Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
Not a member yet
    8005 research outputs found

    The dynamic relationship between airline transportation and economic growth: the sample of BRICS-T countries

    Get PDF
    Bu çalışma, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ve Türkiye'nin bulunduğu seçilmiş altı gelişmekte olan BRICS-T ülkesinin havayolu taşımacılığının ekonomik büyüme üzerindeki olası etkilerini incelemektedir. Havayolu taşımacılığı için havayolu yolcu ve havayolu yük taşımacılığı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışma 1993’ten 2021’e kadar olan panel verilerin yıllık dönemlerini kapsamaktadır. Ampirik çıkarımlar yapmak için genelleştirilmiş en küçük kareler yöntemi testi uygulanmıştır. Uygulama sonucunda değişen varyans, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılık testleri yapılarak modelin uygunluğu test edilmiştir. Kurulan ilk sabit etkili modelde Wald test sonuçlarına göre modelde değişen varyans sorunun olduğu, Wooldridge (2002) testi sonuçlarına göre otokorelasyon sorunun olmadığı ve Breusch Pagan testi sonuçlarına göre ise yatay kesit bağımlılık sorununun olduğu söylenebilir. Bundan dolayı modelin standart hatalarına yönelik Driscoll-Kraay düzeltmesi yapılarak model yeniden tahmin edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları, BRICS-T ülkelerinde havayolu ile taşınan yük miktarının ekonomik büyüme üzerinde pozitif, havayolu ile taşınan yolcu sayısının ise ekonomik büyüme üzerinde negatif etkili olduğunu göstermektedir. İyi kurgulanmış ve gelişmiş bir ulaştırma altyapısı, yolcu ve yük taşıma maliyetlerini azalmasına, transit ve aktarmalı havayolu taşımacılığının diğer ülkelerden bu ülkelere kaymasına sebep olabilir bu durum da ticaret ile turizm amaçlı ziyaretlerin genişlemesine yardımcı olarak ekonomik büyümeyi destekleyecektir.This study examines the possible effects of airline transportation on the economic growth of six selected developing BRICS-T countries, including Brazil, Russia, India, China, South Africa and Turkey. For airline transportation, airline passenger and airline cargo transportation variables were discussed. The study covers the annual periods of panel data from 1993 to 2021. Generalized least squares method test was applied to make empirical inferences. As a result of the application, the suitability of the model was tested by performing heteroskedasticity, autocorrelation and cross-sectional dependency tests. In the first fixed effect model established, it can be said that there is a heteroscedasticity problem in the model according to the Wald test results, that there is no autocorrelation problem according to the Wooldridge (2002) test results, and that there is a cross-sectional dependency problem according to the Breusch Pagan test results. Therefore, the model was re-estimated by making Driscoll-Kraay correction for the standard errors of the model. The findings of this study show that the amount of cargo transported by airline has a positive effect on economic growth in BRICS-T countries, and the number of passengers carried by airline has a negative effect on economic growth. A wellconstructed and developed transportation infrastructure can reduce passenger and cargo transportation costs and cause transit and connecting airline transportation to shift from other countries to these countries, which will support economic growth by helping to expand visits for trade and tourism purposes

    E-learning in mathematics education: A bibliometric analysis (2012-2022)

    Get PDF
    This study aims to create a comprehensive bibliometric map of published scientific articles on e-learning in mathematics education (ME). We used Web of Science (WoS) database to analyzed 341 articles published by 1018 authors representing 79 countries between 2012 and 2022. In this context, we examined scientific articles in terms of scientific production, network analysis, trend topics, thematic change, and conceptual structure. Bibliometric analysis was performed in the study. According to findings, the number of published articles differ according to the years, but the number of citations is constantly increasing. Albano, and Dello Iacono are the most prolific authors. The most productive institutions are Salerno and Black Sea Technical Universities. China, USA, and Russia lead the countries of the corresponding authors. According to the network analysis, the journals of Computers & Education and Computers in Human Behavior form strong links. The most used keywords are students, technology, and mathematics. The pandemic, covid, reality, and process are trend topic titles. It determined that the best size reduction obtained in the conceptual analysis constituted approximately 31% of the total variability. We presented some suggestions based on the findings obtained at the end of the research

