Ortaçağ'da özellikle XI. ve XV. yüzyıllar arasında varlığını
sürdürmüş olan “Kârimî tüccarları” Ortadoğu ve Uzakdoğu'nun önemli
bir tüccar grubuydu. Bu tüccar grubu devlete zamanında ve tam olarak
vergilerini ödemeleri sebebiyle ün salmışlardı. Karimi tüccarları Fatimiler
döneminde tarih sahnesine çıkmalarına rağmen asıl ticari açıdan
gelişmesi ve uluslararası ticarette etkin rol oynamaları Memlükler
döneminde olmuştur. Çünkü Memlük sultanları gerek ulusal ve gerekse
uluslararası ticareti teşvik ediyorlardı. Devletin yapmış olduğu bu
teşvikten en çok Karimi tüccarları yararlanmıştır. Karimi tüccarları XIII.
ve XIV. Asırlarda çok zenginleştiler ve ticari faaliyetlerini Ortadoğu’dan
Uzakdoğu ülkelerine Hindistan, Çin ve Batı Avrupa’ya kadar geniş bir
alana yaymışlardır. Kârimî tüccarları Hindistan'dan baharatı, Çin'den
ipeği ve mücevheratı ve diğer ülkelerden satın aldıkları tekstilden gıda
maddelerine kadar ve hatta kereste, silah ve zırha kadar her türlü ticari
emtiayı satıyorlardı. Hindistan ve Çin’den gelen bu çeşitli ticari mallar
önce Yemen’in Aden limanına oradan da Kızıldeniz üzerinde bulunan
Ayzab limanına getiriliyor ve buradan da develerle Mısır’a ulaştırılıyordu.
Mısır’a getirilen bu mallar, çeşitli antrepolarda depolanıyor ve buradan
da Cenevizli, Venedikli, Marsilyalı, Pisalı ve Katalonyalı tüccarlara
satılıyordu. Böylece bu ticari aktiviteden çok kazanç elde ediyorlardı. Bu
tüccar grubu o kadar zenginleşmişti ki, Memlükler döneminde devlete
borç para verecek kadar ekonomik güce erişmişlerdi. Karimi tüccarları
XV. yüzyılın sonlarına yaklaştıklarında gerek Memlük devletinin
uyguladığı baskıcı ekonomik ve ticari politikalar ve gerekse Papalığın
uyguladığı ticari ambargolar yüzünden güçlerini kaybettiler ve XV. asrın
sonunda tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Hatta kendi işlerini devlet
kademesinde daha rahat halledebilmek için devletin üst düzey bürokrasisinde bile görev almışlardır. Bu tüccar grubunu incelemek ve
araştırmak uluslararası ticaret bakımından çok önemlidir