Grekçe sỳntaxis (söz dizimi), “kuruluş, düzen” anlamına gelir ve ilk defa bu terim, M.Ö. 3. yy.’da Stoikler
tarafından anlatımların mantıksal içeriğiyle ilgili olarak kullanılır. Ancak söz dizimi kategorilerine, daha,
erken Grek düşünürleri (Protagoras, Platon, Aristoteles vb., sonraları Stoikler) ilgi duyar ve bu düşünürler
tarafından sözün mantıksal çözümlemesi yapılır. İlk söz dizimsel çalışmalar, (1) bildirişim amaçlarına
göre anlatımların sınıflandırılması, (2) tümcenin ana/temel parçalara ayrılması, (3) birleşik söz dizimsel
kuruluşların parçaları arasındaki bağıntıların belirlenmesi alanlarında yapılır.
Geleneksel dil bilgisi ve dil bilimi çalışmalarında ise söz dizimi, temel olarak üç anlamda kullanılır:
1) Konusu, tümce ve öbek olan dil bilgisi/dil bilimi dalı; 2) Farklı kelime türlerinin söz alanında işleyiş
özellikleri üzerine öğreti; 3) Öbek tipleri ve öbek ve tümce kuruluş modelleri topluluğu.
Görüldüğü üzere, hem erken söz dizimsel çalışmalar, hem de geleneksel söz dizimi, dil değil, söz
olgularını, özellikle de tümceleri inceler, yani söz alanıyla uğraşır. Oysa çağdaş dil bilimi açısından söz dizimi,
her bir bireyin zihninde nesnel olarak bulunan, monemlerden/dilsel göstergelerden oluşan dil dizgesinin bir
alt dizgesidir. Dolayısıyla bu çalışmada tartışılan, bir dil dizgesi bileşeni olan söz diziminin dağarcık/envanter
ve yapı/strüktürel birimlerinin ne olduğu meselesidir. Anlatım, tümce, öbek gibi birimler, bu makalede
dil (içi) değil, söz alanına ait oluşumlar olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada söz diziminin dağarcık
birimlerinin, söz dizimsel sözcük birimleri; strüktürel birimlerinin ise yapılar olduğu tezi işlenmektedir. Söz
dizimsel sözcük birimleri, söz alanındaki tek göstergeli/parçalı veya konuşucu tarafından tek bir gösterge/
kelime gibi algılanan oluşumların zihindeki imgeleri/tasarımları; yapılar ise, söz düzeyindeki öbeklerin
zihni eş değerleridir