Din tarihsel süreç içinde toplumların kurucu unsurlarından biri olmuştur. Dinin
diğer toplumsal kurumların işleyişini etkileme gücü olduğu bilinmektedir. Günümüzde
de bu etki devam etmektedir. Medyatikleşme hem kitle iletişim araçlarının hem de yeni
medya araçlarının oluşturduğu yapı olan medyanın diğer toplumsal kurumların içine
sirayet eden etkisini açıklayan bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum medya ve
din kurumları arasındaki ilişkide de kendisini göstermektedir. Televanjelizm, dinin
medyatikleşmesi tartışmalarında din adamlarının medyada görünümleri ve medya
kullanma pratiklerini açıklayan bir kavram olarak akademik literatürde uzun yıllardır
tartışılan bir kavramdır.
Bu çalışmada ulusal televizyon kanallarında dini içerikli programlar yapan ve
medyayı dini yayma ve irşat pratikleri içinde merkezi bir konumda kullanan din adamları
incelenmiştir. Çalışmada yöntem olarak betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır.
Televanjelizmin ABD’deki tarihsel gelişimi örneklerle açıklanmış, Hindistan ve Mısır
gibi ülkelerde faaliyet gösteren televanjelistlerin medya pratikleri televanjelizmin yerel
örnekleri olarak irdelenmiştir. Türkiye’de devlet tekelinin ortadan kalkmasından sonra
kurulan pek çok televizyon kanalıyla birlikte dini içerikler de televizyonda kendisine daha
fazla yer bulmaya başlamıştır. Bu süreç Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gelişen din
ve medya ilişkisi açısından ele alınmıştır. Türkiye’de televizyon ve diğer medya
araçlarını etkin bir şekilde kullanmalarıyla öne çıkan Nihat Hatipoğlu ve Adnan Oktar’ın
televizyon pratikleri incelenmiştir. Sonuç olarak televanjelizm kavramı, medya araçlarını
sıkça kullanan din adamlarının medya kullanım pratikleri açısından açıklayıcı bir kavram
olarak önerilmiştir.
--------------------
Religion has been one of the founding elements of societies in the historical process. It is
known that religion has the power to influence the functioning of other social institutions.
Today, this effect continues. Mediaization has emerged as a concept that explains the
effect of media, which is the structure of both mass media and new media, into other
social institutions. This situation shows itself in the relationship between the media and
religious institutions. Televangelism is a concept that has been discussed in the academic
literature for many years as a concept explaining the views of the clergy in the media and
the practices of using the media in the debates on the mediation of religion.
In this study, the clergy who make religious programs on national television channels and
use the media in a central position in the dissemination and guidance practices are
examined. Descriptive analysis was used as a method in this study. The historical
development of televangelism in the United States is illustrated with examples, and the
media practices of televangelists operating in countries such as India and Egypt are
examined as local examples of televangelism. Through foundation of many television
channels after the disappearance of the state monopoly in Turkey, religious contents have
started to find more place for itself on television. This process has been dealt with in terms
of the relationship between religion and media which has developed since the first years
of the Republic. Nihat Hatipoglu and Adnan Oktar's television practices, who are
prominent for their effective using of televison and other medium in Turkey, were
examined. As a result, the concept of televangelism has been proposed as an explanatory
concept in terms of the media usage practices of clergy who frequently use media tools