Son zamanlarda devletlerin kültürel miraslarını dış politikalarında çekiciliklerini, başka bir deyişle, “yumuşak güçlerini” arttırmak için nasıl kullandıklarını inceleyen akademik çalışmalar artmaya başlamıştır. Bu bağlamda, Uluslararası İlişkiler literatüründe kültürel miras, “kültürel diplomasi”, “miras diplomasisi” ve daha kapsayıcı olan “kamu diplomasisi” kavramlarıyla kullanılmıştır. Bu literatüre bir katkı olarak bu çalışma Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yılında dış politikada bir yumuşak güç unsuru olarak kültürel mirasın kamu diplomasisindeki yerini araştırmaktadır. Bu amaçla, 2023 yılı bahar döneminde Gelibolu Tarihi Alanı'nda bir alan araştırması yürütülmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli cephelerinden olan Çanakkale cephesinde cereyan eden Çanakkale Savaşları'nın tarihi ve kültürel mirası onlarca ülke için değerlidir. Öyle ki, Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alanı 2014 yılında UNESCO dünya mirası geçici listesine ne dâhil edilmiştir. Gelibolu tarihi alanında 57 şehitlik içinde 39 yabancı anıt mezarlığı bulunmaktadır. Çalışmada, törenlere katılan 13 ülkeden 30 yabancı ülke vatandaşıyla derinlemesine mülakatlar yapılarak Gelibolu’daki kültürel mirasın Türkiye’nin kamu diplomasisi uygulamaları bağlamında dış politikada nasıl bir imaj çizmesine hizmet ettiği sorgulanmıştır. Sonuç olarak çalışmada, Çanakkale Savaşı'nın anma törenleri, Türkiye'nin barış, hoşgörü ve uluslararası iş birliği mesajlarını yayma fırsatı sağlayarak Türkiye'nin barışçıl bir ülke imajını çizmekte, diplomatik ilişkilerin derinleştirilmesi ve güçlendirilmesine teşvik ettiği bulgulanmıştır. Özellikle, Cumhuriyet’in ilk yıllarında M. Kemal Atatürk’ün Çanakkale’deki savaş anlatısını barış anlatısına dönüştüren söylemini sürdüren kamu diplomasisi politikalarıyla Gelibolu Tarihi Alanı yabancı milletler için olumlu bir Türkiye imajı oluşturmaya katkıda bulunmaktadır. Kamu diplomasisi ve kültürel mirasa odaklanarak bu çalışma, literatürde ağırlıklı olarak yer alan Çanakkale Savaşlarını askeri ve stratejik boyutlarıyla ele alan çalışmalardan farklı olarak Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Çalışmalarına orijinal bir katkı yapmaktadır