bir çalışma programını birlikte oluşturarak eyleme dönüştürmesi zorunluluk arz etmektedir. Böylece son bir asırdır tahrip edilen ve yok olan kentteki önemli tüm mimari yapılar, bilimsel kazılarla ortaya çıkartılarak onarımları yapılacak ve bölge kültür turizmine önemli kazanımlar sağlayacaktır

    MODERNİZMDEN POSTMODERNİZME GEÇİŞ SÜRECİNDE KENTSEL KİMLİK VE MEKÂNIN DEĞİŞEN ANLAMI

    No full text
    With modernisation, a multifaceted development process has been experienced in the cities of the world, and the role of society and cities has changed in the process of globalisation and the effects of modernism. In the following periods, with the effects of postmodernism, people\u27s relations with place were affected, place-specific values started to be lost, and the concepts of place-time-space were disconnected from each other. Thus, the fact that cities and architectural products do not belong to any region, geography and time has led to the problem of identity and has given rise to the notion of displacement. With the concept of displacement, a period in which the data that directs architectural design and the qualities that make original spaces a place has disappeared, there is no conceptual integrity, and ruptures between the physical environment and cultural and historical values have been experienced. The aim of this research is to reveal the change in the concepts of place, time, and space due to the impact of postmodernism on the identity of cities and architecture. In the study, the duplication of the concept of place by reproducing it with new construction techniques has expressed the replication of places, the handling of space as both the stage and object of consumption has led to the commodification of urban areas, the loss of identity and belonging concepts has led to the proliferation of non-existent places, and this situation has emerged as displacement in cities over time. The change that emerged in cities under the influence of postmodernism has been handled through examples from the world and Turkey within the scope of the concepts of sameness, displacement, and commodification. The research is important in terms of understanding that the urban space, which has been shaped under the effects of modernism and changed with the effects of postmodernism, has turned into places that have been transformed into places of sameness and commodification.Modernleşme ile birlikte dünya kentlerinde çok yönlü gelişim süreci yaşanmış, modernizmin etkisi ve küreselleşme sürecinde toplumun ve kentlerin rolü değişmiştir. Sonraki dönemlerde postmodernizmin etkileriyle insanların yer ile kurduğu ilişkiler etkilenmiş, yere özgü değerler yitirilmeye başlamış, yer-zaman-mekân kavramları birbirinden kopmuştur. Böylece kentlerin ve mimari ürünlerin herhangi bir bölgeye, coğrafyaya, zamana ait olmaması kimlik sorununa neden olmuş ve yersizleşme kavramını doğurmuştur. Yersizleşme ile birlikle mimari tasarımı yönlendiren verileri ve özgün mekânları yer yapan niteliklerin ortadan kalktığı, kavramsal bütünlüğün olmadığı, fiziksel çevre-kültürel ve tarihi değerler arasında kopmaların yaşandığı bir döneme girilmiştir. Bu araştırmanın amacı, kentlerin ve mimarlığın kimliği üzerinde, modernizm sonrası postmodernizmin yarattığı etkiye bağlı olarak, yer, zaman ve mekân kavramlarındaki değişimi ortaya koymaktır. Çalışmada, yer kavramının yeni yapım teknikleri ile çoğaltılarak kopya haline getirilmesi, yerlerin aynılaşmasını ifade etmiş; tüketimin hem sahnesi hem de nesnesi olarak mekânın ele alınması, kentsel alanların metalaşmasını getirmiş; kimlik ve aidiyet kavramlarının kaybolması ise yok yerlerin çoğalmasına neden olmuş ve bu durum da zamanla kentlerde yersizleşme olarak ortaya çıkmıştır. Kentlerde postmodernizm etkisinde ortaya çıkan değişim; aynılaşma, yersizleşme ve metalaşma kavramları kapsamında dünyadan ve Türkiye’den örnekler üzerinden ele alınmıştır. Araştırma, modernizmin etkileri altında kentsel mekânın şekillenmesiyle birlikte, postmodernizmin de etkileri ile değişen kentsel mekânın zamanla aynılaşan yerlere, metalaşan yersiz alanlara dönüştüğünü anlamak açısından önemlidir

    35

    full texts

    51

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    EKSEN Dokuz Eylül University Journal
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