Necmettin Erbakan University Institutional Repository

    Determination of the cognitive structures and alternative concepts of on the environmental problems the 8th grade primary school students

    No full text
    Bu araştırma, Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin çevre sorunları konusundaki bilişsel yapılarının ve alternatif kavramlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2013-2014 öğretim yılında Konya kent merkezinden seçilen ortaokul okullarında öğrenim gören 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışma 410 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırma modelini çevre sorunları bilgi testi ile kelime ilişkilendirme testi oluşturmaktadır. Testte yer alan çevre sorunları ile ilgili sorular hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve küresel ısınma ile ilgilidir. Çevre sorunları bilgi testinin geçerlilik ve güvenirlik analizi için 25 soru hazırlanmış, geçerlilik analizi sonuçlarına göre 4. soru anlamlı olmadığı için (p<0,05) bilgi testinden çıkarılmıştır. Soru sayısı 24'e düşürülerek çalışma 410 öğrenciye uygulanmıştır. Cronbach Alpha formülü uygulanarak gerçekleştirilen güvenirlik kat sayısı 25 soruya göre 0,850 olarak belirlenmiştir. Teste ait analizler SPSS programı kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca, 5 ana kavramdan oluşan kelime ilişkilendirme testi 410 öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin vermiş olduğu cevaplar için frekans tabloları hazırlanmıştır. Daha sonra bu tablolara göre kavram ağları oluşturulmuştur. Araştırmada sorulan çoktan seçmeli bilgi testinden elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde öğrencilerin çevre sorunları hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmıştır. Öğrencilerin kelime ilişkilendirme testinde her kavram için verdiği kelimeler ve bu kelimelerden kurdukları cümleler değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda ise öğrencilerin çevre sorunları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bazı öğrencilerin kurmuş olduğu cümlelerde bilimsel olmayan ya da yüzeysel bilgi içeren kelimeler yazdıkları da görülmektedir. Ayrıca anahtar kavramlara yazdıkları kelimelerde öğrencilerin kavram yanılgısına düştükleri tespit edilmiştir.This research has been made to determine the alternative concepts and cognitive structures of environmental problems of 8th grade primary school students. The study group of the research is consisted of the 8th grade students who study in the primary schools selected from Konya city center in 2013-2014 school years. The study has been conducted with 410 students. The model of research is consisted of the knowledge of environmental issues test and word association test. Questions about environmental issues being in the test are related to air pollutions, water pollutions, soil pollutions, noise pollutions and global warming. It has been prepared 25 questions for the validity and reliability analysis of the knowledge test of environmental issues, and it has been removed from knowledge test because the fourth question is not meaningful (p <0,05) according to the results of the validity analysis. The study has been applied to 410 students by reducing to 24 the number of questions. The reliability coefficient performing of Cronbach Alpha formula has been determined as 0,850 according to 25 questions. Analyzes of the test have been obtained by using the SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) program. Also, the word association test consisting of 5 main concepts has been applied to 410 students. The frequency tables have been prepared for the answers given by the students. Then, it has been made concept networks according to this table. When the results of the multiple-choice knowledge test asked in the research are evaluated, it has been understood that the students had information about the environmental problems. The words given by the students for each concept in the word association test and the sentences they made from these words have been evaluated. As a result of, it has been seen that the students did not have sufficient knowledge about environmental problems in this evaluation. It has been also seen that some students have written words that contain non-scientific or superficial information in their sentences. In addition, it has been found that the students fall into misconception of concept in the words that they write to the key concepts

    Analyzing the correlations among the level of technopedagogical content knowledge of teachers, self-efficacy and academic success of student

