Filistin, yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı İmparatorluğu idaresi altında kalmıştır. Bu dönem zarfında Osmanlı hâkimiyetinde olan topraklarda olduğu gibi Filistin’de de Osmanlı hukuk sistemi uygulanmıştır. Tanzimat’tan sonra çeşitli nedenlerden ötürü başlayan kanunlaştırma hareketinin diğer bir halkası Osmanlı Hukuk-ı Âile Kararnâmesi (HAK) olmuştur. 1917 yılında yürürlüğe giren kararnâme, Filistin’de şer’î aile hukuku alanında uygulanmıştır. Osmanlı’nın bölgede zayıflamasıyla 1918 yılında Filistin toprakları BM’nin kararıyla İngiltere’nin idaresine verilmiştir. İngiltere bölgede hukuk alanında köklü reformlar yapmış, fakat şer’î aile hukuku uygulamasında bir değişikliğe gitmemiş ve daha önce bölgede uygulanan HAK’ın tatbiki devam etmiştir. Devlet kurma hayaliyle mütemadiyen bölgeye yerleşen Yahudiler ile bölge halkı arasından yaşanan sorunlara sessiz kalan İngiltere 1948 yılında bölgeden çekilmiştir. Daha öncesinde siyasi, idari ve ekonomik olarak güçlenen Yahudiler aynı gün bölgede İsrail Devleti’ni kurduklarını ilan etmiştir. Söz konusu karar bazı komşu Arap devletleri tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Yeni kurulan İsrail Devleti ile Arap devletleri arasında yapılan savaş sonucu Filistin toprakları idari açıdan üç kısma ayrılmıştır. İşgal Bölgesi olarak tanımlanan kısım İsrail, Gazze bölgesi Mısır ve Batı Şeria ise Ürdün kontrolüne geçmiştir. Filistin topraklarına hâkim olan devletler, kendi hukuk sistemlerini idare ettikleri bölgelerde uygulamıştır. Ürdün kontörlünde olan Batı Şeria bölgesinde daha önce yürüklükte olan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ve sonrasında yürürlüğe giren kanunlar belirli aralıklarla ilga edilmiş ve yerini hâlihazırda yalnızca Batı Şeria bölgesinde mer’î 1976 tarihli 61 sayılı “Kânûnu’l-Ahvâli’ş-Şahsiyye” almıştır. Tespit edilebildiği kadarıyla ülkemizde konu hakkında çalışmanın olmaması, bizi konuyu araştırmaya sevk etmiştir. Yine söz konusu çalışmanın diğer ülkelerin şer’î aile hukuku uygulamalarının araştırılmasına bir basamak oluşturması hedeflenmiştir. Yapılan incelemede Kânûnu’l-Ahvali’ş-Şahsiyyenin yalnızca Batı Şeria’da yaşayan Müslümanlar için bağlayıcı bir kanun olduğu, Hanefî mezhebi ağırlıklı olmakla beraber telfikçi bir anlayışla hazırlandığı, İslam hukuk sistemi içinde kalmak şartıyla hâkimlere yeni içtihatlarda bulunma imkânı verildiği ve bazı maddelerin klasik mezhep içtihatlarından farklı olduğu yine bazı maddelerin bölgenin örf-âdetleri göz önünde bulundurularak hazırlandığı sonuçlarına ulaşılmıştır Babanın çocuklarının ilk, orta lise ve üniversite diplomalarını alıncaya kadar eğitim masraflarını karşılamasının zorunlu tutulması ve eğitim giderlerinin nafakadan sayılarak kız erkek ayırımı yapılmadan eğitime önem verildiği bilgisi, bir diğer ulaşılan sonuçtur. Kanun 187 maddeden ibaret olup bunda belirtilmeyen hususlarda Hanefî mezhebinde râcih görüşün esas alınması prensip olarak kabul edilmiştir. Çalışmada şer’î aile hukuku kanunu ve uygulamalarının bilinmesi amaçlanmıştır. Kanun maddelerini açıklama ve başlıklandırma çerçevesinde hazırlanan çalışma klasik ve muasır fıkıh eserlerinin ilgili bölümleri, mahkeme içtihatları ve konu hakkında çıkarılan Resmî Gazete kararlarını esas alarak şekillendirilmiştir. Söz konusu çalışma Filistin’in bir bölgesinde (Batı Şeria) aile hukuku uygulamasının araştırılmasını hedeflemiş, geri kalan iki bölgenin (Gazze ve İşgal Bölgesi) şer’î aile hukuku uygulamaları hakkında kapsamlı çalışılma yürütülmesi önerilmiştir.
* Bu çalışma Doç. Dr. Pehlul Düzenli danışmanlığında devam eden “Osmanlı Sonrası Filistin’de Şer’î Aile Hukuku Uygulamaları” başlıklı yüksek lisans tezi esas alınarak hazırlanmıştır (Yalova: Yalova Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2023)