Erdinç, Tahsin (Dogus Author)Avrupa'nın çok sayıda ülkesinde, Latin Amerika'da, Güney Asya'da ve sair kırktan fazla ülkede kabul edilmiş olan Anayasa Şikâyeti veya Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı kurumu; ülkemizde 2000li yıllardaki yoğun çabalar sonucunda, 12 Eylül 2010 tarihli halk oylamasında kabul edilen 5982 sayılı Anayasa değişikliği ile getirile- bilmiştir. Bunda doktrin ve özellikle 2000li yıllarda hazırlanan Anayasa önerilerinin ol- duğu kadar; belki daha fazla, ülkemiz aleyhine AİHM'ne yapılan başvuruların ve endişe verici mahkûmiyet kararlarının azaltılması amaç ve istekleri etkili olmuştur. Anayasa şikâyeti veya Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı; belli kişile- rin, belli temel haklarının, kamu gücünü kullanan organların işlemleri ve eylemleri so- nucu ihlallerine karşı; iç hukukta öngörülmüş tüm başvuru yollarım tükettikten sonra, ikincil nitelikte ve son çare olarak yaptıkları olağan dışı bir başvuru hakkıdır. Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku'nda, bu başvuru yolu; Anayasa Mahkemelerinin, objektif Anayasal düzenin korunması işlevinin yanma eklenen ve sübjektif temel hak- ların etkili şekilde korunması işlevi; aynı zamanda Hukuka bağlı Devlet'in en ileri aşa- ması ve insan haklarının korunmasının son halkası olarak algılanmalıdır. Bu kurumu kabul etmiş ülkelerin neredeyse her birinde; kimlerin, hangi kamu gücü işlemlerinden doğan, hangi nitelikteki, hangi temel hakların ihlaline karşı; iç hukukta öngörülmüş tüm başvuru yollarını tüketmiş olmak şartıyla, hangi süreler ve koşullarla Anayasa Şikâyetinde ya da AYM'ne bireysel başvuruda bulunabilecekleri farklı içerikli düzenlenmişlerdir. Birinci bölümde, karşılaştırmalı olarak bu düzenlemeler incelen- miştir. İkinci bölümde ise, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru ile Anayasa Şikaye- ti, Mutlak ve Nisbi Anayasa Şikayeti, Popüler Dava (ActioPopularis) kurumları ve kav- ramları karşılaştırmalı olarak ve bu mütevazi makalenin sınırlı niteliği de düşünülerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elbette bu makale, her yönü ile konuyu inceleyip ve konuya ilişkin sorunların tü- münü tüketmiş olmak iddiasında değildir