    Ortaokul Matematik ve Fen Bilimleri Öğretim Programları Kazanımlarının TIMSS-2019 Değerlendirme Çerçevelerine Göre Analizi

    Get PDF
    The purpose of this research is to examine the cognitive qualities of the learning outcomes in middle school mathematics and science curricula according to grade levels and learning fields. In the study, case design, one of the qualitative research methods, was used and the data were collected with the help of document analysis technique. The learning outcomes in the middle school mathematics and science curricula published by the Ministry of National Education Board of Education and Discipline in 2018 were discussed on the axis of cognitive domains and subdimensions in the TIMSS-2019 evaluation frameworks. Descriptive analysis technique was used to examine the learning outcomes in the curricula. In this context, 215 outcome expressions in the mathematics curriculum and 223 learning outcome expressions in the science curriculum were evaluated. According to the findings of the study, while 46.6% of the learning outcomes in the mathematics curriculum are in the domain of knowing, 36.6% of them are in the applying, 16.8% of them are in the reasoning cognitive domain; 27.1% of the learning outcomes in the science curriculum are in the knowing, 32.4% of them are in the applying and 40.5% of them are in the reasoning cognitive domain. According to the findings, it was suggested that learning outcomes should be updated to include more metacognitive skills, and that primary and secondary teaching programs should be evaluated according to similar frameworks.Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik ve fen bilimleri dersi öğretim programlarındaki kazanımların bilişsel niteliklerini sınıf düzeylerine ve öğrenme alanlarına göre incelemektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni kullanılmış ve veriler doküman incelemesi tekniği yardımıyla toplanmıştır. 2018 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan ortaokul matematik ile fen bilimleri dersi öğretim programlarındaki kazanımlar TIMSS-2019 değerlendirme çerçevelerindeki bilişsel alanlar ile alt boyutları ekseninde ele alınmıştır. Öğretim programlarındaki kazanımların incelenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda, matematik öğretim programında 215, fen bilimleri öğretim programında 223 kazanım ifadesi değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, matematik öğretim programındaki kazanımların %46,6’sı bilme, %36,6’sı uygulama, %16,8’i akıl yürütme bilişsel alanında yer alırken fen bilimleri öğretim programındaki kazanımların %27,1’i bilme, %32,4’ü uygulama ve %40,5’i akıl yürütme bilişsel alanında bulunmaktadır. Çalışma bulgularına göre, kazanımların daha fazla üst bilişsel becerileri içerecek şekilde güncellenmesi ve ilkokul ile ortaöğretim öğretim programlarının da benzer çerçevelere göre değerlendirilmesi öneri olarak sunulmuştur

    Understanding Terrorism Considering Its Subjects: A Definition Proposal for The Fight Against Terrorism Law

    Get PDF
    Terör eylemleri gerçekleştirecek olanların caydırılabilmesi de bu eylemleri gerçekleştirenlerin cezalandırılabilmesi de terörizmle etkili mücadele için gereklidir. Ancak bunun için terörizmin fail ya da azmettirici niteliğini haiz çeşitli özneleri olabileceğini öngören bir terörizm tanımına ihtiyaç vardır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu “örgüt” kavramını terör eylemlerinin mutlak bir şartı olarak kabul etmektedir. Oysa terörizm (terör eylemleri) örgütlerden başka kişiler, devlet dışı silahsız aktörler ve devletler tarafından da gerçekleştirilebilir. Bu aktörlerin her biri siyasî şiddetin bir türü olan terörizmi menfaatleri gereğince araç olarak kullanabilirler. Şiddetin ya faili ya da azmettiricisi olarak siyasî amaçlarına ulaşmaya çalışabilirler. Çalışma bu aktörlerin terörizmin özneleri olmalarının gerçekliğini inceleyerek 3713 sayılı Kanun için bir terörizm tanımı önermektedir. Böyle bir tanım Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörizmle mücadelesine hem ön alıcı hukukî tedbirler çerçevesinde katkılar sunabilir hem de terör suçları işleyen tüm öznelere yaptırım uygulanabilmesini yasal olarak tartışmasız hale getirebilir.Both deterring those who will commit terrorist acts and punishing those who commit these acts are necessary for an effective fight against terrorism. However, there is a need for a definition of terrorism that foresees that terrorism can have various subjects as perpetrator or the instigator for this. The Fight Against Terrorism Law No. 3713 accepts the concept of “organization” as an absolute condition for terrorist acts. However, terrorism (terrorist acts) can also be carried out other than organizations by individuals, non-state unarmed actors and states. Each of these actors can use terrorism, which is a type of political violence, as a tool for their own benefit. They may try to achieve their political goals by being either the perpetrator or the instigator of violence. The study proposes a definition of terrorism for Law No. 3713 by examining the reality of these actors being the subjects of terrorism. Such a definition can both contribute to the State of the Republic of Türkiye's fight against terrorism within the framework of preemptive legal measures and make it legally undisputed that sanctions can be imposed on all subjects who commit terrorist crimes

