Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
Abstract
Bu çalışma, Başkan Donald Trump'ın görev süresi boyunca (2017-2021) ABD'nin Suriye'ye yönelik
politikalarının birbiriyle olan karmaşık etkileşimini ve bunların Türkiye ile ikili ilişkiler üzerindeki sonuçsal etkilerini
incelemektedir. ABD'nin Suriye ihtilafında üstlendiği stratejik değişimlerin ve politika değişikliklerinin detaylı bir
incelemesini sunmakta ve bu politikaların bölgesel istikrarsızlık ve değişen jeopolitik çıkarlar zemininde ABDTürkiye
ilişkilerinin dinamiklerini nasıl etkilediğini incelemektedir. Araştırma, ABD'nin hem Suriye hem de Türkiye
ile tarihsel ilişkilerini bağlamsallaştırarak başlamaktadır ve Soğuk Savaş döneminden Arap Baharı ve Suriye İç
Savaşı'nın başlangıcına kadar bu ilişkilerin evriminin izini sürmektedir. Ardından, Trump yönetimi altında ABD'nin
Suriye'ye yönelik dış politikasındaki önemli değişikliklere odaklanarak, kilit politika değişikliklerini, askeri
angajmanları ve diplomatik stratejileri incelemektedir. Çalışma aynı zamanda dijital diplomasinin, özellikle de Başkan
Trump'ın Twitter kullanımının dış politika söylemlerini ve diplomatik ilişkileri şekillendirmedeki rolünü
değerlendirmektedir. Bu analizin kritik bir yönü de ABD'nin Suriye politikalarının Türkiye ile ilişkileri üzerindeki
etkisinin incelenmesidir. Buna ABD'nin Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) verdiği destek, Türkiye'nin Rus S-400
füze sistemini satın alması konusundaki anlaşmazlık ve güvenlik iş birliği ve bölgesel istikrar üzerindeki daha geniş
etkileri de dahildir. Çalışma, Türkiye'nin stratejik kararlarının ardındaki mantığı ve ABD ile yaşanan gerilimleri
anlamak için neo-realist güvenlik teorisinden perspektifler içeren çok boyutlu bir yaklaşım kullanmaktadır.
Nihayetinde çalışma, Trump döneminde ABD'nin Suriye'ye yönelik politikalarının ABD-Türkiye ilişkilerinin hatlarını
şekillendirmede önemli bir rol oynadığı sonucuna vararak uluslararası ilişkilerdeki karmaşık karşılıklı bağımlılığın
önemini vurgulamaktadır. ABD dış politikasındaki değişimlerin sadece bölgesel dinamikleri etkilemekle kalmayıp,
aynı zamanda uzun süredir devam eden ittifakların dayanıklılığını nasıl test ettiğini ortaya koyarak, çağdaş diplomatik
angajmanlardaki daha büyük zorlukları örneklendirmiştir