Osmanlı dönemi medreseleri, gerek tedris edilen ilimler ve okutulan kitaplar, gerekse
istihdam alanları açısından selefi Selçukluların devamı niteliğindedir. İcâzet/nâme alarak
medrese eğitimini tamamlayan talebeler; din görevliliği alanında (müftülük, vaizlik,
imamlık), müderrislik ve kadılık gibi mansıplarda istihdam edilmişlerdir. Dolayısıyla
medreseler, uzun süre devletin adli, idari, mülki ve eğitimle ilgili kadro ihtiyacını
karşılamıştır. Bununla birlikte özellikle Tanzimat Döneminden (1839-1878) sonra açılan yeni
eğitim kurumları da sözü edilen alanlarda devletin kadro ihtiyacını karşılamaya başlamış ve
hatta ilerleyen zamanlarda medreselerin istihdam alanını daraltmıştır. Ancak medreselerin
durumu, müderrislerin hayatı, talebelerin imtihan ve istihdamları gibi konular çoğunlukla
bilâd-ı selâse (İstanbul, Bursa ve Edirne) merkezli incelenmiş, bunların taşradaki
durumlarıyla ilgili yeterince çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada, Hatay/Dörtyol
müderrisi İlyas Efendi (1873-1956) ve ona ait sicil dosyası özelinde taşradaki bir müderrisin
öğrenim hayatı ve imtihan varakası üzerinden istihdamı konu edilmiştir. Çalışmada
dokümanlara dayalı veri toplama ve içerik analizini esas alan nitel araştırma yöntemi
kullanılmıştır. Bu bağlamda Başbakanlık Osmanlı Arşivinden ve zaman zaman Halep,
Adana ve Ankara Vilayet Salnâmeleri ile Maârif Nezâreti Salnâmelerinden istifade
edilmiştir. Hâçin’de (Saimbeyli) doğan ve ilk tahsilini doğduğu yerde alan İlyas Efendi, ilmî
bir heyet tarafından ehliyet ve liyakatine hükmedilerek müderris olarak atanmıştır.
Tanzimat Dönemiyle başlayan eğitimde Batı etkisi ve medrese dışında kurulan yeni eğitim
kurumlarıyla eğitimde modernleşme, eğitim sisteminde olduğu gibi medrese mezunlarının
istihdamında da birtakım değişmelere ve daralmalara neden olmuştur. Nitekim adli, idari,
askeri vs. görevliler, yeni açılan eğitim kurumlarıyla karşılanırken medresenin istihdam
alanı çoğunlukla din hizmetlerini ifa edecek görevlilerin ve müderris gibi medrese
elemanının yetiştirilmesine hasredilmiştir. İlyas Efendi’nin tahsil hayatı, icâzet metni ve
imtihan varakası -Tefsir ve Hadis hariç- öğrenim gördüğü ilimlerden imtihana tabi
tutulduğu, Tefsir, Hadis ve Hadis Usulü gibi ilimlerle ilgili de doğrudan soruların yer
almadığı görülmektedir. İncelediğimiz belgede İlyas Efendi’nin hangi alan(lar)da ders
verdiğiyle ilgili net bilgi bulunmamakla birlikte icâzet ve imtihan varakasından hareketle
öncelikle Fıkıh ve Kelâm gibi dinî ilimlerle Arap Dili ve Belagatine yönelik dersler verdiği
ileri sürülebilir. Her ne kadar çerçevesi belli standart bir müfredattan bahsetmek zor olsa da
İlyas Efendi’ye ait dosyadan hareketle taşra medreselerinde okutulan derslerin/kitapların
Osmanlı medreselerinde hemen her dönemde okutulan metinlerle benzerlik gösterdiği, bu
yönüyle büyük ölçüde Osmanlı merkez medrese kültürünü devam ettirdiği sonucuna
varılabilir. Bunu, icâzet metninde yer alan ulemâ silsilesinden de görmek mümkündür.
Bunun yanında Osmanlı Medreseleri ve bunlarla ilgili müfredat incelendiğinde -farklı
derecelerde okunmak üzere- Mutavvel, (Molla) Câmî, Mülteka’l-Ebhur, Dürerü’l-Hükkâm, Şerh-i
Akâid ve Îsâgûcî’nin ortak kitaplar olduğuna tesadüf edilmektedir. Okutulan eserler ve
istihdamla ilgili uygulamalar göz önüne alındığında taşradaki medreseleri merkezdeki
benzerlerinden ayırmanın mümkün olmayacağı sonucuna varılabilir