Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Abstract
Doktora Teziİslam hukuk tarihi boyunca her dönemde fıkıh ilminin gelişimine katkı sağlayan önemli şahsiyetler ortaya çıkmıştır. 18. yüzyılın çok yönlü âlimlerinden Murtazâ ez-Zebîdî, Hanefî fıkhına dair derinlikli yorumları, hadis-fıkıh ilişkisini ele alışı ve dilbilimsel yaklaşımlarıyla öne çıkan bir isimdir. Eserlerinde fıkıh, hadis ve Arap diline yaptığı katkılar, onun ilimler arası birikimini yansıtır. Ancak, bu âlimlerin bir kısmının akademik literatürde yeterince incelenmemesi, onların eserlerinin ve fıkıh ilmine olan etkilerinin tam olarak anlaşılamamasına neden olmuştur. Bu durum, bazı dönemlerin fakihlerin az yetiştiği veya fıkhi üretkenliğin azaldığı gibi yüzeysel genellemelerle nitelendirilmesine yol açmıştır. Oysa özellikle son dönemlerde yaşamış fakihlerin eserleri, İslam hukuk geleneğinin sürekliliğini ve dinamizmini ortaya koyması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma, söz konusu genellemeleri eleştirel bir yaklaşımla ele alarak, Murtazâ ez-Zebîdî’nin fıkıh sahasındaki konumunu, metodolojik yaklaşımlarını ve katkılarını nizami bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir. Çalışma, metodolojik olarak üç temel eksen üzerine inşa edilmiştir. İlk bölümde, Zebîdî’nin biyografik detayları, ilmî altyapısı, hoca-öğrenci ilişkileri ve dönemin entelektüel çevresi sosyokültürel bağlamıyla birlikte analiz edilmiştir. İkinci bölüm, Zebîdî’nin fıkıh usulüne dair tartışmalı konulardaki görüşlerini karşılaştırmalı yöntem ile ele almakta; aynı zamanda onun hadis ilmindeki yorumlarını ve ictihad mekanizmasını usûlî açıdan irdelemektedir. Üçüncü ve son bölümde, Zebîdî’nin füru-i fıkha dair görüşleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kısımda, müellifin fıkhi ihtilaflara metodik yaklaşımı, dilbilimsel unsurlarla fıkıh prensipleri arasında kurduğu bağlantı ve Hanefî mezhebinin görüşlerine karşı takındığı eleştirel tavır analiz edilmiştir. Ayrıca, Zebîdî’nin fıkhi müzakerelerde tercih ettiği terminolojik yapı ve bu tercihlere esas teşkil eden gerekçeler ilmî bir yöntemle irdelenmiştir. Bu araştırma, Zebîdî’nin fıkıh mirasını akademik bir titizlikle ortaya koymayı ve İslam hukuk düşüncesinin tarihsel sürekliliğini belgelemeyi amaçlamaktadır. Zebîdî gibi çok yönlü âlimlerin varlığı, fıkıh geleneğinin her dönemde nazarî derinliğini koruduğunu ve canlı bir tekâmül süreci geçirdiğini kanıtlamaktadır. Benzer monografik çalışmalar, İslam ilim geleneğinin zengin ilmî birikiminin nesiller arası aktarımını sağlamak açısından mühim bir işlev görmektedir.Throughout the history of Islamic law, every era has witnessed prominent scholars who contributed to the development of jurisprudence (fiqh). Among them, Murtada al-Zabîdî, an 18thcentury polymath, distinguished himself through his profound commentaries on Hanafî jurisprudence, his nuanced approach to the interplay between hadith and fiqh, and his linguistically grounded methodologies. His works, which bridge fiqh, hadith, and Arabic philology, reflect his interdisciplinary expertise. However, the insufficient scholarly attention paid to some of these scholars-including alZabîdî-has hindered a comprehensive understanding of their works and their impact on Islamic legal thought. This gap has led to superficial generalizations, such as labeling certain periods as lacking in jurists or marked by declining legal productivity. In reality, the works of later jurists, particularly those like al-Zabîdî, demonstrate the continuity and dynamism of the Islamic legal tradition. This study critically engages with such generalizations, systematically examining al-Zabîdî’s position in fiqh, his methodological approaches, and his contributions to the field. Methodologically, the study is structured around three main axes. The first section analyzes al-Zabîdî’s biographical details, intellectual formation, teacher-student relationships, and the sociocultural context of his scholarly environment. The second section addresses al-Zabîdî’s views on contentious issues in usûl al-fiqh using a comparative methodology, while also scrutinizing his interpretations in hadîth studies and his mechanisms of ijtihâd from an epistemological perspective. The third and final section delves into al-Zabîdî’s perspectives on furûʿ al-fiqh, examining his systematic approach to juristic disagreements, the connection he establishes between linguistic elements and legal principles, and his critical stance toward the Hanafî school. Additionally, the terminological preferences he employed in juristic discourse and the underlying reasoning behind these choices are analyzed through a rigorous scholarly methodology. This research aims to rigorously present al-Zabîdî’s juristic legacy and document the historical continuity of Islamic legal thought. The existence of multifaceted scholars like al-Zabîdî demonstrates that the fiqh tradition has consistently maintained its theoretical depth and undergone dynamic evolution. Monographic studies such as this play a crucial role in preserving and transmitting the rich intellectual heritage of Islamic scholarship across generations