İslâm tarihinde Emevîlerden itibaren iktidar-ulemâ arasındaki ilişkilerin gerek dinî gerek siyasî alanda etkilerinin arttığı görülmektedir. Abbâsîler döneminde de bu ilişkiler daha ileriye giderek, mihne olaylarında dikkat çekici örnekleri görüldüğü gibi toplumun siyasî ve dinî anlamda şekillendirilmesinde bir etken teşkil etmiştir. Abbasîlerin önceki dönemlerinde olduğu gibi hicrî ilk beş asırdan sonraki dönemlerinde de iktidar ile âlimler etkileşim hâlinde olmuşlardır. Bu ilişkilerin yoğun bir şekilde yaşandığı hicrî 6. yüzyılda ise İbnü’l-Cevzî (ö. 597/1201) ile iktidar unsurları arasında cereyan eden ilişkiler dikkat çekmektedir. Bağdat’ın, kuruluşundan Abbâsî Devleti’nin yıkılışına kadar hilafet merkezi olması nedeniyle ilmî düzeyin yüksek seviyede olması İbnü’l-Cevzî’nin, Muhammed b. Hasen Maverdî (ö. 525/1130), İbnü’z-Zâgûnî (ö. 527/1132) ve Ebû Nasr el-Cevâlikî (ö. 540/1145) gibi meşhur âlimlerin tedrisatından geçmesine imkân sağlamıştır. Şehrin bu ilmî imkânlarından azamî derecede istifade etmesi onun devlet adamları ve halk nezdinde meşhur olmasına zemin hazırlamıştır. Bilhassa ilmî faaliyetlerle iştigal eden vezir İbn Hübeyre’yle (ö. 560/1165) ortak ilim meclislerinde bulunması onun halifeler ile yakın ilişkiler kurmasına vesile olmuştur. Bu çalışma, siyasî yönetimin âlimlerin ilmî faaliyetlerine nasıl yön verdiğini yaklaşık altı halifenin iktidarı dönemine şahitlik eden İbnü’l-Cevzî örnekliğinde izhar etmektedir. Böylelikle hicrî 6. yüzyılda Abbâsîler döneminde yaşayan âlimlerin ilmî faaliyetlerinin ve telif ettikleri eserlerin siyasî, kültürel ve tarihî arka planının bütüncül bir perspektifle mülahaza edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda hicrî 6. yüzyılı konu edinen tarih, tabakât ve vefeyât eserleriyle paralel olarak İbnü’l-Cevzî’nin çağdaşı âlimlerin onun hakkındaki mülahazaları ve devlet erkânıyla ilişkilerine dair kendi eserlerinde zikrettiği malumat ele alınmıştır. Bununla birlikte iktidar unsurlarındaki dengelerin değişmesiyle İbnü’l-Cevzî’ye iktidarın yaklaşımı, sabık devlet erkânının tutumlarıyla mukayeseli bir şekilde ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada iktidarın, itikadî ve ahlâkî açıdan toplum üzerinde etkili olmasını istediği İbnü’l-Cevzî’yi bu yönde gösterdiği çabalar sonucu çeşitli vesilelerle desteklediği tespit edilmiştir. Söz konusu destek, devletin ön planda tutmak istediği Hanbelî öğretilerini hâkim kılmak ve Şiî-Râfizî akımlarla mücadele etmek için sağlanmıştır. Ancak İbnü’l-Cevzî, hayatının son yıllarında şahitlik ettiği Nâsır-Lidînillâh (575-622/1180-1225) döneminde ise Şiî düşünce yapısına sahip Vezir İbnü’l-Kassâb’ın (ö. 592/1196) halifeyi kışkırtması sonucu sürgün cezasına çarptırılmıştır. Bu durum ise bir ilim adamının ilmî faaliyetlerinin, iktidarın dinî ve siyasî temayüllerine uygunluğu nispetinde desteklendiğini aksi takdirde engellendiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışmada İbnü’l-Cevzî’nin vefatına kadar neredeyse hiç ayrılmadığı Bağdat şehrinin ve yetiştiği ilmî muhitin devlet erkânıyla münasebetlerinde oynadığı rol açıklanmıştır. Böylelikle İbnü’l-Cevzî’nin örnekliğinde hicrî 6. yüzyılın siyasî ve sosyo-kültürel koşullarının, ilim adamlarının faaliyetleri üzerindeki etkileri daha yakından incelenerek ortaya çıkarılmıştır