Üçüncü Dünya Savaşı senaryolarında
Kıbrıs ve Kırım stratejik önem
taşımaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı,
özellikle Rusya’nın nükleer gücü
nedeniyle dünya için büyük bir tehdit
oluşturmaktadır. Kuzey Atlantik
Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Baltık
bölgesinde genişlemesi, İsveç’in NATO
üyeliği ve Kaliningrad meselesi,
Rusya’nın endişelerini artırmıştır.
Rusya, Ukrayna’yla olan savaşın
aslında Batı’yla bir mücadele olduğunu
düşünmektedir.Rusya’nın Yakın Çevre Doktrini,
Ukrayna meselesinin temelini
oluşturmaktadır. Buna göre Rusya’nın
yakınında olan ülkeler Rusya’nın
olmazsa olmaz etki alanlarıdır. Rusya,
Avrasya coğrafyasında merkezi bir güç
sahibi olma isteğini sürdürmektedir.
Kafkasya, enerji kaynaklarının geçiş
noktası olma nedeniyle oldukça önemli
bir bölge olarak ön plana çıkmaktadır.Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında
hegemonyacı istikrar teorisi geçersiz
bir durumdadır. Bu bağlamda en büyük
faydayı Amerika Birleşik Devletleri’nin
(ABD) elde ettiği söylenebilir. Avrupa,
ABD’nin etkisinden kurtulmaya çalışsa
da zorlanmaktadır. Uluslararası hukuk,
güç ve çıkarların belirlediği bir
konuma düşmüş, savaş suçları
konusunda çifte standartlar ortaya
çıkmıştır. Güvenlik, artık sorgulanır
hale gelmiştir; Batı, istemediği
aktörlere karşı bir düşman yaratma
eğilimindedir. Bu süreçte uluslararası
hukukun uygulanmaması; NATO ve
Birleşmiş Milletler (BM) gibi Batı
eksenli kurumlara karşı ciddi bir
güvensizlik ve geleceğe dair belirsizlik
olgusu yaratmıştır