This study was designed to examine individuals’ disaster preparedness beliefs in the context of demographic data, hopelessness, and fatalism tendencies.
The study was planned in a descriptive and correlational design. A total of 563 participants aged 18 and above who agreed to participate in an online survey were included in the study. Data were collected using a socio-demographic information questionnaire, a general disaster preparedness belief scale, the Beck Hopelessness Scale, and the Fatalism Tendency Scale. The data were analyzed using the SPSS 25.0 package program, and the significance level was set at p < 0.05. Independent samples t-test, ANOVA (Post hoc, Bonferroni, Tukey, and LSD tests), Pearson correlation analysis, simple linear regression, and hierarchical regression analysis were used to test the data.
The mean age of the participants was 25.94 ± 10.19. Participants scored an average of 77.13 ± 22.74 on the disaster preparedness belief scale, 8.84 ± 3.79 on the hopelessness scale, and 66.23 ± 13.91 on the fatalism tendency scale. In the study, family structure was found to influence individuals’ disaster preparedness belief levels. Hopelessness levels were influenced by family structure, place of residence, living in an earthquake-prone area, perception of being prepared for disasters, and receiving education on disasters and their management. Fatalism tendency levels were influenced by gender, education level, marital status, and receiving education on disasters and their management. A weak positive relationship was found between disaster preparedness belief and hopelessness and fatalism tendencies. It was found that hopelessness and fatalism tendencies explained 14.5% of individuals’ disaster preparedness belief.
In the study, individuals exhibited moderate disaster preparedness belief, low hopelessness, and moderate fatalism tendency. Factors influencing individuals’ disaster preparedness belief include hopelessness and fatalism tendencies. In light of the results, taking into account individual characteristics, despair, and fatalistic tendencies, it is crucial for the society as a whole and policymakers to undertake significant responsibilities in increasing individuals' belief in disaster preparedness.Bu çalışma bireylerin afet hazırlık inançlarının, demografik veriler, umutsuzluk ve kadercilik eğilimleri bağlamında incelenmesi amacıyla yürütülmüştür.
Çalışma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desende yürütülmüştür. Çalışmaya 18 yaş ve üzerinde olan ve online platformlarda anket uygulamayı kabul eden 563 birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Sosyodemografik Bilgi Anketi, Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Kadercilik Eğilimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Veriler bağımsız gruplar için t testi, ANOVA (Post hoc, Bonferroni, Tukey ve LSD testi), Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal, hiyerarşik regresyon analizi ile test edilmiştir.
Katılımcıların yaş ortalaması 25.94±10.19’dur. Katılımcıların, afet hazırlık inancı 77.13±22.74, umutsuzluk ölçeği 8.84±3.79, kadercilik eğilimi ölçeği 66.23±13.91 olarak saptanmıştır. Çalışmada afet hazırlık inanç düzeyini bireylerin aile yapısı etkilemektedir. Umutsuzluk düzeyini aile yapısı, yaşadıkları yer, deprem bölgesinde yaşama durumu, afetlere hazırlıklı olduğunu düşünme durumu, afetler ve yönetimi hakkında eğitim alma durumu etkilemektedir. Kadercilik eğilimi düzeyini ise cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durumu ve afetler ve yönetimi hakkında eğitim alma durumu etkilemektedir. Afet hazırlık inancı ile umutsuzluk ve kadercilik eğilimleri arasında zayıf pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Bireylerin afet hazırlık inancını umutsuzluk ve kadercilik eğiliminin % 14.5 oranında açıkladığı bulunmuştur.
Çalışmada bireylerin orta düzey afet hazırlık inancı, düşük umutsuzluk ve orta düzey kadercilik eğilimi sergiledikleri bulunmuştur. Bireylerin afet hazırlık inancını etkileyen faktörler arasında umutsuzluk ve kadercilik eğilimi bulunmaktadır. Sonuçlar doğrultusunda, bireyleri afet hazırlık inancını artırmada, bireysel özellikler, umutsuzluk ve kadercilik eğiliminin etkisi göz önünde bulundurularak, toplumun geneli ve politika yapıcılara büyük görevler düşmektedir