Hadîsler İslam’ın ikinci temel kaynağıdır. Usûlcüler Kur’an ve
hadîs metinlerini nass terimi çerçevesinde incelemişlerdir. Müslüman
âlimler arasında sünnete ve hadislere uyma, onları delil ve örnek alma
konusunda bir görüş ayrılığı yoktur. Görüş ayrılığı sünnetin ve hadislerin
nasıl anlaşılması ve yorumlanması gerektiği konusundadır. Bu noktada
usûlcülerin özellikle de Hanefi usûlcülerin konuya yaklaşımları dikkat
çekmektedir. Sünnet, haber, mütevatir, meşhur, âhâd vb. konulara
yaklaşımları hadisçilerden bazen farklı olabilen usûlcü âlimlerden biri de
Hanefî usûlcü Habbâzî’dir. 629 (1232) yılında Hucend’de doğan,
Hârezm’e ve Bağdat’a geçip oralarda ilimle meşgul olan Hanefî fakîhi ve
usûlcüsü Ebû Muhammed Celâleddîn Ömer b. Muhammed el-Hucendî
el-Habbâzî daha sonra Şam’a dönüp el-Hâtûniyye el-Berrâniyye
Medresesi’nde ders vermeye başlamıştır. Bu medresede ders verebilmek
için dönemin en üstün Hanefî âlimi kabul edilmek gerekliydi. Onun bu
vasıfta bir âlim, fıkhın hem usûlünü hem de fürûunu çok iyi bilen bir
fakîh, aynı zamanda ibadet ve zühd ehli bir kişi olduğundan
bahsedilmiştir. Hanefî fıkhının önemli kaynaklarından el-Hidâye’nin
şerhi olarak hazırladığı Şerhu’l-Hidâye, Kelâma dair yazdığı el-Hâdî fî
Usûli’d-Dîn adlı eserleri bulunmaktadır. Öne çıkan eseri el-Muğnî fî
Usûli’l-Fıkıh üzerinde ise birçok şerh çalışması yapılmıştır. Biz de
tebliğimizde Habbâzî’nin bazı Hadis Usûlü konularına yaklaşımını elMuğnî fî Usûli’l-Fıkıh adlı eseri çerçevesinde ele alıp inceleyeceğiz. Onun
Hanefî usûlcü ve fakîh olarak bazı Hadis Usûlü konularına yaklaşımını
tespit edip değerlendirme yoluna gideceğiz