Toplumsal sorunlar arasında öne çıkan konulardan biri olan sağlıkta şiddet, fiziksel boyutta bir şiddeti temsil etmekte, sağlık çalışanlarına yönelik saldırı niteliği taşıyan eylemleri belirtmektedir. Ancak fizikselin yanı sıra sözel/psikolojik türlerde de şiddete maruz kalan sağlık çalışanları, bilhassa hekimler, şiddetin tek tip boyutuyla muhatap değildir. Zira sağlıkta şiddet açısından sözel boyuttaki bir saldırının, yaşanılan en yoğun tür olduğuna dikkat çekmek gerekir. Ne var ki bu durum, sahada yaşanan hekim-hasta arasındaki gerginliğe gönderme yapmaktadır. Oysa sözel şiddetin mevcudiyetini hastane ortamının ötesinde medya içeriklerinde de görmek mümkündür. Günümüzde doktorlara yönelik suçlama, yıkıcı eleştirilerde bulunma, aşağılama gibi sözel ifade biçimleri, haber medyası ve sosyal medyada sıklıkla dolaşıma girmekte, bu da doktor kimliğine yönelik bir nefret söylemini meydana getirmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, medyada doktorlara yönelik üretilen nefret söylemi çerçevesinde, sorunun muhatapları olarak hekimlerin değerlendirmelerini ortaya koymaktır. Bu noktada çalışmada, medyada oluşturulan algının hekimler nezdindeki yorumu irdelenmiş, onların görüşlerine başvurularak düşünceleri dikkate alınmıştır. Görüşme yöntemiyle ses kaydı alınarak elde edilen verilerde, medyaya yansıyan olayların ardalanının araştırılmadan aktarıldığı, hekimler için “insan olma” faktörünün devre dışı bırakıldığı, sistemsel sıkıntıların göz ardı edildiği, vatandaşın usulsüz isteklerinin sonu gelmediği vb. anlatımlar öne çıkmaktadır. Böylece hekimler, uzun uğraşlar ve yıpranma süreçleri sonucu kazanım elde ettikleri mesleklerini, insanların şikayetleriyle icra etmek zorunda kalmakta, bu durum nefret söylemi de dahil olmak üzere şiddete yol açabilmektedir