book

Müzikte ağaç motifi: "Eş-şecere" örneği

Abstract

Doç. Dr. Mehmet ÖNCEL 1980 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 2007’de Marmara Üniversitesi Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Lisans eğitimi esnasında İstanbul Üniversitesi Belediye Konservatuvarı’na devam etti. Dönemin üstadlarından İsmail Hakkı Özkan’dan Nazariyat, Birsen Gecikli’den (Ortakale) Halk Müziği, Elif Ahıs’tan Türk Müziği Repertuvarı derslerini aldı. Aynı zamanda Nuri Özcan (Dini Musiki), Mehmet Kemiksiz (Dini Musiki Repertuvarı), Metin Özden (Türk Müziği/Sıra Gecesi), Necati Çelik (Ud), Engin Baykal (Usul), Ahmet Turabi, Nuri Uygun gibi hocalardan da istifade etti. Türk Müzikolojisi’nin kurucusu “Rauf Yektâ Bey’in Âti, Yeni Mecmûa, Resimli Kitap ve Şehbâl Adlı Mecmûalarda Mûsikî ile İlgili Makalelerinin İncelenmesi” tezi ile yüksek lisansını 2010 yılında; 11. yüzyıl müzik nazariyesine dair “Hasan b. Ahmed b. Ali el-Kâtib’in Kemâlü Edebi’l- Gınâ Adlı Eseri” adlı doktora tezini 2017 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Türk Din Musikisi bölümünde Dr. Nuri Özcan riyasetinde tamamlamıştır. 2014-2015 yılları arasında 15 ay Ürdün’de Arapça eğitimi ve doktora tezi üzerine çalışmalarda bulundu. 2019 yılında doçentlik payesini aldı. İlahi, şarkı ve türkü formunda yaklaşık 100’den fazla bestesi bulunmaktadır. XI. Yüzyıl Mûsikî Nazariyesi İbn Zeyle’nin el-Kâfî fi’l-mûsikâ’sı (2018), Medeniyet Değerlerimiz “Mûsikî” (2021), Türk Halk Müziği “Formlar, Çalgılar ve Yedi Bölgeden Hikâyeli Türküler” (2022), Kâzım Uz Müzik Terimleri Sözlüğü (2023), Türk Müzikolojisinin Kurucusu Rauf Yektâ Bey Hayatı ve Türk Mûsikîsi Yazıları (2024) adlı beş kitabı ve yayınlanan pek çok kitap bölümü ve makalesi vardır. Halihazırdaki araştırma ve incelemelerini Osmanlı Dönemi mûsikîsine yoğunlaştırmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı pek çok konsere hanende olarak iştirak eden Öncel, özellikle TRT’nin tarihi dizilerinde zikir programlarının sanat yönetmenliğini ve icrasını gerçekleştirmiştir. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği ve İslami İlimler İslam Tarihi ve Sanatları’nda bölüm başkanı olarak görev yapmaktadır.Dr. Öğr. Üye. Turgut Yahşi : Turgut Yahşi; 1985 yılında Van’da doğdu. Lise öğrenimini Van’da bitirip lisans eğitimi için İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesine gitmiştir. 2007 yılında buradan mezun olduktan sonra 2013 yılında Yüksek Lisansını Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi danışmanlığında, 2018 yılında da Doktorasını Prof. Dr. M. Safa Yeprem danışmanlığında tamamlayarak doktor ünvanını almaya hak kazanmıştır. Halen Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Mûsikisi Anabilim Dalında Dr. Öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.İnsanoğlu duygu, düşünce ve yaşayışını sözlü, yazılı ve hareket gibi muhtelif şekillerde ifade edebilmektedir. Zikri geçen olguların aktarımı, yaşayışımızı tezyin eden sanatların ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Her medeniyetin mensubu kendi duygu, düşünce ve yaşamının tezahürü olarak mimari, şiir, hat ve mûsikî gibi beşerin aklına ve gönlüne hitap eden sanat dalları aracılığıyla bunları izhar etme gayretinde olmuştur. Kanaatimizce söz ile sesin insicamlı bir şekilde oluşturduğu melodiler ruhun ihtizazı ve telezzüzü adına daha tesirli olmaktadır. Hususi olarak mûsikînin bu duygu tasviri ve aktarımında başat bir rol aldığı bilinen bir vakadır. Mûsikî ilminin amelî yani uygulamalı safhasının yanında bir de nazarî boyutu vardır. Bu sanatın teorisini pratiğinden ayrı görmek mümkün değildir. Eskilerin “lazım-ı gayr-i mufâriki” dedikleri gibi mûsikîde nazarî ve amelî birbirlerinin olmazsa olmazlarıdır. Bu ilim dalının tekâmülünde nazariyatçıların ilk dönemlerden itibaren ortaya koydukları eserlerin ayrı bir kıymet-i harbiyesi vardır. Çevirisini ve incelemesini yaptığımız müellifi bilinmeyen “eş-Şeceretu Zâtü’l-Ekmâm el-Hâviye li-Usûli’l-Engâm” isimli bu eserin tahminen 18. yüzyıl mûsikî nazariyatı eserlerinden biri olduğu kaynaklarda ifade edilmektedir. Eserin müellifi, klasik edvâr geleneği dediğimiz makam ve usûl anlatımlarının daireler ile anlatıldığı eserlerdeki üslûbun aksine bir yol izlemiştir. Asıl makamlar, avaze ve şu’beler ve onlardan türeyen makamları “ağaç” motifindeki gövde ve dallar ile izah etme yoluna gitmiştir. Eserine de bundan dolayı “ağaç” anlamına gelen “şecere” demektedir. Elimizdeki bu eserin, 14. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Salahaddin Safedî’nin telif ettiği Risale fî İlmi’l Mûsikâ’dan önemli ölçüde istifade ettiğini gördük. Ancak eş-Şecere müellifinin metin içinde bu esere dair hiçbir atıfta bulunmadığını ve böyle bir eserin varlığından da haberdar olduğuna dair bir emare bulunmadığını müşahede ettik. Bu çalışmamızla beraber bahsi geçen eserin tercüme ve incelemesi ile makam, avaze, şu’be, terkîb ve îkâ konularını hem kendi döneminde hem de öncesinde kaleme alınan kaynaklar çerçevesinde ele alarak ilim sahasına kazandırma gayreti içinde olacağız

    Similar works