İnsan hem maddî hem de manevî yönleri olan bir varlıktır. Maddî ihtiyaçları kadar manevî ihtiyaçları da vardır. Onlardan biri, mutluluktur. İnsanın mutluluğu elde etme çabası, tarih boyunca âlimler, sûfîler, ahlakçılar, filozoflar ve düşünürler vasıtasıyla sürmüştür. Mutluluk arayışının sadece bireysel bir hedef değil, aynı zamanda toplumsal ve kozmik bir denge arayışı olduğu da bir gerçektir. Çalışma bu bakımdan oldukça önemlidir. Çalışmanın amacı, mutluluğun tanımını ve bu tanıma ulaşma yollarını farklı düşünce sistemleri ve özellikle İslam düşüncesi ve tasavvuf perspektifinden Mevlânâ özelinden ele almaktır. Bu bağlamda, Mevlânâ'nın mutluluk anlayışı ve bu anlayışın temelleri ele alınmıştır. Mevlânâ, mutluluğu kozmik bir denge arayışı olarak değerlendirmiştir. Bunun için bazı temel hedef/ilkeler belirlemiştir. Bu hedef/ilkelere ulaşmanın yollarını tasavvufî bir bakış açısıyla açıklamıştır. Çalışmada yöntem olarak literatür taraması ve metin analizi yoluyla Mevlânâ'nın başta Mesnevî olmak üzere eserleri ve diğer İslam düşünürlerinin görüşleri incelenmiştir. Araştırma sırasında mutluluğun insanın iç dünyasında başlayan ve dış dünyaya yansıyan bir süreç olduğu anlaşılmış ve bu durumun Mevlânâ özelinde yansıması değerlendirilmiştir. Mevlânâ’ya göre, insanın mutluluğa ulaşması için öncelikle kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkması ve nefsini terbiye etmesi gerekmektedir. O, bu süreçte insanın varlık hiyerarşisinde kendini bilmesini ve Allah’a olan aşkıyla bütünleşmesini gerçek mutluluğun anahtarı saymıştır. Mutluluğun insanın fizikî ve metafizik âlemden taşıdığı zıtlıkların uyumlu bir şekilde dengelenmesiyle elde edilebileceğini ve ancak böyle huzura kavuşabileceğini savunmuştur