Necmettin Erbakan Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi Dergisi, Necmettin Erbakan University
Abstract
MakaleBir dini benimseyen her insanın, inandığı dine bakış açısı farklılık arz eder. Kişinin
doğup büyüdüğü aile ortamı, içerisinde yetiştiği toplumsal yapı, sahip olduğu ilmi
birikim, kültür seviyesi vb. pek çok etken bu farklılıkları ortaya çıkarır. Temel ilkelerde
aynı düşünen insanlar bir araya gelerek mezhep, tarikat, cemaat vb. dini yapılar
içerisinde kendilerine yer edinirler.
Hamza Nigârî’yi de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Nitekim o, Hz. Ali
neslinden gelen, büyük dedeleri Hicri I. veya II. yüzyıllarda Hicaz’dan Azerbaycan/
Karabağ’a hicret eden, burada Müslüman Türk kültürü içerisinde doğup büyüyen,
ardından Anadolu’ya göç ederek buranın kültür havzasına etki eden ve bu kültürden
etkilenen bir kişidir. O, önce Karabağ’daki Sünni hocalardan medrese eğitimini almış
ardından da Nakşibendi Tarikatının Halidiyye koluna intisap etmiştir. Bu yönüyle Hamza
Nigârî, Sünni bir mutasavvıf olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, eserlerinde
Hallac-ı Mansur’u övmesi, Nakşi/Halidi olmasına rağmen Konya Mevlevi tekkesinde
erbain çıkarması, II. Abdülhamid döneminde Râfızîlikle suçlanarak sürgüne gönderilmesi
çelişki olarak görülmektedir. Ancak bütün bunlar onun çok kültürlü, çok dinli, çok uluslu
toplumlarda elde ettiği birikimlerin bir yansıması olarak kabul edilmelidir. Nigârî’nin
hayatının büyük bölümünü Ruslarla mücadele ederek geçirdiği göz önüne alındığında
onun temel amacının İslam toplumunu esaret altına almak isteyenlere karşı, farklı dini
yorumlara sahip olan Müslümanlar arasında İslam kardeşliğini tesis etmek olduğu
anlaşılmaktadır.Every person who adopts a religion has a different view of the religion they believe
in. The family environment in which the person was born and raised, the social structure
in which he grew up, the accumulation of knowledge he possessed, the level of culture,
etc., reveal these differences. People who think the same in basic principles come
together and take up their place in religious structures such as sects, sects,
congregations, etc.
Hamza Nigârî should also be evaluated in this context. He is a scholar and mystic
who comes from the Ali generation, whose ancestors emigrated from Hejaz to
Azerbaijan/ Karabakh in the Hijri I or II centuries, where he was born and raised in
Muslim Turkish culture, then migrated to Anatolia and influenced the cultures of the
inhabited lands, and was also influenced by these cultures. He first received the
madrasah education from the Sunni teachers in Karabakh and then entered the
Khalidiyya branch of the Naqshbandi sect. In this respect, Hamza Nigârî appears as a
Sunni mystic. However, his praise of Mansur al-Hallaj in his books, the expulsion of
erbain in Konya Mevlevi Lodge although he was Nakshi/Khalidi and the exile of him in
the II. Abdulhamid era accused of Râfidi, are seen as a contradiction. However, all this
should be regarded as a reflection of the accumulations he acquired in multicultural,
multi-religious, multinational societies. Given that Nigari spent most of his life fighting
the Russians, it is understood that his main purpose was to establish the Islamic
brotherhood among Muslims who had different religious interpretations against those
who want to take Islamic society into captivity