2020 yılının Temmuz ayında Bakü- Tiflis- Ceyhan petrol boru hattının
da geçtiği, Karabağ bölgesinden çok uzakta, ülkenin kuzey-batısında
bulunan Tovuz ilçesine yönelik saldırı teşebbüsünden birkaç ay sonra 27
Eylül 2020 tarihinde bu sefer Karabağ’da işgalci Ermeni güçleri tarafından
Azerbaycanın sivil yerleşim yerleri ve askeri hedefleri ateşe tutulmuştur.
Saldırıların tırmanışa geçmesine paralel olarak Ermenistan yönetiminden
de ard arda provakasyon niteliğinde açıklama ve adımların gelmesi
Azerbaycan’ın sabrını taşırmıştır. Bu duruma ek olarak otuz yıla yakın bir
süredir AGİT Minsk Grubu tarafından sürdürülen barış görüşmelerinin
Ermenistan’ın uzlaşmaz tavrı sebebiyle sonuçsuz kalması ve bölgesel ve
küresel ölçekte siyasi konjonktörün elverişli olması Bakü’yü harekete
geçirmiş ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere bütün uluslararası
muteber kurum ve kuruluşlar tarafından “işgal edilmiş Azerbaycan
toprakları” olarak kabul edilen Karabağ ve civar bölgelerin işgalden
kurtarılması için zamana karşı bir operasyon başlatmıştır. Bu noktada
savaşın gidişatı ve sonuçlarıyla ilgili değerlendirme yapmadan önce Güney
Kafkasya’daki Ermeni yayılmacılığının tarihine ve ana hatlatıyla Karabağ
meselesine bakmakta fayda vardır