Meryem, Hıristiyanlıkta teslis inancından sonra en çok bahse konu edilen figür olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün Hıristiyanların ibadet hayatında da manevi hayatlarında da önemli bir yer tutan Meryem’in adeta bir tanrıça konumuna sahip olduğu görülmektedir. Adına kiliseler inşa edilen, ilahiler yazılan, kendisine dualar edilen Meryem’in Hıristiyanların yalnızca dini hayatında değil edebiyat, kültür ve sanat hayatında da büyük bir etkisi olduğu görülmektedir. İznik (325) ve Efes (431) Konsillerinden sonra Meryem’in Tanrı Annesi kabul edilmesiyle Meryem kültünün canlandığı ve bunun Meryem’e tapınmaya kadar götürüldüğü bilinmektedir. Yüzyıllar içinde şekillenerek gelişen Meryem kültünün barındırdığı unsurlara ve bunların Helenistik kökenlerine, antik dünyanın tanrıça tasavvurlarına ilişkin çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak Meryem’in erken dönem Hıristiyan dünyasında ve inanç hiyerarşisindeki konumunun ne olduğu tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Henüz Hıristiyan adının yeni kullanılmaya başladığı dönemde Hıristiyan cemaatlerin nazarında Meryem’in yerinin ne olduğu konusu önemini hala korumaktadır. Bugün neredeyse bir tanrıça gibi yüceltilen, tazim ve rağbet gören Meryem, İsa’nın takipçileri ve sonra gelen Hıristiyanlar nazarında bugünkü kadar önemli miydi sorusuna net bir cevap bulunmamaktadır. Hıristiyan inancının tarihsel süreçte şekillendiği, akidesinin konsillerde kabul edilen esaslarla netlik kazandığı bilinmektedir. Bu araştırmada Meryem’in ilahi hiyerarşiye giriş süreci ve bugünkü konumuna gelmesinin arkasındaki etkenleri ortaya koymak amacıyla ilk üç yüzyıla tarihlenen kanonik kutsal metinler ve apokrif literatür muhteviyatı, ilk beş yüzyılda etkin olan kilise babalarının eserleri ve konsil kayıtları incelenerek Meryem’in Hıristiyanlığın şekillendiği erken dönemde sahip olduğu konum tespit edilmeye çalışılmaktadır