The world’s natural resources and ecosystems have been and continue to be degraded at an alarming level. This is why resource scarcity is the most important obstacle to corporate sustainability and the most important agenda item for companies. Sustainability for companies requires stopping biodiversity loss and ecosystem decline, reducing climate change and improving environmental conditions more generally. However, the business plans and incentives to do this are currently very weak. The spiral in this regard is that although environmental problems are still seen as “externalities” in the current economic paradigm, nature continues to be degraded and undervalued instead of being seen as a basic natural capital that requires management and investment for the future survival of humanity. There are many resources and initiatives that provide advice and guidance to companies on specific actions, targets or metrics for more sustainable business decisions, but a significant number of them equate “less impact” with sustainability, rather than sustainability in the context of limited resources and natural capital. On the other hand, since they do not consider the Earth System as a holistic structure, they often focus on ecosystems and the environment at the local or regional level. It is an undeniable fact that a new and more sophisticated awareness is needed to understand which business actions are truly sustainable. In this way, it is inevitable to prioritize approaches that can offer very useful solutions that address various challenges, especially those related to the destabilization of the Earth System as a whole. We need to prepare strategies and action plans within the framework of Planetary Boundaries (PB) to guide actions, not only to improve ecosystems and biodiversity (our natural capital) at local and regional scales, but also to improve the planetary systems that govern the stability of the Earth System. Using the PB framework to inform corporate sustainability decisions, particularly in supply chains, will enable businesses to understand the macro-level implications of their impacts and help them focus on specific actions to address them.
The main objective of this study in this context is to review the ecological and systemic foundations for corporate sustainability with a new paradigm that is more holistic, integrative, ecological and empowering. and to ensure integration with environmental, social and governance (ESG). In this way, the value of the PB framework, along with its challenges and limitations is introduced. It can be demonstrated how the PB framework can be applied in a corporate context. Innovative approaches based on the PB framework is proposed and the next milestones for integrating companies into the PB framework development is identified.Dünyanın doğal kaynaklarının ve ekosistemi endişe verici bir düzeyde bozulmuş ve bozulmaya devam etmektedir. Bu nedenledir ki kaynak kıtlığı kurumsal sürdürülebilirliğin önünde en önemli bir handikap olmaı, şirketler için en önemli gündem maddesidir. Şirketlerin Sürdürülebilirliğin sağlanması ise biyolojik çeşitlilik kaybını ve ekosistem düşüşünü durdurma, iklim değişikliğini azaltma ve çevre koşullarını daha genel olarak iyileştirmeyi gerekli kılmaktadır. Ancak bunu yapmak için işletme plan ve teşvikler günümüz de oldukça çok zayıf düzeydedir. Bu konuda ki sarmal, çevresel sorunların mevcut ekonomik paradigma da hala “dışsallıklar” olarak görülmesine rağmen, doğa insanlığın gelecekteki hayatta kalması için yönetim ve yatırım gerektiren temel doğal sermaye olarak görülmek yerine bozulmaya ve değerinin altında kalmaya devam etmektedir. Şirketlere daha sürdürülebilir iş kararları için belirli eylemler, hedefler veya ölçütler konusunda tavsiye ve rehberlik sağlayan birçok kaynak ve girişim bulunmakla birlikte bunların önemli bir kısmı sınırlı kaynaklar ve doğal sermaye bağlamında sürdürülebilirlik yerine “daha az etki’ yi sürdürülebilir olmakla eş tutulmaktadır. Diğer yandan, Dünya Sisteminin holistik bir yapı olarak dikkate almadığından genellikle ekosistemlere ve yerel veya bölgesel düzeyde çevreye odaklanmalarına neden olmaktadır. Hangi iş eylemlerinin gerçekten sürdürülebilir olduğunu anlamak için yeni ve daha sofistike bir farkındalığa gereksinim olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu şekilde, çeşitli zorlukları ve özellikle Dünya Sisteminin bir bütün olarak istikrarsızlaşmasıyla ilişkili olanları ele alan çok faydalı çözümler sunabilen yaklaşımlara öncelik verilmesi kaçınılmazdır. Bize yalnızca ekosistemleri ve biyo çeşitliliği (doğal sermayemiz) yerel ve bölgesel ölçekte değil, aynı zamanda Dünya Sisteminin istikrarını yöneten gezegen sistemlerini iyileştirmek, eylemleri yönlendirmek için Gezegensel Sınırlar [(Planetary boundaries (PB)]) çerçevesinde strateji ve eylem planlarının hazırlanması gerekmekte. PB çerçevesini, özellikle tedarik zincirlerinde, kurumsal sürdürülebilirlik kararlarını bilgilendirmek için kullanmak, işletmelerin etkilerinin makro düzeydeki sonuçlarını anlamalarını sağlayacak ve bunları ele almak için belirli eylemlere odaklanmalarına yardımcı olacaktır.
Bu bağlamda çalışmanın temel amacı: kurumsal sürdürülebilirlik için ekolojik ve sistemik temellerin yeni bir paradigma ile daha bütüncü (holistic), tamamlayıcı (integrative), çevreci (ecological) ve güçlendirici (empowering). yeniden gözden geçirme ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) ile entegrasyonun sağlanması adına PB çerçevesinin değerini, zorlukları ve sınırlamalarıyla birlikte tanıtma, PB çerçevesinin kurumsal bir bağlamda nasıl uygulanabileceğini ortaya koyma, PB çerçevesinin dayalı yenilikçi yaklaşımlar önerme ve şirketleri PB çerçeve gelişimine entegre etmek için bir sonraki kilometre taşlarını belirlemektir.