Orta Çağ’da müneccimlik İslâm Dünyası’nda yaygındır. Bu kurum farklı dönemlerde ve coğrafyalarda ortaya çıkan Türk hanedanlıklarda uzun asırlar boyu varlığını muhafaza etmiştir. Büyük Selçuklular, Harizmşahlar, Türkiye Selçukluları, Eyyûbiler, Timur, Memlûkler ve diğerleri dönemin anlayışına ayak uydurmuş, müneccimler edinmiştir. Timur şahsiyetli ve işinde yetenekli müneccimlere itimat etmiştir. Akkoyunlu Uzun Hasan müneccimlerinin hazırladığı almanakları incelemiştir. Orta Çağ tarihçileri genellikle büyük savaşların hemen öncesinde veya hükümdarların ölümleri münasebetiyle müneccimlere değinirler. Memlûk tarihçileri kısmen daha farklı olarak müneccimlerden ayrıca sultanlık müjdelemeleri dolayısıyla bahsederler. Orta Çağ nücûm ilmi toplumun her kesiminin ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada istifade edilen Azimi, Ravendî, Esterabadî, Sıbt ve İbn ed-Devâdârî nücûm ilminde malumat sahibidirler. Hanedan üyelerinden de bu işe gönül verenler vardır. Kutalmış nücûm ilminde uzmandır ve bu ilme göre siyasi kaderini çizmiştir. Kirman hâkimi Arslanşah, Nesa hâkimi Emir Nusreddin Hamza ve Sultan Ahmet Celayir de bu alanda isim yapmışlardır. Doğu’da kuyruklu yıldızın görülmesi ve Ay tutulması adeta felaketin habercileri olarak görülmüştür. Bu çalışmada Türk hâkimlerinin müneccimlik kurumuna yaklaşımları, ne ölçüde nücûm ilminin tesirinde kaldıkları ele alınmış ve müneccimlerin uğurlu ya da uğursuz saydığı kuyruklu yıldız ve Ay’a yüklenen anlamlar irdelenmiştir