    Perceptions of local people towards the concept of 'Tourism' in archaeological sites: The case of Gülağaç

    No full text
    Archaeological sites are an important component of cultural tourism. All kinds of elements obtained from these areas have the potential of touristic products. Local people living in these destinations can take on various tasks in the areas where archaeological excavations are carried out; therefore, they can naturally be exposed to the concepts of archeology and tourism. How these individuals perceive the concept of tourism is considered as the starting point of this study. So much so that the local people also play an important role in the protection and preservation of cultural heritage assets. In line with the process and focus of the study, it is aimed to determine the metaphorical perceptions of the local people living in the Gülağaç District of Aksaray Province, which is an archaeological site, with the completed and ongoing scientific excavation researches towards the concept of "tourism". Phenomenological studies, which are also described as narrative research, also discover the common meaning of individuals' lived experiences about a phenomenon or concept. As a result of the data obtained from 87 locals who directly or indirectly interacted with the archaeological sites; metaphors of tourist, money, crowd, sightseeing, gold, book, evil, abundance, teacher, child, additional income, advertisement, development, sin, wallet, home, foreign language, sadness, activity, pottery observed to be developed

    Irak Büveyhîlerinde sosyal hayat

    Get PDF
    Büyük bir coğrafî alanda imparatorluk kuran Abbasîler, beş yüz yıldan fazla yaşamıştır. Devlete egemen oldukları dönemlerde, birbirinden bağımsız birçok güce ev sahipliği yapmıştır. Abbasîlerin egemenlikleri bazı dönemlerde sadece sembolik halifelik olarak kalmıştır. Bu dönemlerde başkent Bağdat’ta bile otoritelerini kaybetmiş, yöneticiler vesayet güçlerinin egemenlikleri altında kalmıştır. Bu dönemlerden birisi de Büveyhîler’in vesayeti altında kaldıkları dönemdir. Büveyhoğullarından Ahmed b. Büveyh, Abbasî Devleti’ndeki iktidar zaafından yararlanarak önce Vâsıt’a sonra da Bağdat’a girmiştir. Bu sırada Abbasî halifesi ve Emiru’l-ümerası gizlenmiş, Ahmed b. Büveyh Bağdat’a girişte hiçbir direnişle karşılaşmamıştır. Yüzyıldan fazla süren Büveyhî egemenliğinde (945-1055), Abbasî halifeleri sadece dinî bir lider olarak kalmış, halifelerin isimleri dışında bir etkinlikleri kalmamıştır. Büveyhîlerle ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak Büveyhîlerin Irak’taki sosyal yaşamlarıyla ilgili fazla bir çalışma yapılmadığı görülmüş, bu boşluğu doldurmak için böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Çalışmada Irak’ta Büveyhîlerin kısaca tarihine değindikten sonra, o dönemdeki siyasal yapı, sosyal kurumlar, yargı ve orduya değinilmiştir. Büveyhîler döneminde Irak’ta sosyal hayat, dinî hayat, bilimsel çalışmalarla ilgili bilgiler verilmiştir. Daha sonra ekonomik yapı, tarım ve arazi sistemi sanayi ve ticaret ele alınmıştır

