Semâ, sûfînin Allah’a ulaşmasında bir yoldur. Şaman ayini ise şamanı kozmik âleme götüren aracı konumundadır. Şamanın ruhlarla kurduğu iletişimin bir nevi dışa yansımasıdır. Semâ, Allah’ın kulun kalbine yerleştirdiği mananın ortaya çıkmasıdır. Sûfî dinlediği bir nağmede, doğada olan bir seste kısacası her şeyde Allah’ı müşâhede ederek semâya ulaşabilir. Sûfî, semâ yaparken Allah’ı müşâhede eder ve semânın sonucunda mârifete ulaşır. Kalbi Allah korkusuyla titrer. İçerisinde bulunduğu bu hâl kendisini bir mertebe daha Allah’a yaklaştırır. Semâ, Allah’tan gelen bir hâldir. Semâ, sûfîyi manevi mertebelere taşıyacak araç görevindedir. Şamanın ise görevini tam olarak yerine getirebilmesi için ayin yapması gerekmektedir. Çünkü şaman, ayin yapmadan yardımcı ruhlarını çağıramaz ve esrimeye ulaşamaz. Bu çalışmada tasavvufta semâ ile Şamanizm’de ayin olgusu karşılaştırılmıştır. Sûfî ve şamanın metafizik âlem ile bağ kurma yöntemi olan sema ve ayin birbirine benzeyecek kadar şekilsel benzerliklere, birbirinden tamamen ayrılacak kadar da manevi farklılıklara sahiptir. Tasavvuf ve Şamanizm’deki derûnî ve metafizik yaşantının ortaya çıkartılması bu çalışmanın amaçları arasındadır