Amaç: Aşı okuryazarlığı, sağlık okuryazarlığının önemli bir bileşenidir ve aşı tereddütlerini
ortadan kaldırmak için umut verici bir yol olarak kabul edilmektedir. Aşı karşıtlığı ise yeni
kullanılan bir kavram olup Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “aşı hizmetlerinin
varlığına rağmen aşıların kabulüne yönelik gecikme veya reddetme” olarak tanımlanmaktadır.
Bu çalışmada amaç yetişkin bireylerin aşı okuryazarlık düzeyleri ile aşı karşıtlığı arasındaki
ilişkinin incelenmesi ve bunları etkileyen faktörleri belirleyebilmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2023 yılında yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir
çalışmadır. Çalışmaya Necmettin Erbakan Üniversitesi (N.E.Ü) Tıp Fakültesi Hastanesine
herhangi bir nedenle başvurmuş kişiler dahil edildi. Katılımcılarla yüz yüze görüşme sağlanıp
sözlü onamları alınarak anket formları dolduruldu. Anket formu; Sosyodemografik Bilgi
Formu, Aşı Okuryazarlığı Ölçeği (AOÖ), Aşı Karşıtlığı Ölçeği (AKÖ)’den oluşmaktaydı.
p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 415 katılımcının %39,0’ı (n=162) erkek ve ortalama yaşları
35,11±12,15 (min=18 maks=71) yıldı.
Katılımcıların %63,9’u (n=265) yüksekokul/üniversite eğitim düzeyinde, %61,4’ü (n=255)
evli, %23,6’sının (n=98) geliri giderinde fazlaydı. Çocukluk aşılarının gerekli olduğunu
düşünenlerin oranı %71,6’ydı (n=297). Katılımcıların %55,7’sinin (n=231) çocuğu vardı ve
bunların %98,3’ü (n=227) çocuğunun aşılarını yaptırmış olup %25’i (n=58) çocuğuna aşı
yaptırma konusunda tereddüt yaşamıştı. Araştırmaya katılanların %72,8’inin (n=302) tüm
çocukluk aşıları uygulanmıştı ve %65,1’i (n=270) erişkin aşılarını yaptırmıştı. Çalışmaya
katılanların %63,1’i (n=262) ulusal aşılama programının gönüllülük esası ile yapılması
gerektiğini düşünüyordu, %36,9’u (n=153) aşı reddine karşıydı ve %71,1’inin (n=295) çevresinde aşı karşıtı vardı. Bazı ülkelerde aşı yaptırmayanlara uygulanan cezai yaptırımların
gerekli olduğunu düşünenlerin oranı ise %28,2 (n=117) idi.
Üniversite mezunlarının aşı okuryazarlığı puanı (2,80±0,46) ilkokul-ortaokul mezunlarına
(2,57±0,55) göre yüksek bulundu (p=0,007). Yine üniversite mezunlarının aşı okuryazarlığı
puanı (2,80±0,46) lise mezunlarına (2,54±0,52) göre yüksek bulundu (p=0,000). Çocuğuna aşı
yaptırmakta tereddüt yaşayanların aşı okuryazarlığı puanı (2,52±0,49) tereddüt yaşamayanlara
göre (2,72±0,53) düşük bulundu (p=0,012). Ulusal aşılama programının zorunlu olarak
uygulanması gerektiğini düşünenlerin aşı okuryazarlık puanı (2,97±0,51) gönüllülük esasıyla
uygulanması gerektiğini düşünenlerden (2,64±0,48) yüksek bulundu (p=0,000).
Kadınların aşı karşıtlığı puanı (33,19±10,56) erkeklere (31,01±9,74) göre yüksek bulundu
(p=0,036). Üniversite mezunlarının aşı karşıtlığı puanı (31,12±10,73) lise mezunlarına
(34,82±9,24) göre düşük bulundu (p=0,008). Çevresinde aşı karşıtı birey bulunanların aşı
karşıtlığı düzeyi (33,56±10,44) çevresinde aşı karşıtı bulunmayanlara (27,41±9,79) göre
yüksek bulundu (p=0,000).
Aşı okuryazarlığı düzeyi ile aşı karşıtlığı düzeyi arasında negatif yönde orta düzeyde
korelasyon mevcuttu (r=-0,291; p=0,000).
