Duygularıyla var olan insan, davranışlarını da çoğu zaman duygularına göre tayin
eder. Duygular kendi içinde olumlu veya olumsuz şeklinde tasnif edilebildikleri gibi, bu
duyguların birer sonucu olan söz ve davranışlar da olumlu veya olumsuz olarak
nitelendirilmektedirler. İslam dini, duygularla yaratılmış olan insanın bu duygularını
görmezden gelmemiştir. Bu duyguları ihmal etmediği gibi, başıboş da bırakmamış; hangi
duyguların kime karşı ve hangi şartlarda kullanılabileceğini zapt-u rapt altına almıştır. Her
duyguyu Allah’ın hoşnutluğuna ya da hoşnutsuzluğuna bina etmiştir.
Duygular arasında en çok arzulanan mutlu olma ve mutlu etme duygusudur. Gerek
mutlu olma ve gerekse mutlu etmenin de Allah’ın hoşnut olduğu ve hoşnut olmadığı halleri
vardır. Bir fakire yardım etmek, birisine müjdeli bir haber vermek, yalan ve tahkirden uzak
bir espriyle çevresindekileri güldürmek Allah’ın hoşnut olduğu haller iken, birileriyle alay
ederek eğlenmek, yalan söyleyerek muhataplarını güldürmek, başkalarına zulmederek
mutlu olmak ise Allah’ın hoşnut olmadığı durumlardandır.
Mizah, insanlar arası mutluluğun en önemli iletişim kanallarındandır. Sevinmenin
ve sevdirmenin en önemli araçlarından biri olan mizahın da haddizatında meşru olanı ve
meşru olmayanı olduğu gibi, ister meşru olanıyla, ister de meşru olmayanıyla yapılan bir
davranış veya söylenen bir sözün sahibine yüklediği bazı sorumluluklar veya müeyyideler
olmaktadır.
Hayatın pek çok alanında son derece rahat ve yaygın bir şekilde kullanılan mizahla
ilgili olarak, Müslüman birey ve toplumun nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeleri dini
bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun idraki oranında meşru mizahın icra edilmesi mümkün
olabileceği gibi, mizahın meşru yer ve şekillerde kullanımı da imkân dâhilinde olacaktır.
İbadetlerden aile hukukuna kadar fıkhın pek çok konusunda mizahla ilintili başlıklar
vardır. Bu başlıklardan günlük hayatta en çok karşılaşılan bazı konulara ışık tutmakla,
mizahla ilgili sağlıklı ve dengeli bir duruşun sergilenmesi büyük oranda mümkün
olabilecektir.
Anahtar Kelimeler
Mizah, İslamî Mizah, İslam Hukukunda Mizah, Şaka, Latife, Hiciv, Hezel.Human beings exist with emotions and often behave in accordance with their
emotions. Emotions can be classified as positive ones and negative ones, likewise statement
and behaviours which result from emotions can be described as positive ones and negative
ones. Islam has not ignored these emotions of human beings. However Islam has not given
free rein to these emotions, either; and has placed sanctions on showing which emotion in
what situation and to whom. Islam has built each emotion on content or discontent of Allah.
Being happy and making happy are most desirable emotions. Both being happy and
making happy has situations those are content or discontent by Allah. Helping to a poor
person, giving somebody a piece of good news, making human laugh by a joke away from
lie and insult are the situations those are content by Allah; however being happy by
insulting someone else, making others laugh by lying, being happy by victimizing o((thers
are situations those out of content of Allah.
Humour is one of the most important communication apparatus of happiness.
Naturally this important apparatus has legitimate and illegitimate ones; and behaviours or
statements of either the legitimate or illegitimate one lay burden and sanctions on its doer.
It is a religious responsibility of both Muslim individual and community to know how to
react against humour, which is used very frequently and common in every sphere of life. It
is the rate of percipience of that responsibility which determines the use of legitimate
humour and its place of performing. From prayers to marital status, there are titles about
humour in many subject of Islamic law. It can largely be possible to have a healthy and
balanced attitude through illuminating the most commonly used titles of humour in daily
life.
Key Words
Humour, Islamic Humour, Humour in Islamic Law, Tittering, Joke, Wit, Satire,
Comic Poem