A critical analysis based on feminist and critical theories and manipulation of mind.Manipulation mind, says Schiller, is a tool of conquest, a tool which enables the elits to mold thepopulation...One must not forget, in todays World, the mass media “into which entire sociaty has a meanto Access” attacks to our hopes of liberation and the last front left in defending those hope ofliberation: Our dreams and our ability to dream.Again in todays World ones who own the mass media also own the power of the media.Resarch and practikal marketing information shows that a significant portion of owner ship of suchmedia belongs to USA companies and instutions. From this perspective isn’t it fair to say that theyorient our inspirations thus our lives that are led by these inspirations. Or isnt’t it fair to ask if USAoriented tv shows concure our inspirations and deprive us of the opportunity to produce our uniqindipendent values and standards of judgements. Or do they manupulate us towards to a designed/artificially constacted “beautiful” and determine our inclanations and perceptions? In todays Turkeya Turkish citizen-who is known to spend 6 to 8 hours watching tv daily- is trying to thrive in to which beautyand which inspiration... İs it towards a “beauty” which is a production of trans-nation mediainstutions as a commodity merchandise or is it the beauty of their own personel dreams andinspirations? Who defines beauty, how and for how long?Zihin Yönlendirme, Eleştirel ve Feminist Teori Üzerinden kuramsal bir okuma “Zihinyönlendirilmesi” diyor Schiller, “bir çeşit fetih aracıdır. Toplumun hakimiyetini elinde bulunduranseçkinlerin, kitleleri kendi amaçları doğrultusunda biçimlendirmesinin vasıtalarından biridir.”(Schiller 2005, 9)“... Unutulmamalıdır ki, günümüzde, bütün toplumsal kesimlerin “katılma” olanağınakavuştuğu Kitle İletişimi, aynı anda, içimizdeki özgürleşim beklentilerimizin kendini ifade etmektekison sığınağı olan düşlerimize ve düş kurma yeteneğimize karşı bile saldırıya geçmiş bulunmaktadır.”(Oskay 2000, 416)Bugün dünyada kitle iletişim araçlarına sahip olanlar, bu araçların sahip olduğu güce desahipler. Araştırmalar ve gündelik yaşamın sonuçları gösteriyor ki bu alandaki sahipliğin önemli biryüzdesini ABD elinde bulunduruyor. Böyle bir değerlendirmeyle bakıldığında, düşlerimizi,düşlerimizle beslediğimiz hayatımızı yönlendirdiklerini söyleyebilir miyiz? ABD kaynaklı dizilerdüşlerimizi ele geçirip, özgün bağımsız yargı ve değer üretme fırsatımızı elimizden mi alıyorlar? Bizikurgulanmış bir “güzel”e yönlendirerek, algımızı, yönelimlerimizi mi belirliyorlar? GünümüzTürkiye’sinde her gün 6-8 saatini tv karşısında geçirdiği saptanan Türkiyeli vatandaş, kendi dizileriylehangi güzelliğe, hangi düşe ulaşmaya çalışıyor? Ulusaşırı medya kuruluşlarının ürettiği ortak birtüketim nesnesine mi, yoksa kendi sınırları, coğrafyası için üretilmiş, “kendi düşlerinin güzeli”ne mi?Kim belirliyor güzelliği, nasıl, ne kadar süre için? Akademik tanımlar yerine, hafifleterek “iletişimkabahatleri” diyebileceğimiz bu yönlendirmelerin, kaynağı, süresi, gerçekliği nedir? Yerli dizilerdekisarışın, en azından kumral, ama mutlaka açık renk gözlü karakterlerin yerini, son yıllarda almayabaşlayan esmer karakterler, bir çeşitli yerlileşme çabası mı? Hatta daha ileri gidelim, ulusaşırıkavram, tanım ihracına bir başkaldırı mı ?Bu çalışmada Türkiye’de son yılların fenomeni yerli dizilerimizde güzellik ve düş üretimi, sözkonusu kavramların kaynakları, ulusaşarı rakipleriyle ilişkisi, süreci ve süresi, Eleştirel ve FeministKuram yoluyla, incelenecektir