    The effect of work value perceptions and person organization fit on job satisfaction of X and Y generation employees in hospitality businesses

    No full text
    Turizm emek-yoğun bir sektör olması münasebetiyle makinelerden ziyade insan gücüyle varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle turizm sektöründe ağırlanan konuklar kadar işgörenlerin de tatmin edilmesi oldukça önemlidir. İşgörenlerin tatmin edilmesinde ücret, terfi imkânı, çalışma koşulları ve yönetim tarzı gibi faktörler etkili olmakla birlikte; işgörenlerin çalışma değer algıları ile birey-örgüt arasındaki uyum iş tatminini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları ile birey-örgüt uyumlarının iş tatmini üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda literatür ışığında araştırma hipotezleri geliştirilmiş ve kuramsal bir model oluşturulmuştur. Araştırmanın teorik kısmında detaylandırılan kuşaklar, çalışma değer algısı, birey-örgüt uyumu ve iş tatminine ilişkin önermelerin ampirik bazda çözülmesi amacıyla, alan araştırması yapılmış ve veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çerçevede Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinden 17 Temmuz 2022 tarihi ile 30 Eylül 2022 tarihleri arasında 471 personele ulaşılarak veri toplanmıştır. Anket formunda katılımcıların demografik özelliklerine (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem), çalışma değer algılarına, birey-örgüt uyumlarına ve iş tatminine ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, uygun analiz programları kullanılarak güvenilirlik ve geçerlilik testleri yapıldıktan sonra frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır. Konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatminine ilişkin keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, daha sonra çalışma değer algıları ile birey örgüt uyumu arasındaki ilişkiyi ve etkiyi tespit etmek için de kısmi korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgulara göre, X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatmini düzeylerinin 0,05 anlamlılık düzeyinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algısı ile birey-örgüt uyumu arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu, yine birey-örgüt uyumunun iş tatmini üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları iş tatminini kısmen etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.Due to the fact that tourism is a labor-intensive sector, the tourism industry strives to survive with human power rather than machinery. For this reason, it is very crucial to meet the needs of the employees as well as the guests hosted in the tourism sector. While factors such as wages, promotion opportunities, working conditions and management style are effective in the satisfaction of the employees, the employees' perceptions of work value and the person-organization fit affects job satisfaction significantly. In this context, the aim of the research is to reveal the effect of X and Y generation employees' work value perceptions and person-organization fit on their job satisfaction in hospitality businesses. For this purpose, research hypotheses were developed in the light of the literature and a theoretical model was created. In order to empirically resolve the propositions regarding generations, work value perception, person-organization fit and job satisfaction were detailed in the theoretical part of the research, and then a field study was conducted and data were collected using questionnaire technique. Convenience sampling method, one of the non-probability sampling methods, was actualized in the research. The population of the research consists of hospitality businesses operating in Mersin. In this framework, 471 personnel were reached and data were collected from the hospitality businesses operating in Mersin between 17 July 2022 and 30 September 2022. In the questionnaire form, there are expressions related to the demographic characteristics of the participants (age, gender, education level, seniority), perceptions of work value, person-organization fit and job satisfaction. Frequency, arithmetic mean and percentage distributions were calculated after the reliability and validity tests of the data obtained as a result of the survey study were carried out using appropriate analysis programs. Exploratory and confirmatory factor analyzes were conducted regarding the work value perceptions, person-organization fit and job satisfaction of X and Y generation employees in hospitality businesses. Next, partial correlation analysis and multiple regression analyzes were performed to determine the relationship and effect between the perceptions of work value and person-organization fit. According to the findings, it has been determined that the work value perceptions, person-organization fit and job satisfaction levels of the X and Y generation employees differ at a significance level of 0.05. In addition, there is a positive and significant relationship between X and Y generation employees' perception of work value and person-organization fit in hospitality businesses. Again, it has been found out that person-organization fit has a positive and significant effect on job satisfaction. Finally, it was concluded that the work value perceptions of the X and Y generation employees partially affect the job satisfaction

