Ases Kongre Organizasyon Yayıncılık Limited Şirketi
Doi
Abstract
The aim of this study is to conduct a holistic psychosocial assessment by bringing together qualitative studies examining personality traits and self-perceptions related to adolescent substance use. Adolescence is a developmental stage during which identity development and self-perception are shaped, emotional fluctuations intensify, and social relationships gain importance. Identity confusion, a search for belonging, peer pressure, and risk-taking behaviors experienced during this period increase the likelihood of adolescents turning to substance use. In this context, this study aimed to conduct an in-depth review of the existing literature by examining substance use within the context of personality traits, self-concept, and the interaction of the social environment, rather than individual tendencies.
The findings indicate that low self-esteem, identity confusion, impulsivity, emotional instability, the need for social acceptance, and lack of family support play decisive roles in adolescent substance use. Studies have shown that adolescents define substance use as a means of "feeling good," "socializing," "reducing stress," and "proving themselves." Additionally, poor family communication, parental indifference, and peer pressure are also important psychosocial triggers of substance use. The literature emphasizes that adolescents with a weak self-perception experience substance use as a means of escape or as a way to build self-worth.
In conclusion, research findings reveal that adolescents' substance use-related behaviors are multidimensional, and personality traits and self-perception play a central role in this process. Therefore, the development of psychosocial intervention programs that support self-development, strengthen emotional regulation skills, and enhance family-school collaboration is recommended in preventive mental health services.Bu çalışmasının amacı, ergenlerin madde kullanımıyla ilişkili kişilik özellikleri ve benlik algılarını inceleyen nitel araştırmaları bir araya getirerek psikososyal açıdan bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Ergenlik dönemi, kimlik gelişimi ve benlik algısının şekillendiği, duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı ve sosyal ilişkilerin önem kazandığı bir gelişim evresidir. Bu dönemde yaşanan kimlik karmaşası, aidiyet arayışı, akran baskısı ve risk alma davranışları, ergenlerin madde kullanımına yönelme olasılığını artırmaktadır. Bu bağlamda araştırma, madde kullanımını bireysel eğilimlerden ziyade kişilik özellikleri, benlik yapısı ve sosyal çevre etkileşimi bağlamında ele alarak mevcut literatürü derinlemesine incelemeyi amaçlamıştır.
Elde edilen bulgular, ergenlerde madde kullanımına yönelmede düşük benlik saygısı, kimlik karmaşası, dürtüsellik, duygusal dengesizlik, sosyal kabul ihtiyacı ve aile desteği eksikliğinin belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Çalışmalarda, ergenlerin madde kullanımını “kendini iyi hissetme”, “sosyalleşme”, “stresi azaltma” ve “kendini kanıtlama” aracı olarak tanımladıkları görülmüştür. Ayrıca aile içi iletişimdeki zayıflık, ebeveyn ilgisizliği ve akran baskısı da madde kullanımının önemli psikososyal tetikleyicileri arasında yer almaktadır. Literatürde, benlik algısı zayıf olan ergenlerin madde kullanımını bir kaçış ya da kendilik değeri oluşturma yolu olarak deneyimledikleri vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak, araştırma bulguları, ergenlerin madde kullanımıyla ilişkili davranışlarının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve kişilik özellikleriyle benlik algısının bu süreçte merkezi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, önleyici ruh sağlığı hizmetlerinde benlik gelişimini destekleyen, duygusal düzenleme becerilerini güçlendiren ve aile–okul iş birliğini artıran psikososyal müdahale programlarının geliştirilmesi önerilmektedir