Sonuç: Aşı okuryazarlığı arttıkça aşı karşıtlığının azaldığı bulundu. Aşı tereddütü ve aşı
okuryazarlığı aşılama kararının tek belirleyicisi olmasa da, halkın aşı okuryazarlığını
geliştirmek ve aşı tereddütlerini azaltmak, aşılamayı teşvik etmek ve bağışıklama planlama
çabaları için çok önemlidir. Eğitim düzeyi arttıkça aşı okuryazarlığının artması, aşı
karşıtlığının ise azalması eğitimin her konuda olduğu gibi aşı davranışları konusunda da etkisi
görülmüştür.
Sonuç olarak; bireylerin aşı okuryazarlığı düzeyi arttırılırsa aşılara yönelik tutumları da o
düzeyde iyileşecektir. Bu nedenle hem toplumsal sağlığı geliştirmek hem aşılama oranının
arttırılması için toplumun aşı okuryazarlığı düzeyi artırılmalıdır.Objective: Vaccine literacy is an important component of health literacy and is recognized as
a promising way to eliminate vaccine hesitancy. Vaccine refusal is a newly used concept and
is defined by the World Health Organization (WHO) as "delay or refusal to accept vaccines
despite the availability of vaccination services". The aim of this study was to examine the
relationship between vaccine literacy levels of adult individuals and vaccine refusal and to
determine the factors affecting them.
Materials and Methods: This is a descriptive and cross-sectional study conducted in 2023.
The study included people who applied to Necmettin Erbakan University (N.E.Ü) Faculty of
Medicine Hospital for any reason. Participants were interviewed face-to-face and
questionnaire forms were filled out after obtaining their verbal consent. The questionnaire
consisted of Sociodemographic Information Form, Vaccine Literacy Scale (VLS), and
Vaccine Opposition Scale (VAS). p<0.05 was considered statistically significant.
Results: Of the 415 participants included in the study, 39.0% (n=162) were male and the
mean age was 35.11±12.15 (min=18 max=71) years.
Of the participants, 63.9% (n=265) had college/university education, 61.4% (n=255) were
married, and 23.6% (n=98) had more income than expenses. The rate of those who thought
childhood vaccinations were necessary was 71.6% (n=297). Among the participants, 55.7%
(n=231) had children, 98.3% (n=227) had vaccinated their children and 25% (n=58) were
hesitant about vaccinating their children. All childhood vaccinations were administered to
72.8% (n=302) of the participants and 65.1% (n=270) had received adult vaccinations. Of
those who participated in the study, 63.1% (n=262) thought that the national vaccination
program should be voluntary, 36.9% (n=153) were against vaccine refusal, and 71.1%
(n=295) were surrounded by anti-vaccinators. In some countries, 28.2% (n=117) thought that
criminal sanctions for non-vaccination were necessary.
The vaccine literacy score of university graduates (2.80±0.46) was higher than that of primary
and secondary school graduates (2.57±0.55) (p=0.007). The vaccine literacy score of
university graduates (2.80±0.46) was higher than that of high school graduates (2.54±0.52)
(p=0.000). The vaccine literacy score of those who hesitated to vaccinate their children
(2.52±0.49) was lower than those who did not hesitate (2.72±0.53) (p=0.012). The vaccine
literacy score of those who thought that the national vaccination program should be implemented compulsorily (2.97±0.51) was higher than those who thought that it should be
implemented voluntarily (2.64±0.48) (p=0.000).
The anti-vaccination score of women (33.19±10.56) was higher than that of men (31.01±9.74)
(p=0.036). The anti-vaccination score of university graduates (31.12±10.73) was lower than
that of high school graduates (34.82±9.24) (p=0.008). The anti-vaccination level of those who
had anti-vaccine individuals around them (33.56±10.44) was higher than those who did not
have anti-vaccine individuals around them (27.41±9.79) (p=0.000).
There was a moderate negative correlation between the level of vaccine literacy and the level
of vaccine opposition (r=-0.291; p=0.000).
Conclusion: We found that as vaccine literacy increased, vaccine hesitancy decreased.
Although vaccine hesitancy and vaccine literacy are not the sole determinants of vaccination
decisions, improving public vaccine literacy and reducing vaccine hesitancy are very
important for promoting vaccination and immunization planning efforts. As the level of
education increased, vaccine literacy increased and vaccine hesitancy decreased, indicating
that education has an effect on vaccination behaviors, as it does in every subject.
In conclusion, if the level of vaccine literacy of individuals is increased, their attitudes
towards vaccines will improve at the same level. Therefore, the vaccine literacy level of the
society should be increased both to improve public health and to increase the vaccination rate