conference paper

Klasik Arapça Öğretim Metodunun Problemi

Abstract

Medrese ve İlahiyat Kavşağında İSLÂMÎ İLİMLER (Uluslararası Sempozyum) = المؤتمر الدولي للعلوم اإلسالميّ◌◌ ّ◌ ة بين المدارس الد َ ينية التّ◌◌ ّ قليدي◌ة ّ والكلي◌ ّ◌ ات الد ّ يني◌ة المعاصرة = Islamic Sciences at the Crossroad of Madrasah and Theology (International Symposium) -- 29 Haziran - 1 Temmuz 2012 29 June – 1 July 2012 -- Editör Yrd. Doç. Dr. İsmail NARİN -- Bingöl Üniversitesi Yayınları 2013Şer’î ilimlerin dili olması itibariyle temel felsefe ve mesaisini Arapça öğrenimine odaklayan medresenin bu amacına ne derece kavuştuğu önemli bir konudur. Eğitim programına bakıldığında programdaki derslerin çoğunluğu Arapça ilimlerine ayrılmış ve bu program ortalama 7-8 yıl gibi bir sürede tamamlanmaktadır. Medrese eğitim anlayışında Arapça, sarf-nahiv ve belâğat ilimlerinin kurallarından oluşmaktadır. Bu üç ilmin içeriği ile dil bilme bir görülmüş, dolayısıyla kuralın konuşma ve ifadeye kıyaslanamayacak ölçüde değeri ve üstünlüğü olmuştur. Talebeyi şer’î ilimleri okuma, anlama ve yorumlamada en üst düzeye çıkarmayı başka bir ifadeyle fakih hale getirmeyi amaç edinen medresenin yukarıda değindiğimiz sarf-nahiv ve belağat eksenli kuralcı bir bakış açısıyla hedeflenen amaçları karşılayıp-karşılamadığı bir tartışma konusudur. Bu konudaki görüşlere bakıldığında menfî bakışların çoğunlukta olduğu, medresenin dili tüm yönleriyle ele almaktan ziyade, dar ve tek bir çizgiden dile yaklaştığı bunun da aşina olunan belli tarzdaki metinleri okuyup anlamakla sınırlı olduğudur. Medrese çevrelerinden Arap dili ve edebiyatına yönelik akademik düzeyde pek bir katkının olmaması bu düşünceyi haklı göstermektedir. Bugüne kadar dil öğretiminde birçok yöntem oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Buna rağmen dil öğretiminde karşılaşılan güçlükler geçmişte olduğu gibi günümüzde de güncelliğini korumakta, dil öğretimiyle ilgili çeşitli sorunlar varlığını her durumda sürdürmektedir. Temel dil öğretimini klasik yöntem diye anılan dilbilgisi (gramer) üzerinden yürüten medreselerin yüzyıllarca aynı yöntem üzerinde ısrarla sürdürmesi şüphesiz bu yöntemin başarılı olduğu anlamına gelmemektedir. Nitekim bu eğitim kurumlarında söz konusu eğitim sürecinden geçmiş, icâzetini almış kişilerin dili tüm yönleriyle kullanamadıkları yaşadıkları deneyimlerle sabit bir durumdur. Bir dil öğrendiğini iddia etmek; o dilin metinlerini okurken anlamak, konuşulanları anlamak, o dille meramını anlatmak ve düşüncelerini yazıya aktarabilmek demektir. Söz konusu bu unsurlar sağlıklı bir iletişim kurmanın olmazsa olmazlarıdır. Dil öğretimini on yıl gibi bir süreye yayan medrese, dile bir iletişim aracı olarak yaklaşmaktan ziyade dili sadece belirli dini metinleri anlamak üzere kullanmış ve tüm mesaisini bu minval üzere şekillendirmiştir. Dolayısıyla medresenin öğrettiği dilin tek boyutlu bir yapıda olduğu görülmektedir. Şüphesiz böyle bir yapının ortaya çıkmasında söz konusu eğitim programının felsefesi ve bu felsefenin yerleşmesinde takip edilen metodun etkisi büyüktür. İşte bu çalışmada bu dil eğitim sisteminin dile bakış açısı ve işleyiş tarzı üzerinde durulacaktır

    Similar works