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin tekno-pedagojik alan bilgisi (TPAB) düzeylerini belirlemek ve öğretmenlerin TPAB düzeyleri ile öğrencilerin özyeterlikleri ve akademik başarıları arasındaki ilişkileri incelemektir. Bunun yanında araştırma kapsamında öğretmenlerin TPAB düzeylerinin cinsiyete, mesleki kıdeme ve branşa göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenen bu çalışma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılının 1. yarıyılında Konya ve Ankara il merkezinde yer alan 3 ortaokulda görev yapan Fen ve Teknoloji, İlköğretim Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler ve İngilizce branşlarında toplam 78 öğretmen ve bu öğretmenlerin derslerine devam eden 1597 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma verileri üç aşamada toplanmıştır. İlk olarak araştırmaya katılan öğretmenlerden veri toplamak için öğretmenlere Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği, ikinci olarak, araştırmaya katılan öğretmenlerin derslerine devam eden öğrencilere Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Üçüncü ve son olarak ise akademik başarıyı belirlemek için, 1. kanaat dönemi sonunda öğrencilerin Fen ve Teknoloji, Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler ve İngilizce dersleri karne notları okul idaresinden alınmıştır. Ölçeklerden toplanan verilerin analizinde betimsel istatistikler, ikili gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek için bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla olan gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek için de tek yönlü ANOVA testi analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin alan bilgisi (AB) ve pedagojik alan bilgisi (PAB) düzeylerinin "iyi" düzeyde, teknolojik bilgi (TB), pedagojik bilgi (PB), teknolojik pedagojik bilgi (TPB), teknolojik alan bilgisi (TAB) ve teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) düzeylerinin ise "orta" düzeyde olduğu görülmüştür. Branş bazında (Fen ve Teknoloji, İlköğretim Matematik, Türkçe, İngilizce ve Sosyal Bilgiler) genel olarak öğretmenlerin TPAB düzeyleri ile öğrencilerin akademik ve sosyal öz-yeterlikleri arttıkça öğrencilerin ilgili derse ait akademik başarıları artarken, öğrencilerin duygusal öz-yeterlikleri arttıkça ilgili derse ait akademik başarıları azalmaktadır. Son olarak, öğretmenlerin TPAB düzeyleri cinsiyet ve branşa göre değişmezken, mesleki kıdem yılı bakımından kıdem yılı düşük olanların kıdem yılı yüksek olanlara göre TPAB'ı oluşturan TB, PB, TPB, TAB ve TPAB düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.The aim of this research is to determine the level of teachers' technopedagogical content knowledge (TPCK) and analyzing the correlations among the level of TPCK of teachers, self-effıcacy and academic success of students. Besides, it has been studied if the level of TPCK of teachers depends on gender, professional seniority or branch. This research being carried out in accordance with the relational screening model has been run in the first term of 2014-2015 Education Year in 3 secondary schools in the center of Ankara and Konya, including 78 teachers teaching Science and Technology, Primary Mathematics, Turkish, Social Sciences and English and their 1597 students. The survey data has been split into three stages. First, a technological pedagogical content knowledge scale was implemented to those teachers to gather data. Secondly, a self-effıcacy scale for children was implemented to the students of those teachers. In the end, to determine the academic success, the terminal grades of students' Science and Technology, Mathematics, Social Sciences, Turkish and English subjects were gathered from the department of management. Descriptive statistics in the analysis of data gathered from the scales; independent samples t-test to detect the differences between two variables; the analysis of one way ANOVA test and multiple linear regression analysis to detect the differences among the variables more than two were used. According to the research results, it was seen that teachers' level of content knowledge (CK) and pedagogical content knowledge (PCK) is "good", technological knowledge (TK), pedagogical knowledge (PK), technological pedagogical knowledge (TPK), technological content knowledge (TCK) and technological pedagogical content knowledge (TPCK) is "average". When TPCK level of branch teachers (Science and Technology, Mathematics, Turkish, English and Social Sciences) and academical and social self-efficacy of students increase, the academic success of students in concerned subject increases; when emotional self-efficacy of students increases, the academic success of students in concerned subject decreases. Finally, when gender and branch is considered, TPCK level of teachers doesn't change. When year of seniority is considered, it was clear that the teachers having less experience have higher TK, PK, TPK, TCK and TPCK forming TPCK level than the teachers having more experience

    The effect of music teachers' self-efficacy levels on the level of problem solving ability

