Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmed Tâhir Efendi’nin (ö. 1888) oğlu Mehmet Akif Ersoy (ö. 1936), hayatının çok erken dönemlerinde Kur’ân’la tanışmış, küçük yaşlarda Kur’ân hıfzına başlamış ve bu minvalde bir hayat sürmüştür. Bu durumdan kaynaklı olarak henüz yirmili yaşlarda iken Mekteb Mecmuası’nda yayınlanan 56 mısralık Kur’an’a Hitap adlı şiirini yazmıştır. Osmanlı’nın son derece zayıfladığı yıllarda Milli Mücadele ruhunu canlandırmak için çeşitli câmi vb. yerlerde Kur’ân ve Sünnet’ten ilhamla vaazlar veren Mehmet Akif, yazın alanında da Sırât-ı Müstakîm ve Sebilürreşâd gibi dergilerde tefsire dair yazılar yazmıştır. Mehmet Akif hayatı boyunca, Milli Mücadele kapsamında halkı bilinçlendirmeye çalışmış gerek yazılarıyla gerekse vaazlarıyla daha çok, toplumu geri bırakan cehâlet, atâlet, ümitsizlik, tefrika ve adaletsizlik gibi sorunlara dikkat çekmiştir. O, söz konusu bu toplumsal sorunlara Kur’ân merkezli çözümler getirmeye çalışmıştır. Büyük bir imparatorluğun yıkılmaya yüz tutup onun temelleri üzerinden yeni bir devletin kurulmaya çalışıldığı dönem ve şartlar içerisinde, aldığı ağır sorumluluğun yükü altında gâyet meşakkatli bir hayat geçiren Mehmet Akif, vatanın bağımsızlığını simgeleyen İstiklâl Marşı’nı yazarak Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden olmuştur. Bu çalışmada, toplumun önder kişiliklerinden kabul edilen Mehmet Akif’in dünya görüşü ele alınmıştır. Çalışmanın kapsamına uygun olarak öncelikle onun, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşâd dergilerinde yazılıp daha sonra Safahat adlı eserinde toplanan tefsire dair yazı ve tercümeleri, makaleleri ve Safahat’ındaki müstakil şiirleri incelenmiştir. Bu incelemeler neticesinde Mehmet Akif’in dünya görüşünün Kur’ân’ın öğretileri doğrultusunda teşekkül ettiği görülmüştür. Mehmet Akif, söz konusu eserlerinde genel anlamda Osmanlı İslâm toplumunun dağılma ve geri kalma sebeplerini ele almıştır. Ona göre bu kötü durumdan kurtulmak için müslümanların ırka dayalı milliyetçilik anlayışını terk edip İslâm dini çatısı altında ümmet bilinciyle hareket etmeleri; bununla birlikte tembelliği, ümitsizliği, yanlış kader ve tevekkül anlayışını bırakıp ilimde ve fende ilerlemek için çalışmaları gerekmektedir