research article

Hadisler Hakkında Kullanılan ‘Sâbit Değildir’ İfadesinin Istılahi Durumu

Abstract

İslam dünyasında ortaya çıkan gelişme ve ihtiyaç üzerine hadis rivayeti artmış, buna bağlı olarak hadis ilmi ilerlemiş, hadis usulü de ıstılahlarını oluşturmuştur. İslam’ın ikinci önemli kaynağı olan hadis ilminin en önemli temel konusu ve amaçlarından biri de sahih olanı zayıfından ayırmaktır. Tarihsel süreçte hadisle ilgilenen alimler, bunun için önemli kriterler ortaya koymuşlardır. Keza hadisleri büyük bir tenkide tabi tutmuş, böylece sıhhat açısından hadisler sahih, hasen ve zayıf hadis şeklinde kategorize edilmiştir. Hadis alimleri rivayet dönemlerinde, hadislerin sağlam bir şekilde sonraki nesillere ulaşması için sahih olanı zayıf olandan ayırmışlardır. Böylece cerh ve ta’dîl ilmi ortaya çıkmış, üçüncü asrın başlarında ise sistematik hale gelebilmiştir. Hadis âlimleri de sahih hadislerin zayıf hadislerden farkını belirtmek için bir takım ıstılahlar oluşturmuşlardır. Başta sadece sahih ve sahih değil lafızları kullanılırken zamanla hadisin sahih olmadığına işaret eden birçok lafız kullanılmaya başlanmıştır. Başlarda ravinin adalet ve zabtını zedeleyen kusurlar, zayıf hadis için bir kriter olarak görülmüş zamanla zayıf hadise işaret eden yeni ifadeler ortaya çıkarılmıştır. Bu lafızlardan bazıları sâbit değildir manasına gelen ‘Lâ Yesbut’ ve ‘Lem Yesbut’ terkibleridir. Bu alanda “sâbit değildir” ıstılahının delalet ettiği sıhhat durumunun hasen, zayıf ya da mevzû hadis mi olduğu hususu tartışmalara yol açmıştır. Zira “sâbit değil” ifadesinin kullanım alanları, yukarıda zikrettiğimiz rivayetlerin hepsini kapsamaktadır. “Sâbit değildir” lafzının sadece zayıf hadislere delalet ettiğini söyleyenler olsa da bu ifadenin sadece mevzû hadisler için kullanıldığını iddia edenler de olmuştur. Hatta azınlıkta da olsa bu tabirin hasen hadise delalet ettiğini söyleyenler de olmuştur. Sahih hadisi zayıf olandan ayırt etmeye çalışan hadisçilerin “sâbit değildir” ifadesinin delalet ettiği sıhhat hükmünü hadis örnekleri üzerinden tespit etmek, konunun anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. “Sâbit değildir” lafzı açıklanırken genel itibarıyla bir rivayetin Hz. Peygamber’e dayandığının sâbit olmaması, hakkında kullanıldığı rivayetin mevzû olduğunu ifade eden bir siğa olması, hadisin hasen olması ve sahih olmaması şeklinde ifade edilmiştir. “Sâbit değildir” anlamında kullanılan “Lâ Yesbut” ifadesi, hem mevzû hem de zayıf hadislere işaret etse de çoğunlukla zayıf hadise delalet ettiği görülmektedir. Zayıf hadis türlerinin fazla olması da bu durumu gerektirmektedir. Ayrıca “sâbit değildir” lafzı, hadis ilminde bazen genel bir duruma, bazen de metnin muhtevasına işaret ettiği gibi bazı durumlarda da senede mahsus bir lafız olmuştur. Mezkûr ifade, önceki veya sonraki terimlerle anlam değişikliğine uğrayabilmiştir. Mesela “Lâ yesbut fîhi şey” ifadesi, ‘konuya dair hiçbir şey sâbit olmamıştır’ anlamında kullanılmıştır. Mevzû rivayetler veya zayıf ravilerle ilgili temel kaynaklarda bir rivayetin hükmünü bildirdikten sonra rivayetin ait olduğu konuda Hz. Peygamber’den hiçbir hadisin sâbit olmadığını belirtmek üzere kullanılır. Bu bağlamda konu ile ilgili doküman inceleme ve literatür taraması yoluyla gerçekleştirilen bu çalışmada sâbit kavramı üzerinden geliştirilen yöntemler ile “sâbit değildir” lafzı üzerine kullanılan yöntem ve kapsamın tespitiyle, “sâbit değildir” ifadesinden kastın ne olduğu anlaşılacaktır. “Sâbit değildir” lafzının sadece zayıf veya mevzû hadisler için değil her ikisi için de kullanıldığı somut delillerle tespit edilmeye çalışılacaktır. Araştırmanın kapsamı sadece “sâbit değildir” lafzı ile sınırlı kalacak, söz konusu ifadenin anlam alanı incelenecektir. Araştırma yapılırken özellikle hadis terimleri ile ilgili sözlükler, ravileri inceleyen rical eserleri ve hadis metinleri eserleri taranmış ve mezkûr lafzın yer aldığı hadis veya isnadda zayıf hadisin mi mevzû rivayetin mi kastedildiği tespit edilmiş olunacaktır. Zira doğrulanabilirliği açısından zayıf ve mevzu rivayetlerin kapsamı birbirinden farklı olduğu için mezkur kavramın hangi durumlarda zayıf hangi durumlarda mevzu için kullanıldığının tespiti önem arz etmektedir. Böylece “Sâbit değildir” ifadesinin kullanım alanları incelenirken söz konusu kavramın anlamı ve delalet ettiği ıstılahi durum hem erken dönem hem de günümüzde hazırlanmış olan çalışmalar taranarak mukayese yoluyla verilmeye çalışılacaktır. Bilhassa rivâyetlerin sübutuna dair sâbit kelimesi için geliştirilen şart ve yöntemler gibi sâbit olmadığına yönelik kullanılan metot ve kapsamın tespitiyle “sâbit değil” ifadelerinden ne kastedildiği anlaşılacaktır

    Similar works