    No full text
    Bu araştırma müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterlilik düzeylerinin ve problem çözme becerisi düzeylerinin üniversite, cinsiyet, mezun olunan lise türü, bireysel çalgı ve yaş değişkenlerine göre incelenmesi ve öz-yeterlilik düzeylerinin problem çözme becerisi düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ömer Halisdemir Üniversitesinde öğrenim görmekte olan 306 öğrenci katılmıştır. Araştırmada ölçme araçları olarak Sherer ve arkadaşları (1982) tarafından geliştirilen ve Gözüm ve Aksayan (1999) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Öz-Etkililik-Yeterlilik" ölçeği ile Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilen ve Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçeye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırmada müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterliliklerinin iyi düzeyde, problem çözme becerilerinin ise orta düzeyin altında olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterlilik düzeylerinde üniversite, cinsiyet, mezun olunan lise türü ve bireysel çalgı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ancak yaş değişkenine göre 21 yaş ve üzeri öğrenciler lehine öz-yeterlilik düzeyinin anlamlı olarak farklılaştığını; problem çözme becerisi düzeylerinin ise üniversite, mezun olunan lise türü, bireysel çalgı ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği; cinsiyet değişkenine göre ise kadın öğrenciler lehine anlamlı olarak farklılaştığını göstermektedir. Ayrıca öğrencilerin öz-yeterlilik düzeyleri ile problem çözme becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmüştür.This research was carried out to examine the self-efficacy levels of music teacher candidates and problem-solving skill levels according to university, gender, graduated high school type, individual instrument and age variables and to determine the effect of self-efficacy levels on problem solving skill levels. 306 students attending Necmettin Erbakan University, Gazi University and Ömer Halisdemir University participated in the research in 2016-2017 academic year. Self-efficacy-competence scale developed by Sherer et al. (1982) as a measurement tool in the research and adapted to Turkish by Gözüm and Aksayan (1999) and developed by Heppner and Peterson (1982) and Şahin, Şahin and Heppner "Problem Solving Inventory" adapted to Turkic is used. It has been determined that the self-efficacy of the music teacher candidates is at a good level and the problem solving skills are below the middle level. The results of the study showed that there was no statistically significant difference in the self-efficacy levels of the music teachers according to university, gender, graduated high school type and individual instrument variables; however, according to the age variable, the level of self-efficacy for students 21 years and over significantly differed; Problem solving skill levels did not show a statistically significant difference according to university, graduated high school type, individual instrument and age variables; And that the gender variable is significantly different for female students. It was also found that there was a significant positive relationship between students' self-efficacy levels and problem-solving skills

    The effect of activity based nanoscience and nanotechnology education on preservice science teachers' awareness and conceptual understanding of nanoscience and

    No full text
    Bu çalışmada etkinlik temelli nanobilim ve nanoteknoloji eğitiminin (ETNBTE) fen bilimleri öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknoloji farkındalıklarına ve kavramsal anlayışlarına etkisini incelemek amaçlandı. Bu amaç doğrultusunda araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma araştırma yöntemine göre yürütüldü. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak belirlenen 32 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturdu. ETNBTE Fizikte Özel Konular dersi kapsamında, haftada iki saat olmak üzere yedi haftada gerçekleştirildi. Bu süreç ön testlerin uygulanması, etkinliklerin yapılması ve son testlerin uygulanması olmak üzere üç aşamada tamamlandı. ETNBTE'nin tasarlanmasında ve uygulanmasında literatürde bulunan ve nanobilim ve nanoteknoloji öğretimi için önerilen temel konuları içeren "Büyük Fikirler"den yararlanıldı. Eğitim programında "Büyük Fikirler"den beş tanesine yer verildi ve bunlar eğitim programı boyunca odaklanılan boyutları oluşturdu. ETNBTE boyunca uygulanan tüm etkinlikler literatürden seçildi. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Nanobilim ve Nanoteknoloji Kavram Testi", "Nanobilim ve Nanoteknoloji Farkındalık Anketi", "Nanobilim ve Nanoteknoloji Kelime İlişkilendirme Testi" ve "Etkinlik Temelli Nanobilim ve Nanoteknoloji Eğitimi Değerlendirme Formu" kullanıldı. Veri toplama araçlarından elde edilen bulgular literatür kapsamında tartışılarak ETNBTE sonrasında fen bilimleri öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknoloji farkındalıklarının, kavramsal anlayışlarının ve bilişsel düzeylerinin geliştiği sonucuna ulaşıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknoloji kavramsal anlayışlarını ve farkındalıklarını arttırmak üzere çeşitli önerilere yer verildi.In this study, it was aimed to examine the effect of activity based nanoscience and nanotechnology education (ABNSTE) on preservice science teachers' awareness and conceptual understanding of nanoscience and nanotechnology. Within this context, the study was conducted according to mixed methods research in which both quantitative and qualitative methods were used together. The study group consisted of 32 preservice science teachers who were determined by using criterion sampling that is one of purposive sampling method. ABNSTE was carried out during seven weeks as two hours per week in special issues at physics lesson. This process was completed in three steps: the application of pre-tests, the making of activities and the application of post-tests. Designing and implementing of ABNSTE were utilized from "Big Ideas" which is found in literature and suggested for teaching nanoscience and nanotechnology. Five of big ideas were included in education program and these consisted of dimensions that focused in education program. All activities implemented during ABNSTE were selected from literature. "Nanoscience and Nanotechnology Concept Test", "Nanoscience and Nanotechnology Awareness Questionnaire", "Nanoscience and Nanotechnology Word Association Test" and "Activity Based Nanoscience and Nanotechnology Education Assessment Form" were used as data collection tools in research. Findings obtained from data collection tools were discussed with coverage of literature, and it was reached that preservice science teachers' conceptual understanding, awareness and cognitive level of nanoscience and nanotechnology developed after ABNSTE. Various suggestions for increasing preservice science teacher' conceptual understanding and awareness of nanoscience and nanotechnology were given according to the results of the research

