Günümüzde bilinçdışı, birçok kişinin bildiği ve kendi hayatında rüyalarını, psikolojik sorunlarını
açıklamakta ilk başvurduğu olgudur. Analitik psikolojide ise kavram kolektif bilinçdışı olarak genişletilmiş
haliyle, özellikle toplumların kültürle harmanlanmış, bütün kalıp yapılarını taşıma görevi nedeniyle oldukça
önemlidir. Korkularını, kaygılarını bireysel bilinçdışı bağlamında açıklama ihtiyacı hisseden bireyin,
günümüzde toplum kaynaklı korkularını çözmekte ise, başvuracağı yere dair bir bilgisi yoktur. Ancak,
aslında statüsünü kaybetmekten, dışlanmaktan korkan bireyin çözümü kolektif bilinçdışında gizlenmiştir.
Bu bağlamda çalışmanın amacı, Türk toplumunun sosyal korku varlığını, nicel araştırma yöntemleriyle
ölçümlemek ve sosyal korkunun etkin kullanımında, kolektif bilinçdışı unsurların yerini nitel araştırma
yöntemleri ile tespit edebilmektir. Karma araştırmanın ilk aşamasında 18-24 yaş arası 450 üniversite
öğrencisi katılımcı üzerinde yapılan çevrim içi anket çalışmasıyla, bireylerin fiziksel korkularının yanı
sıra sosyal korkularının da olduğu saptanmıştır. İkinci aşamada ise sosyal korkusu en yüksek 10 kişiyle
gerçekleştirilen çevrim içi derinlemesine görüşmelerle Türk üniversite öğrencilerinin fiziksel korkulardan
çok sosyal korkular taşıdıkları ve bu korkularının kolektif bilinçdışı kalıplar doğrultusunda şekillendiği
belirlenmiştir. Çalışma, karma araştırma yöntemi kullanılarak toplumumuzun korku türlerinin belirlenmesi
ve reklamda kullanılabilecek etkin sosyal korku ile kolektif bilinçdışı arasındaki ilişkinin çözümlenmesi
adına oldukça önemlidir.Today, the unconscious is the phenomenon that many people know and the first resource to explain their
dreams and psychological problems in their own lives. On the other hand, in analytical psychology, the
collective unconscious is crucial and expanded. Today’s fear changed to losing statues and being ostracized.
In this context, the study aims to measure the presence of social fear in Turkish society and explain how
collective consciousness became a resource for social fears. Therefore, this study used mixed research
methods. The first stage of the mixed research determined that individuals have social and physical fears
through an online questionnaire study conducted on 450 university student participants aged 18-24. In the
second stage, through in-depth online interviews with ten people with the highest social fear, it was resolved
that Turkish university students have social fears rather than physical fears. The collective unconscious
patterns shaped these fears. The study is significant in determining the fear types of our society by using
the mixed research method and examining the relationship between effective social fear in advertising and
the collective unconscious