Sûfîler Kur’ân’ı tefsîr ederlerken geliştirdikleri birtakım te’vil (yorum) nazariyelerine
göre hareket etmişlerdir. Bu yorum, genellikle zâhirî anlamdan bâtinî anlama doğru bir
seyir izleyebilmektedir. Kelimelerin delâlet ettiği manalardan hareketle bâtinî anlamlar
üretebildikleri gibi; bazen nassın anlamlarını genişletmiş, bazen de inhisarcı davranarak
anlamı daraltmışlardır. Sûfîlerin, kelimelerin gerçek anlamlarından yan anlamlara veya
mecazi anlamlara evrilen yorumlarının, aslında kapalı olan hususları aydınlatmak için
yapıldığı söylenebilir. Bu yönleriyle, kendilerine has bir dil oluşturdukları, bunu anlama
ve sağaltımını yapma imkânının beyânî te’vil kıstasından geçirilmesiyle mümkün
olduğu söylenebilir. Te’vil mekanizmasının sağlıklı işlemesine yönelik bir amaç
güdüldüğü için irfânî yorumun gezen ayağı olan bâtinî yorumları tahriften koruma
maksadıyla te’vilin şartları ortaya konmuştur. Sûfîler Kur’ân’ı te’vil ederken işâret
dedikleri bazı anlamları tefsîrlere derc etmişlerdir.
Lafızların, lafzi delâletlerinin ötesinde anlamlarının olduğu, çeşitli imge ve sembolik
anlatımlar üzerinden analojiler kurularak sûfîler tarafından izah edilmiştir. Sûfî tefsîrde
cennet ve cehennemle ilgili yapılan yorumlar buna örnek verilebilir. Zira müşâhede ve
mükâşefe yolculuğunun sonunda ulaşılacak müntehâ, bu metaforlar üzerinden
verilebilmektedir. Makalede, sûfî yorumda cennet ve cehenneme dair yapılan
yorumlara, bunların uğradıkları anlam genişlemesine yer verilerek sûfîlerin Kur’ân’ı
nasıl anlamaya çalıştıkları ele alınacaktır