    Developing an attitude observation form towards mathematics

    No full text
    Bu araştırmada, öğrencilerin matematiği daha iyi öğrenmelerine yardım etmede katkısı olacağı düşüncesiyle Matematiğe Yönelik Tutum Gözlem Formunun geliştirilmesi amaçlanmıştır. Süreçte, izlenen sıra; alanyazın tarama ve madde havuzu oluşturma, uzman görüşü alma, uygulama, puanların dağılım özelliklerini inceleme, geçerlik çalışmaları ve güvenirlik çalışmalarıdır. Araştırmanın verileri 62 öğrenciden elde edilmiştir. Geçerlik çalışmalarında madde analizi, hipotez test etme ve sınıflama-sıralama geçerliği işlemleri gerçekleştirilmiştir. Madde analizi için "korelasyonlara dayalı madde analizi", "alt-üst grup ortalamaları farkına dayalı madde analizi" ve "basit doğrusal regresyon tekniği ile madde analizi" yöntemleri kullanılmıştır. Geçerlik için madde analizine ek olarak hipotez test edilmiş ve sınıflama-sıralama geçerliği de incelenmiştir. Matematiğe Yönelik Tutum Gözlem Formunun güvenirliğini test etmek için Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ve iki yarı güvenirliği hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda geçerli ve güvenilir bir gözlem formu geliştirilmiştir. Matematiğe Yönelik Tutum Gözlem Formu öğrencilerin tutumlarını belirlemede kullanılabilir. Özellikle öğretmenlerin kullanabilecekleri bir form olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte katılımcı sayısının az olduğu deneysel araştırmalarda da kullanılabilir. Tutum başarı ilişkisini ya da bir yöntemin tutum üzerine etkisinin incelendiği araştırmalarda bu gözlem formunun kullanılmasının araştırmanın geçerliğine önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.In this research, it was aimed to develop an Attitude Observation Form towards Mathematics which is expected to help students learn mathematics better. The steps followed in this process are; literature review, creating an item pool, taking expert opinions, implementation, analyzing the distribution characteristics of the scores, validity and reliability studies. The data of the study were obtained from 62 students. In the validity studies, item analysis, hypothesis testing, and classification-sequencing validation were used. In this study, "item analysis based on correlations", "item analysis based on difference between upper and lower group averages" and "item analysis with simple linear regression technique" were used for item analysis. For validity, in addition to item analysis, the hypothesis was tested and the classification-sequencing validation was also examined. To test the reliability of the Attitude Observation Form towards Mathematics, the Cronbach Alpha internal consistency coefficient and split-half reliability were calculated. A valid and reliable observation form was developed through the analyses done. The Attitude Observation Form towards Mathematics can be used to determine students' attitudes. It is expected to be a form which teachers can use. In addition, it can also be used in experimental studies where the number of the participants is low. It is believed that the use of this observation form will contribute substantially to the validity of the research in which the relation between attitude and success, or the effects of a method on attitude are examined

    The effect of zinc oxide nanoparticles and cyclophosphamide on testicular histology, apoptosis and oxidane – antioxidane values of rats