    Morfoloji/sarf ilmi kelime çekiminde klasik yöntem olarak el usûlü

    No full text
    Dilbilimciler, kadim dillerin zaman içinde meydana gelen değişimlere karşı dirençli olduklarını ve özgün karakteristik yapısı içerisinde yeni kelime ve kavramlar türetme kudretini taşıdığını belirtmektedirler. Kadim dillerden biri olan Arapçanın özellikle Farsça, Osmanlıca ve Türkçeyi besleyen aynı zamanda var eden yapısı, bu potansiyelinin göstergesidir. Arapçanın bu yetkinliği onun öğretimini de her dönemde önemli bir yere koymuştur. Günümüzde Arapça eğitiminde kullanılan farklı eğitim metotları benimsenmekle birlikte özellikle bir disipline yeni intisap edenler için özetlenen bazı pratik metotlar ve kısa yollar buluna gelmiştir. Bunlardan biri de, sarf ilminde klasik bir yöntem olarak işlevselliği bulunan ve kelime çekimlerinde uygulanan el şeması çekimi (tasrifât) olarak adlandırabileceğimiz bir yöntemdir. Morfoloji/Sarf ilminde herhangi bir kelimenin 13 fiil ve 11 isim varyasyonundan oluşan muhtelife çekimleri, bunların muttaride şeklindeki alt sîga çekimleri, baplara nakil yoluyla çoğaltılan sîgaları ve özellikle her birinin zamir çekimleri ile birlikte aşırı artan kalıpları büyük bir yekûn teşkil etmektedir. Sarf derslerinde kelimelerin bu yoğun çekimini kolaylaştırıcı unsur olarak bazı tablo, şema ve renklendirme gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan birisi de el şemasının resim ve şekli değil; bizzat elin kendisini bu sürece dâhil etme yöntemidir. Çalışmada bu yöntemin tarihi, mahiyeti, önemi, öğrenciler üzerindeki etkisi, diğer yöntemlerle mukayesesi ve eğitim sürecine katkısı değerlendirilecektir. Arapça eğitiminde olağan olmayan şartlar da dâhil olmak üzere her zaman ve zeminde tek başına yol almak zorunda kalan öğrencilere ihtiyacı olan pratik metotlar ve görselliği artırılmış materyaller sağlamak önem arz etmektedir. Bu sebeple sarf eğitimindeki kelime çekimine farklı bir bakış olan ele alacağımız yöntem, hala işlevselliğini koruyan önemli konumuyla dikkat çekmektedir. Sondan eklemeli diğer dillerin aksine Arapçada bir kelime, sonuna, başına ve ortasına aldığı ilavelerle anlam ve lafız yönünden yeni bir kelimeye dönüşebilmektedir. Arapça çekimli bir dil olup yeni sözcükler türetilirken veya çekim yapılırken sözcük kökünde değişiklikler olur. Mesela k-b-l kökünden türetilen kabûl, kâbil, makbûl, ikbâl, takbil, istikbâl, mustakbel, mukâbele, kâbiliyyet gibi isim formlarında, bu kökün baplara nakledildiğinde elde edilen fiil formlarında ve bunların zamirlerle çekimi ile birlikte elde edilen sığa/formlarda olağanüstü sayıda bir artış gözlemlenmektedir. Bu potansiyel karşısında bir kökten kelime türetme ve çekim usulü bilinmediği takdirde kökün değişik formları ifade edilememekte ya da kelimenin farklı formları görüldüğünde bu değişimin amacı ve kelimeye kattığı anlamlar fark edilememektedir. Çekim yöntemi, otomatik olarak bu becerisini geliştiren kişiye çekim konusunda geniş bir perspektif kazandıracaktır. Bu tarz bir uygulamanın sonuçlarının gözlemlenmesi ve sonuç odaklı bu tarz bir pratiğin imkân ve kazanımlarının ortaya konulması morfolojik yapıda önem arz etmektedir

