İZÜ Sosyal Bilimler Lisansüstü Öğrenci Kongresi, 6-7 Haziran 2020 (ONLINE)18. yüzyılın sonunda, eserlerde özgünlüğün tükenmesinden kaynaklı konu sınırlamasına
düşüldüğüne inanılan ve bundan dolayı yeni bir söz söylemenin imkânsız olduğunu iddia eden
şairler karşısında Divan edebiyatı şairi ve mutasavvıfı olan Şeyh Galib şiire yeni bir söylem
getirilmesi gerektiğini düşünür ve bu iddia sonucu 1872 yılında tasavvuf anlayışı içeren Divan
edebiyatının en önemli mesnevîlerinden biri olan Hüsn ü Aşk’ı altı ayda kaleme alır. Yazma
feyzini Allah’tan aldığını söyleyerek, eserinin esrarını Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin
Mesnevi’nden aldığını belirtir. Bu bağlamda, Hüsn ü Aşk adlı mesnevî eseri, Mevlânâ’nın
“Hamdım, Piştim, Yandım” sözünün bir açılımı olduğu görülebilir. Tuhaf karakterlerin ve
hadiselerin baş gösterdiği eserde, ana karakter Aşk’ı yolundan alıkoyan engeller ya da onu yola
devam etmeye teşvik eden destekleyicilerin hepsi bir hayal unsurudur. Normal şartlarda insan
zihninin algılayabileceğinin çok ötesinde olanı ifade eden gayb âleminin anlaşılmasını
kolaylaştırmak için oluşturulan bir öyküsel anlatım tarzı, mesnevî hikâyelerinin genel özelliği
olan olağanüstü durum, eserin ana karakteri Aşk’ın Kalp Diyarı’na giderken uğradığı bütün
gerçeküstü duraklarda, karakterin içinde bulunduğu zamanın ve mekânın gerçekliğini
yitirmesinde kendini belli eder. Bundan dolayı; hikâye gerçek bir zamansal ve mekânsal uzama
sahip değildir. Bu yolculukta, Aşk’ın kendini bulma yolundaki izlediği yol, Mevlânâ’nın Üç
Şehzade Hikâyesi’nde, Yusuf ile Züleyha’da, Leylâ ve Mecnûn’da, Vâmık ile Âzra’da, Ferhad
ve Şirin’de, Mantıku’t-Tayr’daki kuşların çıktığı yolculuk metaforuyla benzerlik gösterir.
İmgeler, kelimelerin görünenden farklı anlamlar oluşturması bakımından şairlerin
kullanmaktan vazgeçemediği önemli bir yazım tekniğidir. Şair, okuyucunun günlük hayatta
nesneye bakıpta göremediği, duyupta işitemediği, eşya ile duygular arasındaki bağı şiirdeki
imgelerle kurar. (Doğan, 2006: 118) Hüsn ü Aşk, imgelerin dizilimi bakımından zengin zihinsel bir tasarıma sahip, anlam bakımından da çok katmanlı bir eserdir. Hüsn ü Aşk’ın muhtevası
olan Allah’ın kelâmının ve tasavvuf ilminin vahdet-i vücud düşünce sistemi çerçevesinde
kavrama gayesi içeren bu çalışma, insanın inanç ihtiyacını karşılamasında ona yol haritası olma
niteliği taşımaktadır