Atasözleri, bir dili konuşan ulusun maddi ve manevi kültürünü, yaşam
deneyimlerini ve birikimlerini yansıtan bir kültür taşıyıcısıdır. Dil ve düşünce ilişkisini
yansıtan bu kalıp sözler kültür aktarımı yanında aynı zamanda toplumu
şekillendirmektedir. Dil, düşünce ve toplum bağlantısıyla değerlendirildiğinde
atasözleri, edimsel bilgi değişikliğine yol açabilecek dilsel ögelerdir. Bu çalışma, kültür
taşıyıcısı ve ortak bir dilsel davranış ürünü olan atasözlerinin, edimsel işlevlerinin
olduğu varsayımıyla oluşturulmuştur. İşlevlerin ortaya çıkarılması amacıyla Searle’ün
“Söz Edimi Kuramı” analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Dilin kullanımla ortaya
çıktığı düşüncesinden hareket eden bu teori, bir cümle söylemenin aslında bir edimde
bulunmakla özdeş olduğu düşüncesini benimser. Başka bir ifadeyle dili, eylemlerin
gerçekleşme alanı olarak gören bu kurama göre her dilsel etkinlik bir eyleme karşılık
gelmektedir. Örneğin kişinin özür dilediğini belirttiği bir cümlede sadece özür dileme
bir beyan olarak kalmayacak aynı zamanda eylem gerçekleşecek muhatabın özrü kabul
etme ya da etmeme gibi bir tercihi olacak; kişi özür ile pişmanlığını da işaret etmiş
olacaktır. Çalışmanın veri kaynağını, Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler kitabında
yer alan anlamsal ve yapısal açıdan koşul ifade eden atasözleri oluşturmaktadır.
Değerlendirilen kırk iki atasözünün edimsöz olarak düşünüldüğünde kesinlik taşıdığı,
yargıda bulunması sebebiyle yöneltici olduğu, bağlama göre olumlu ya da olumsuz
dışa vurucu olduğu görülmektedir