    A study to create A1 level idiom set for Turkish as a foreign language

    No full text
    Hedef dilin kültürünü taşıyan deyimler, deyişler, alıntılar ve atasözleri gibi sabit kalıpların, yabancı dil derslerinin içeriklerine ve ders kitaplarına yansıtılması kültür öğretimi açısından önemlidir. Kültür öğretimine temel yabancı dil düzeyinden itibaren deyim öğretimine başlamak, öğrenenlerin hedef dilin kültürünü daha iyi içselleştirmelerine ve daha başarılı öğrenme süreçlerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (AOÖÇ), yabancı dil öğretiminde deyimlerin temel yabancı dil düzeyi için; çok kısıtlı, sınırlı, ezberlenmiş, duruma özgü, basit, kalıplaşmış, günlük, alışılmış, temel, bazı somut durumlara ilişkin, devamlı kullanılan ve kısa deyimler olmaları koşulu ile derslere dâhil edilmelerinin uygun olduğunu önermiştir. Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Gazi TÖMER Ders ve Çalışma Kitabı A1, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1, TÖMER Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1 ve Yedi İklim Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1" ders ve çalışma kitapları araştırma materyali olarak seçilmiştir. Araştırma materyallerinin taranması sonucunda belirlenmiş olan deyimler (179 deyim) dereceli puanlama anahtarı olarak hazırlanmış ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alan uzmanlarının (N:48) değerlendirmesine sunulmuştur. Uzmanlardan toplanan veriler sonucunda her bir deyimin puan ortalaması tespit edilmiştir. Deyimlerin ortalama puanlarının en yüksekten en düşüğe göre sıralanması ile yabancılara Türkçe öğretimi A1 düzeyine uygun olan ve daha az uygun olan deyimler ortaya çıkarılmıştır. Böylece deyimlerin aldıkları ortalama puanlarına göre çeşitli düzeylerde uygunluklarının saptanmasıyla yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyi için bir deyim seti oluşturulmuştur.It is important to integrate idioms, quotes, and proverbs that convey the culture of the target language into the content of foreign language courses and textbooks. When cultural competence begins with idioms at the basic level of the foreign language, learners are better able to internalize the culture of the target language and learn more successfully. The Common European Framework of Reference for Languages suggests that idioms at the basic level should be very limited, memorized, situation-specific, and simple, used daily, refer to some concrete situations, used continuously, and short. The aim of this study is to create an idiom set at A1 level for Turkish as a foreign language. For this purpose, "Gazi TÖMER A1 Coursebook and Workbook, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe A1 Coursebook and Workbook, TÖMER Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe A1 Coursebook and Workbook, and Yedi İklim Türkçe A1 Coursebook and Workbook" are selected as research materials. 179 idioms are determined after the searching of the research materials. A rubric was prepared with these idioms for the opinions of the experts in the field of teaching Turkish as a foreign language (N:48). As a result of the data the average score of each idiom was determined. The idioms are ranked from the highest mean score to the lowest mean score and thus, an idiom set was created for the A1 level for Turkish as a foreign language

    Banking sector sustainability performance evaluation: A methodological framework with DEA, BWM, WCC methods and intuitionistic fuzzy sets