    No full text
    Yüksek Lisans TeziSiklofosfamid (CP) çocukluk ve yetişkin malignensilerde, organ nakillerinde immun supresif olarak, sistemik lupus eritematoz, multiple skleroz gibi hastalıklarda kullanılan kemoterapötik bir ilaçtır. Çinko oksit (ZnO) çok amaçlı inorganik bir malzeme olup ZnO nanopartikülleri ise boya, pigment, kozmetik ve kişisel bakım gibi farklı endütriyel alanlarda kullanılan en yaygın malzemelerden birisidir. Bu çalışmada testislerde hasar oluşturduğu bilinen CP ile testis hasarı ve apoptozis çalışmaların yetersiz kaldığı ZnO nanopartikül uygulamasının etkileri amaçlanmıştır. Sıçanlar; I. Grup (n=7) Kontrol, II. Grup (n=7) Siklofosfamid (20 mg/kg/gün ip) (CP), III. Grup (n=7) Çinko oksit (ZnO) nanopartikül (300 mg/kg/gün oral) ve IV. Grup (n=7) CP (20 mg/kg/gün ip) + ZnO (300 mg/kg/gün oral) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Tüm gruplara, 7 gün boyunca maddeler enjeksiyon ve oral yolla verildi. Sıçanların sol testislerine Hematoksilen-Eozin, TUNEL, Bax ve Caspase-3 immünohistokimyasal teknikleri uygulandı. Sağ testis doku homojenatları ile kan serumları ise oxidative stress markers (indirgenmiş Glutatyon, Catalase, TBARS) ölçüldü. Gruplar; Johnsen skorlama bakımından karşılaştırıldığında, tüm gruplar arasında anlamlı bir fark bulundu ve en düşük skor Grup 4'de gözlendi. İmmünohistokimyasal Bax boyanmasında Grup 2 ve Grup 3 arasında anlamlı bir fark gözlemlenmedi, bunun dışındaki diğer bütün gruplar arasında anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Caspase-3 boyanmasında ise Grup 1 – Grup 2, Grup 1 – Grup 4, Grup 2 – Grup 4 ve Grup 3 – Grup 4 arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. TUNEL metodu sonucuna göre ise bütün gruplar arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Serum GSH ve Katalaz seviyesi, sadece Grup 2 ve Grup 4'de benzerlik göstermiştir ve diğer gruplarda birbirinden anlamlı derecede farklı çıkmıştır. Serum TBARS seviyesi ise bütün gruplar arasında anlamlı bir farklılık göstermiştir. Doku GSH seviyesi, Grup1 – Grup 3 ile Grup 2 – Grup 4 arasında benzer olup diğer gruplarda farklılık göstermiştir. Doku Katalaz seviyesi, Grup 2 – Grup 3 gruplarında benzer olup diğer gruplarda anlamlı farklılık göstermiştir. Doku TBARS seviyesi ise bütün gruplarda anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuç olarak, çinko oksitin testislere, siklofosfamidden daha az zarar verdiği tespit edildi. Testislerde en fazla hasarın, ikisinin birlikte kullanıldığı grupta oluştuğu gözlendi.Cyclophosphamide (CP) is a chemotherapeutic drug used in diseases such as multiple sclerosis systemic lupus erythematosus, as immuno suppressive in organ transplantation in the childhood and adult malignancies. Zinc oxide (ZnO) is a multi purpose inorganic material and ZnO nanoparticlesis are one of the most common used in various industrial fields such as paint, pigment, cosmetics and personal care. In this study the effects of CP which is known cause damage to the testicles and the effects of ZnO nanoparticles applications which studies are not sufficient for testicular damage and apoptosis were investigated. Rats were grouped into four as: I. Group (n=7) Control, II. Group (n=7) Cyclophosphamide (CP) (20 mg/kg/day ip), III. Group (n=7) Zinc oxide (ZnO) nanoparticles (300 mg/kg/day oral) and IV. Group (n = 7) CP + ZnO (20 mg/kg/day ip + 300 mg/kg/day oral). Elements were intraperitoneally injected and orally given to all groups for seven days. Hematoxilene-Eosine, TUNEL, Bax and Caspase-3 immunohistochemical techniques were applied to left testis. Right testis tissue homojenants and blood serums of oxidative stres markers (reduced glutation, catalase, TBARS)were measured. When Johnsen scoring terms compared, a significant difference was found between all groups and the lowest score was observed in the Group 4. In Bax immunohistochemical staining, a significant difference between Group 2 and Group 3 wasn't observed, all other groups had significant difference. In Caspase-3 staining, a statistically significant difference between Group 1 – Group 2, Group 1 – Group 4, Group 2 – Group 4 and Group 3 – Group 4 were observed. A significant difference between all groups was found when compared to control group. Serum levels of GSH and catalase were similar between Group 2 and Group 4 and were significantly different in all other groups. Serum TBARS levels showed a significant difference between all groups. Tissue GSH level was similar in Group 1 – Group 3 and Group 2 – Group 4, it showed significant differences in the other groups. Tissue levels of catalase, was similar in Group 2 – Group 3, significant differences were found in the other groups. Tissue TBARS levels showed significant differences in all groups. In conclusion, it was observed that zinc oxide has given less damage to the testicles than cyclophosphamide. Maximum damage was observed in combined group in the testes

