research article

Yerelliğin Mimari Dönüşümle Korunması: Bilecik’te Yeniden İşlevlendirme Yaklaşımları

Abstract

In the context of globalization, urban identities are increasingly undergoing transformation, making the preservation of local values a critical issue within the fields of architecture and interior architecture. Locality is not limited to physical attachment to a place; rather, it is a dynamic structure shaped by historical, cultural, and social layers. This study analyzes the concept of locality through the adaptive reuse processes of three historic buildings in the city of Bilecik: the Bilecik Municipality Building, the Bilecik Museum, and the Bilecik Directorate of Culture and Tourism. Adopting a qualitative research method, the study employs literature review, visual documentation analysis, spatial evaluation, and comparative assessment. The findings reveal that these structures contribute to urban identity by preserving not only their physical form but also their historical and symbolic meanings. Adaptive reuse practices have demonstrated that interior architectural interventions can support spatial continuity while enabling cultural sustainability through the protection of local memory.Küreselleşme sürecinin etkisiyle kent kimlikleri giderek dönüşmekte; bu dönüşüm karşısında yerel değerlerin korunması, mimarlık ve iç mimarlık disiplinlerinde önemli bir tartışma alanı hâline gelmektedir. Yerellik, yalnızca fiziksel bir mekâna aidiyet değil; tarihsel, kültürel ve toplumsal katmanların etkileşimiyle biçimlenen dinamik bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda araştırmada, Bilecik kentinde yer alan ve tarihî işlevleri farklı olan üç yapının, Bilecik Belediye Binası, Bilecik Müzesi ve Bilecik Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yapılarının yeniden işlevlendirme süreçleri üzerinden yerellik kavramı analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinin benimsendiği çalışmada; literatür taraması, görsel belge incelemesi, mekânsal analiz ve karşılaştırmalı değerlendirme teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, söz konusu yapıların yalnızca fiziksel olarak değil; aynı zamanda tarihsel ve sembolik boyutlarıyla da korunarak kent kimliğine katkı sunduğunu ortaya koymaktadır. İç mimari müdahaleler yoluyla mekânların çağdaş işlevlere uyarlanması, tarihî sürekliliğin mekânsal düzeyde sürdürülebilir kılındığını göstermektedir. Yerel belleğin korunması açısından yeniden işlevlendirme stratejilerinin, kültürel sürdürülebilirlik bağlamında önemli bir araç olduğu sonucuna varılmıştır

    Similar works