    No full text
    Sürdürülebilirlik, bireyler, toplumlar ve işletmeler için son yılların tartışma konuları arasındadır. Sürdürülebilirliğin hayatın her alanına dahil edilmesi ve bu alandaki çalışmaların arttırılması, gelecek nesiller için önem arz etmektedir. Bu bilinçle, toplumun bir parçası olan işletmeler de yoğun bir şekilde sürdürülebilirlik faaliyetleri yürütmektedir. Yapılan sürdürülebilirlik faaliyetlerin uygunluğunun ve etkinliğinin ortaya çıkarılması için ilgili faaliyetlerin raporlanması, ölçülmesi, değerlendirilmesi ve karşılaştırılması gerekmektedir. Ancak, tüm sektörlerle ilişkili olan bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik performansının değerlendirmesi için geliştirilmiş kapsamlı metodolojik çerçeveler sınırlı sayıdadır. Buradan hareketle, bu tez çalışmasının amacı bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik performans değerlendirilmesi için metodolojik bir çerçeve önermektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 aşamalı bir süreç benimsenmiştir. İlk aşamada bankacılık sektöründe sürdürülebilirliğin kavramsal çerçevesinin oluşturulması için detaylı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada, Veri Zarflama Analizi (G-VZA ve IF-VZA) ile bankaların finansal ve kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) etkinlik ölçümleri yapılmıştır. Üçüncü aşamada, bankacılık sektörü sürdürülebilirlik modeli (BSSM) geliştirilmiş ve ilgili modelin kriterleri akademisyen ve banka profesyoneli uzman grubu bakış açılarına göre aralık değerli sezgisel bulanık Best-Worst Metodu (IVIF-BWM) ile önem düzeylerine göre ağırlıklandırılmıştır. Dördüncü aşamada bankalar, ağırlıklandırılmış BSSM kriterleri kullanılarak ağırlıklı korelasyon katsayısına (WCC) göre sıralanmıştır. Elde edilen sonuçların sağlamlığını test edebilmek için farklı senaryolar ile duyarlılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasında elde edilen başlıca sonuçlar şunlardır: (i) bankacılık sektörü sürdürülebilirlik performansının değerlendirilmesi için kapsamlı ve kabul görmüş metodolojik bir çerçeve bulunmamaktadır, (ii) bankaların performansında finansal etkinlik kadar ve KSS etkinliğinin de dikkate alınması gerekmektedir, (iii) Geliştirilen BSSM, bankacılık sektörü sürdürülebilirliğinin değerlendirilmesi noktasında bir çatı sunmaktadır, (iv) Model kriterlerinin ağırlıklandırılması hem farklı bakış açılarının ortak bir paydada buluşmasının gerekliliğine dikkat çekmekte, hem kıt kaynakların aktarımında karar vericilere yardımcı olmaktadır. Çalışmanın bulguları, akademisyen ve banka profesyonellerine önemli çıkarımlar sağlamaktadır.Sustainability is among the topics of discussion for individuals, societies and businesses in recent years. It is important for future generations to include sustainability in all areas of life and to increase studies in this area. Concordantly, businesses that are a part of the society are also trying to contribute to this goal. In order to reveal the appropriateness and effectiveness of the sustainability activities carried out, it is necessary to report, measure, evaluate and compare the relevant activities. However, comprehensive methodological frameworks developed for banking sector sustainability performance assessment are limited. From this point of view, the aim of this dissertation is to propose a methodological framework for the sustainability performance evaluation of the banking sector, which is related to all sectors. For this purpose, a 4-stage process has been adopted. In the first stage, a detailed literature review was carried out to establish the conceptual framework of sustainability in the banking sector. In the second stage, financial and corporate social responsibility (CSR) efficiency analysis of banks were conducted with Data Envelopment Analysis (T-DEA and IF-DEA). In the third stage, the banking sector sustainability model (BSSM) was developed, and the criteria of the relevant model were weighted according to their importance levels with the interval-valued intuitionistic fuzzy Best-Worst Method (IVIF-BWM) according to the aspects of the expert group of academicians and banking professionals. In the fourth stage, banks were ranked according to the weighted correlation coefficient (WCC) based on the BSSM criteria. For the robustness of the results, sensitivity analyzes were carried out with the different. The main results obtained in this study are as follows: (i) there is no comprehensive and accepted methodological framework for the evaluation of the sustainability performance of the banking sector, (ii) CSR efficiency should be taken into account as well as financial efficiency in the performance of banks, (iii) The developed BSSM provides a framework for evaluating the sustainability of the banking sector, (iv) The weighting of the model criteria both draws attention to the necessity of meeting different perspectives on a common point, and helps decision makers in the allocation of scarce resources. The findings of the study provide important implications for academicians and banking professionals

    2,770

    full texts

    8,005

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU) is based in Türkiye
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