    Anatomical evaluation of corpus callosum in MS patients' MR images

    No full text
    Doktora TeziCorpus callosum (CC), hemisferia cerebri'deki kortikal ve subkortikal alanları birbirine bağlayan en büyük interhemisferik kommissural yoldur. Bu bağlantılar homotopik (her bir hemisferdeki aynı veya benzer alanları birbirine bağlar) veya heterotopik (fonksiyon olarak benzer fakat anatomik olarak farklı alanları birbirine bağlar) olabilir. Beyin yapıları, özellikle CC büyüme ve gelişim sürecinde morfolojik değişimlerden en çok etkilenme eğilimine sahip yapılardır. CC'nin, ırk/etnik gruplar içerisinde bireyler arasında morfolojik farklılıklar göstermesi, myelinizasyonunu geç tamamlaması ve fonksiyonel önemi açısıdan bakıldığında araştırmacılar tarafından oldukça dikkat çekici bir yapı haline gelmiştir. Traktografi ve fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemenin (MRG) kullanımı ile birlikte nörolojik gelişim süreçlerinin nasıl ilerlediği, CC'yi oluşturan liflerin topografik organizasyonu ve olası nörodejeneretif hastalıkların beyinde hangi bölgelere etki ettiği daha iyi anlaşılmıştır. Günümüzde kallozotomi gibi cerrahi opresyonların artması ve CC ile ilişkili nörolojik rahatsızlıkların tedavisi noktasında CC anatomisinin detaylı olarak bilinmesi oldukça önem kazanmıştır. Buna ek olarak mikrocerrahi açısından CC'ye ait detaylı morfometrik ölçümlerin yapılması ve birtakım anatomik landmark'ların oluşturulması gerekli hale gelmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında multipl skleroz (MS) hastalığının corpus callosum üzerinde meydana getirebileceği morfolojik değişikliklerin araştırılacağı bu çalışma planlanmıştır. Çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi nöroloji polikliniğine 2009-2016 yılları arasında müracaat eden, Relapsing-Remitting Multipl Skleroz (RRMS) tanısı ile gelen veya tanısı konan ve rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören 50 hastanın (20 erkek, 30 kadın) retrospektif görüntüleri üzerinde gerçekleştirildi. Çalışma sonucunda hem corpus callosum'un kendi yapısında hem de corpus callosum'un çevre yapılar ile olan ilişkisinde birtakım morfometrik değişiklikler olduğu ve bu değişikliklerin de istatistiki açıdan anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca çalışma sonucunda ölçümü yapılan bir çok parametre arasında pozitif veya negatif bir korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir. CC, lokalizasyonu ve fonksiyonu göz önüne alındığında bir çok faktörün etkisi altında yapısal değişikliğe uğrayabilir. Özellikle hastalıkların tanısı noktasında CC'nin yapısında meydana gelen değişiklikler ipucu niteliğindedir. Çalışmadan elde edilen verilerin, MS hastaları için, morfometrik data seti oluşturacağı ve ileride yapılacak çalışmalar için ön hazırlık niteliği taşıyacağı kanısına varılmıştır.The corpus callosum (CC) is the largest interhemisferic commissural pathway which connecting cortial and subcortical areas of cerebral hemispheres. These connections can be homotopic (connects same or similar areas in each hemispheres) or heterotopic (connects the areas that functionally same and anatomically different). The brain structures especially CC have a tendency to be affected by morphological changes in the development and growth process.CC has been an important structure for the researchers because of its functional importance cross, the late completion of myelination, morphological differences between the individuals in the racial/ethnic groups. With the usage of tractography and functional MR ; its much more easy to understand neurological development process, topographical organization of the fibers and possible local effection of the brain by neurodegenerative diseases.CC anatomy well-known has been important issue nowadays for neurological disorders treatment and surgical operation increasing like callosotomy.In addition to this, for the microsurgery perspective detail morphometric measurements related to CC and some anatomical landmarks has become a necessity. According to all these informations; this study had been planned to investigate morphological changes that can be occured on corpus callosum caused by MS. This study was conducted on restrospective images of 50 patients (20 males and 30 females) whom applied to University of Necmettin Erbakan, Faculty of Meram Medicine, Neurology Clinic with Relapsing-Remitting Multiple Sclerosis (RRMS) diagnosis, defined as RRMS or treated for RRMS. In conclusion, morphometric changes and its statistical significant has been determined in both corpus callosum and its related surrounding structures (p<0.05). Also, positive and negative correlation relation has been determined in the conclusion of the study betweens many parameters. When we consider the localization and its function, under the many factors CC may have structural changes. Especially for the diagnosis of the diseases, stractural changes of CC has Hint Point importance. We think that the obtained data from this study could be morphometric data sets for MS patients and a preliminary phase for future studies

