Türkiye, 1990’lı yıllardaki yüksek enflasyon düşük büyüme dönemini enflasyon
hedeflemesi stratejisi ile sona erdirmiştir. 2002-2016 yılları arasındaki fiyat istikrarına odaklı
politikalar düşük enflasyon düzeylerine ulaşmış, istikrarlı büyümeyi desteklemiştir. 2017 yılından
başlayarak TCMB bağımsızlığının aşamalı olarak azalması, para politikası kararlarında büyümenin
ağırlığının artması, KGF ve kamu bankalarının aktif olarak kredi politikalarında rol üstlenmesi kısa
vadede yatırımları ve büyümeyi artırmıştır. Ancak, özellikle Eylül 2021 sonrası fiyat istikrarı odaklı
politikaların terk edilmesiyle birlikte, TCMB’nin enflasyon hedefinin nominal çapa olma vasfı
erozyona uğramış, enflasyon oranları belirgin yükselmiş, döviz rezervleri kritik seviyelere düşmüş,
ülke risk primi artmıştır. Başta düşük TCMB rezervleri olmak üzere, mevcut göstergeler mevcut
para politikası operasyonel çerçevesinin sürdürülebilir olmadığını, gözden geçirilmesinin zorunlu
olduğunu göstermektedir.Turkey ended the period of high inflation and low growth in the 1990s with inflation targeting strategy.
Between 2002 and 2016, policies focused on price stability achieved low inflation and supported stable
growth. Starting from 2017, the gradual decline in the CBRT's independence, the increase in weight of
growth in monetary policy decisions, and the active role of the Credit Guarantee Fund and public banks in
credit policies increased investments and growth in the short term. However, with the abandonment of price
stability-oriented policies, especially after September 2021, the role of CBRT's inflation target as a nominal
anchor has eroded, inflation rates have risen significantly, foreign exchange reserves have fallen to critical
levels, and the country's risk premium has increased. Current indicators, particularly the low CBRT
reserves, show that the current monetary policy operational framework is not sustainable and that it needs
to be revised.Publisher's Versio