Kitap adı: Kuramdan uygulamaya ilkokul eğitiminde güncel öğrenme ve öğretim konuları -- ISBN: 9786257601429 -- Yayınevi: Efe Akademi -- Yayın tarihi: 2021İnsanların birbirleriyle anlaşmasını sağlayan ve doğal bir vasıta vazifesi
gören dil; bireylerin öğrenme, öğrenilenleri yaşama aktarma, yorumlama gibi
fikirsel faaliyetlerin ifade edilmesini sağlar. Ergin (2000) dili, insanlar
arasındaki iletişimi sağlayan doğal bir araç, kendine özgü kuralları bulunan ve
bu kurallar içerisinde gelişen canlı bir varlık, tarih öncesinde belirlenmeye
başlanmış gizli antlaşmalar bütünü ve seslerden oluşan sosyal bir sistem
olarak tanımlamaktadır. Dil, iletişim sağlamak için küçük birimleri büyük
birimlerle bağlamanın sistematik bir yoludur. Dil aynı zamanda yeni anlamlar
üretme potansiyelidir. Dil, çoklu işlevi olan bir varlıktır. Çünkü dil her zaman
farklı işlevlerde kullanılır. Dil çeşitliliktir. Konuşulan dil kadar çeşitlilik
vardır. Her ülkede hatta aynı ülke içerisinde de farklı diller konuşulabilir
(Thomas, Wareing, Jones ve Thornborrow, 2004; Akt. Özenç, 2020).
Ana dilinin eğitimi ve öğretimi yakın ve uzak çevrede kendiliğinden
işleyen öğrenme sürecinin daha düzenli, daha etkin ve daha güncel olması için
gelişmelere doğrudan müdahale etmek ve duruma uygun etkinlikler
düzenlemek olarak değerlendirilebilir. Dil öğretiminde dilin öğretim
ortamlarındaki boyutu ele alınmakta ve dil öğretiminin belirli bir zaman dilimi
içerisinde planlı ve kasıtlı öğrenme-öğretme süreçlerini kapsadığı ifade
edilmektedir (Demir ve Yapıcı, 2007).
Anadili öğretimi, genel anlamda ilkokul ile başlayıp süregelen okul türü
öğrenmelerde tüm derslerin başarısını etkileyen ve bu başarıyı destekleyen bir
süreçtir. Bu süreçte ülkemizde ilkokuldan ortaokula değin “Türkçe” dersi ile
anadili öğretimi yapılmaktadır. Bu öğretim süreci ise en genel anlamda Türkçe
öğretimi olarak tanımlanmaktadır (Aslan, 2017). Türkçe eğitimi en genel
anlamıyla duygu ve düşünce eğitimi sürecidir (Sever, 2008). Türkçe öğretimi;
çeşitli türdeki metinler aracılığı ile bireyleri dilin tüm olanaklarıyla,
zenginlikleriyle, eğilim, incelik ve güzellikleri ile buluşturmak, böylece onun
dilini hem geliştirmesini hem sevmesini hem de dilin güvenle kullanır duruma
gelmesini sağlamayı amaçlar (Aslan, 2017). Bununla birlikte bireylerin
anlama, anlatma ve dilbilgisi gücünü geliştirmek, onlara okuma ve dinleme
alışkanlığı kazandırmak, sözcük dağarcıklarını zenginleştirip anadillerini
doğru ve etkili bir biçimde kullanma becerisi edindirmek ve dil bilinci ile
sevgisini oluşturmak da Türkçe öğretiminin amaçları arasında söylenebilir
(Çotuksöken, 2003; Dilidüzgün, 2003). Türkçe öğretiminin ulaşmak istediği
en genel amaç ise okuma kültürü edinmiş, düşünen ve duyarlı bireyler yetiştirmektir (Sever, 2007). Türkçe öğretimi neredeyse bütünüyle dilsel,
görsel ve işitsel metinler kullanılarak gerçekleştirilen bir alandır ve beceri
odaklı bir öğretimi amaçlar (Yazıcı, 2017). Türkçe öğretiminde gözetilmesi
gereken ilkeler şu şekilde sıralanabilir:
• Türkçe öğretiminde sanatçılar tarafından kurgulanmış, çocuk
gerçekliğine uygun ve çocuğa göre yapılandırılmış yazınsal
nitelikteki çocuk edebiyatı yapıtlarından yararlanılması
gerekmektedir ve bu yapıtlar etkinliklerde öne çıkan bir uyaran olarak
yer almalıdır (Aslan, 2017; Çer, 2016).
• Türkçe öğretimi doğal bir ortamda yapılmalıdır ve yalnızca ders
saatleri içerisinde gerçekleştirilen yapay bir öğretim süreci olarak
düşünülmemelidir (Sever, 2007).
• Dil becerilerini geliştirmede birden fazla duyu organına seslenen çok
uyaranlı eğitim ortamları oluşturulmalı; öğretim görsel, dilsel ve
yazınsal uyaranlarla yapılandırılmalı; öğretim süreci bilişim
teknolojisinin olanaklarıyla desteklenmelidir (Turhan, 2016).
• Türkçe öğretiminde diğer derslerin olanaklarından yararlanılmalıdır
(Göçer, 2014).
• Türkçenin temel becerileri ve kuralları öğretilirken çağdaş
yaklaşımlardan ve yöntemlerden yararlanılmalıdır (Göçer, 2014)