    Monetary transmission mechanism and credit channel: The case of Turkey

    No full text
    Yüksek Lisans TeziPara politikası uygulamalarının reel iktisadi aktiviteyi farklı kanallardan etkileyebilmesi parasal aktarım mekanizması olarak tanımlanmaktadır. Standart IS-LM modeline kredilerin eklenmesiyle açığa çıkan kredi kanalı, banka kredi kanalı ve bilanço kanalı olarak alt iki kanala ayrılmaktadır. Banka kredi kanalı, banka kredileri ile finansal varlıkların eksik ikame olması durumunda standart IS-LM modelinin üzerine kurulan para/faiz oranı kanalının alternatifi değil, etkilerini güçlendiren tamamlayıcı bir aktarım mekanizması olmaktadır. Kredi piyasalarındaki eksik bilgi problemlerini çözmede uzmanlaşan bankalar, banka kredi kanalında özel bir rol oynamaktadır. Para politikasının bankaların kredi arzını değiştirmesi sonucunda reel ekonomi üzerinde meydana gelen etkiler, banka kredi aktarım kanalı aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu kapsamda, para politikasının aktarım değişkeni olarak banka kredileri üzerinden reel makroekonomik değişkenleri etkileyebilmesi için üç etkinlik koşulunun geçerli olması gerekmektedir. Bu etkinlik koşulları Türkiye için incelenmiş ve banka kredi kanalının etkin işleyişini sınırlandırıcı bir durumla karşılaşılmamıştır. Bu tez çalışmasının temel amacı, 2005:1-2019:12 dönemi boyunca Türkiye için banka kredi kanalının etkinliğini Markov rejim değişim vektör otoregresif (MS-VAR) modeli yöntemiyle ekonometrik olarak analiz etmektir. MS-VAR modeli analizinde toplam banka mevduatları, toplam banka kredileri, menkul kıymet stoku, döviz kuru, sanayi üretim endeksi, tüketici fiyat endeksi ve politika faiz oranını temsilen bankalar arası gecelik faiz oranı değişkenleri kullanılmıştır. Analizde, banka kredi kanalının teorik işleyiş sürecinin adımlarına uygun olarak beş farklı MS-VAR modeli oluşturulmuştur. Genişleme ve daralma rejimi olarak iki rejimli oluşturulan MS-VAR modellerinden Türkiye örneği için elde edilen analiz sonuçlarında, genişleme dönemlerinde politika faiz oranındaki değişimin bankaların kredi arzı üzerinden reel ekonomik değişkenleri etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de banka kredi kanalının etkin işlediği ve önemli bir parasal aktarım mekanizması olduğu söylenebilir.Monetary transmission mechanism is described by influences of the applications of monetary policy through various channels on the real economic activities. Credit channel, proposed by adding the credits to standard IS-LM Model, is categorized under two subdivisions, namely bank lending channel and balance sheet channel. The bank lending channel, where the bank credits and financial assets are imperfectly substituted, rather than an alternative to the money/interest rate channel based upon standard IS-LM model, runs its effects through a strengthened complementary transmission mechanism. Banks specializing on the credits markets to solve the imperfect information issue play a specific role in the bank lending channel. Changes of the bank credit supply in monetary policy show their effects on the real economic activities through the transmission mechanism of bank lending channel. Within this vein, as a transmission variable of monetary policy, condition of three efficiency should be valid in order to affect the macroeconomic indicators through the bank credits. The conditions of these efficiency are investigated and there has not been seen any limitation for the efficient function of bank lending channel. The main aim of this thesis is to empirically investigate the efficiency of bank lending channel by employing Markov regime shift vector autoregressive (MS-VAR) model in Turkey, for the period of 2005:1-2019:12. Variables of total banking deposits, total bank credits, stock of securities, exchange rate, industrial production index, consumer price index and overnight interest rate of interbank to represent the policy interest rate have been used in the MS-VAR analysis. There have been five different MS-VAR models which comply with the theoretical framework of the bank lending channel in the analysis. Empirical results based upon both contractionary and expansionary regimes from the case of Turkey show that changes of policy interest rate has an effect on the real economies variables though the bank credit supply. In conclusion, bank lending channel functions effectively and is an important monetary transmission mechanism in Turkey

