'Kelam Arastirmalari Dergisi (Journal of Kalam Studies)'
Doi
Abstract
İnsanlar sahip oldukları bilginin bir kısmını akıl ve duyu organları vasıtasıyla elde ederken diğer bir
kısmını da haber vasıtasıyla elde etmektedir. Geçmişte meydana gelen olaylar, yaşamış şahsiyetler,
görmediğimiz uzak memleketler hakkında bilgi elde etmemizi sağlayan yegâne kaynak haberdir.
Dolayısıyla müşahedeye dayanmayan ve düşünce yoluyla elde edilmeyen bütün bilgilerin kaynağı
‚haber‛dir. Haberler içerisinde kesin bilgi ifade eden kısım ise mütevâtirdir. Hicri 4. asırda haberle ilgili
tartışmaları ayrıntısıyla ele alıp eserlerinde bunu derli toplu bir nazariyye şekline işleyen alimlerden
biri de akli istidlâle önem vermesiyle ön plana çıkan Mu’tezile mezhebine mensup olan Kâdî
Abdülcebbâr’dır (ö. 415/1025). O, haber ve haberin bilgi değeri konusunda eserlerinde müstakil
başlıklar açmış ve bu konudaki görüşlerini çeşitli şekillerde temellendirmiş, haberi bilgi kaynağı olarak
kabul etmeyen Sümeniyye ve nübüvvet müessesesini kabul etmeyen Berâhime’ye karşı aklî ve naklî
istidlâl metotlarını kullanarak İslam’ın temel kaynakları olan Kur’ân, Sünnet ve icmâ‘ın
savunuculuğunu yapmıştır. Bu çalışmada Kâdî Abdülcebbâr’ın mütevâtir nazariyesi üzerinde
durulmuştur. Onun görüşleri tespit edilirken ansiklopedik bir hüvviyete sahip el-Muğnî adlı eseri esas
alınmıştır. Kâdî, hem haberi bilgi kaynağı olarak görmeyenlerle mücadele etmek hem de İslam’ın temel
kaynaklarını temellendirmek üzere mütevâtir haberi rasyonel bir zemine oturtmaya çalışmıştır. Bunun
için de insanlar nezdinde itibar gören, geçerli olan, daha nesnel ve rasyonel bir hüviyete sahip
âdetullahı veya tabiat kanunları anlamına gelen ‚el-âde‛ kavramını kullanmıştır