    A sociology of religion study on popular religiosity: The case of Dortyol

    No full text
    Yüksek Lisans TeziHer toplumun tarihsel, ekonomik, kültürel deneyimler neticesinde kendine has bir dindarlık tarzı oluşmaktadır. Bu bağlamda sahip olduğu inanç ve uygulamalar o toplumun halk dindarlığı görümünü meydana getirir. Halk dindarlığı hem geleneksel hem de modern toplumlarda hayatiyetini devam ettirmektedir. Bu çalışmada Dörtyol'da yaşayan halk inançlarının, uygulamalarının, bu uygulamalara karşı tutum ve düşüncelerin öğrenilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla 1 Şubat 2020- 30 Haziran 2020 arasında 18-68 yaş aralığında 50 katılımcı ile 19 sorudan oluşan derinlemesine mülakat tekniği ve literatür taraması yapılarak "Halk dindarlığı üzerine bir Din Sosyolojisi incelemesi: Dörtyol örneği" başlığı altında, Dörtyol örneği üzerinden kuramsal ve uygulamalı olarak iki alanda ele alınıp incelenmiştir. Araştırma sonunda Dörtyol'da halk dindarlığının canlılığını koruduğu tespit edilmiştir.A unique religiosity style exists in every society as a result of the historical, economic and cultural experiences of the society. In this context, the beliefs and practices of the society constitute the popular view about its religiosity. Popular religiosity continues to exist in both traditional and modern societies. In this study, it is aimed to learn the practices of beliefs of the people living in Dortyol. The study also aimed to learn the attitudes and thoughts towards these practices. For this purpose, between February 1st and June 30th, 2020, in-depth interviews consisting of 19 questions with 50 participants between the ages of 18-68 as well as a practical and theoretical literature review under the heading, "A Sociology of Religion Study on Popular Religiosity: The case of Dortyol" we are conducted. At the end of the research, it was determined that popular religiosity remains alive in Dortyol

    A Rare Cause Chest Pain In Children: Spontaneous Pneumomediastinum

    No full text
    Spontan pnömomediastinum (Hamman’s sendromu)nadir görülen, kendini sınırlayan genellikle gençerişkin erkeklerde görülen bir hastalıktır. Pulmoner interstisyumdaalveolar rüptüre sekonder intratorasik basınçartışı sonucu, havanın hilum ve mediastene doğruilerlemesi sonucu ortaya çıkar. Olgular çoğunlukla göğüsağrısı, boyun ağrısı, sırta yayılan ağrı, ses kısıklığı,yutma güçlüğü ve öksürük şikayetleri ile başvururlar. Buyazıda çocuk acil kliniğine göğüs ağrısı ile başvurup,değerlendirme sonrası spontan pnömomediastinum(SPM) saptanan olgumuz, göğüs ağrısının ayırıcıtanısında SPM’ye dikkat çekmek amacıyla sunulmuştur.Spontaneous pneumomediastinum (Hamman’s syndrome)is a rare, self-limiting disorder commonly seenin young adult males. It occurs by the flow of air towardsto the hilum and mediastinum due to increaced intrathoracicpressure secondary to alveolar rupture. Thecases usually present with the complaints of chest pain,neck pain, back pain, dysphonia, dysphagia and coughing.In this article, we present a case of spontaneouspneumomediastinum (SPM), who admitted to the pediatricemergency clinic with the complaint of chest pain.SPM should be kept in mind in the differential diagnosisof chest pain
    Necmettin Erbakan University Institutional Repository is based in TR
    Do you manage Necmettin Erbakan University Institutional Repository? Access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Dashboard!