38292 research outputs found
Sort by
Üretken yapay zekâ tarafından üretilen fikri ürünlerde yapay zekânın eser sahipliği ve telif hakkı
Yapay zekâ, adından da anlaşılacağı üzere yalnız insana özgü olduğu düşünülen zekâ olgusunun insan dışı bir sistemde yapay yollarla yeniden yaratılması amacı üzerine oluşturulmuş bir kavramdır. İnsan zekâsının yapay yollarla tekrar meydana getirilmesi isteği doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda gelişmişlikleri ve özelliklerine göre çeşitli yapay zekâ türleri ortaya çıkmıştır. Yapay zekânın insanlardan bağımsız bir şekilde hareket edebilmesine olanak sağlayan çeşitli öğrenme şekillerinin de geliştirilmesiyle yapay zekâ sistemlerinin üretkenliği her geçen gün artmaktadır. Yapay zekânın ortaya koyduğu fikri ürünlerin toplum için bir değer yaratması, yapay zekâyı kendisiyle benzeştiren insanoğlunu bazı sorular sormaya itmiş, bu yolla yapay zekâ tarafından ortaya koyulan fikri ürünlerin bir eser niteliği taşıyıp taşımadığı sorusu ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak yapay zekâ tarafından üretilen fikri ürünlerin eser niteliği taşıdığı kabul edildiğinde söz konusu eserler üzerinde yapay zekânın eser sahipliğinin söz konusu olup olmayacağı ve buna bağlı olarak telif haklarının yapay zekâya özgülenip özgülenemeyeceği şeklinde çeşitli sorular ortaya çıkmıştır. Bu soruları cevaplayacak bir hukuki bir düzenlemenin henüz getirilmemiş olması söz konusu soruların çeşitli açılardan değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın ilk bölümünde yapay zekâ kavramı tanımlanmış, yapay zekâya özgü öğrenme şekilleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise eser kavramı incelenerek yapay zekânın ortaya koyduğu fikri ürünlerin eser niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilmiş, devamında ise yapay zekânın söz konusu ürünler üzerindeki eser sahipliği tartışılarak yapay zekânın fikri ürün üzerindeki potansiyel telif hakkına sahipliği konusuna değinilmiştir
Anayasa mahkemesine bireysel başvuru harcının hak arama hürriyeti bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada, bireysel başvuru yolunun şekli şartlarından biri olan bireysel başvuru harcı, hak arama hürriyeti bağlamında incelenmiş ve bireysel başvuru yolunun harca tabi kılınmasının hak arama hürriyetine ihlal teşkil edip etmeyeceği hususu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bireysel başvuru yolunun 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin 2. fıkrası ile başvuru harcına tabi kılınması, Anayasa Mahkemesinin dayanaksız veya kötü niyetli başvurular ile meşgul edilmemesi, yoğun iş yükünün Anayasa Mahkemesinin etkinliğini zedelememesi ve gerçekten hakkı ihlal edilen bireylerin hukuki süreçlerinin zamanında ve nitelikli kararlarla sonuçlanmasına araç olacağından bahisle gerekli görülmektedir. Diğer yandan ise bireysel başvuru harcı, bireysel başvuru yolunun temel hak ve özgürlükleri koruma amacıyla çelişme ve hak arama hürriyetini sınırlama yönleriyle eleştirilmektedir.
Bireysel başvuru yolunun ve Türk hukukunda düzenlenen yargı harçlarının anlam ve kapsamına yönelik kısa bir inceleme sonrasında ele alınan hak arama hürriyeti ve bireysel başvuru harcı ilişkisi değerlendirmesi; bu ilişkinin hassas bir dengeye muhtaç olması tespitini beraberinde getirmektedir. Bu dengenin tesisinde devletin bir kamu geliri olarak bireysel başvuru harcını elde etmedeki menfaatine karşılık, bireyin temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaati dikkate alınmalıdır. Çalışmada, Anayasa’nın benimsediği sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri gereği bireyin temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaatinin öncelenmesi ya da temel hak ve özgürlüğüne ulaşmadaki menfaat için kamu geliri alınmasının geciktirilmesi önerilmektedir. Bu çözümün mümkün olmaması halinde ise etkisi kuvvetlendirilmiş adli yardım kurumu ile her iki tarafın menfaatleri arasında denge kurulmalıdır
The blended learning station rotation model in EFL teaching: opinions of the implementer
The study’s purpose is to reveal the implementer’s opinions toward the use of the Station Rotation Model (SRM) of blended learning, in terms of features, challenges and effectiveness of the model including further implementation and suggestions for the station rotation model. A mixed research approach was conducted using qualitative data analysed within the quantitative method. A qualitative method approach was employed to collect data from the implementer. A semi-structured interview was conducted with the implementer (an English language teacher) to gather feedback on SRM implementation. The findings revealed that the implementer mostly mentioned fulfilling hobbies as a feature of the model, and most students faced challenges in the group working station, while the pair working station was identified as the most effective Furthermore, the results of implementer’s further implementation of the model and suggestions for SRM are discussed
Altıncı sınıf öğrencilerinin bilişsel çatışma temelli etkinlikler aracılığı ile kesirlerde kavram değişiminin izlenmesi
Bu araştırma ile altıncı sınıf öğrencilerinin bilişsel çatışma temelli etkinlikler aracılığıyla kesirlerde kavram değişimini izlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcı grubunu 14 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle öğrencilerin kesirlerin büyüklüklerini karşılaştırmaya yönelik kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Daha sonra öğrencilere yanılgılarına yönelik bilişsel çatışma senaryoları uygulanmıştır. Son olarak kavramı verimli kullanıp kullanamadıklarını ölçmek amacıyla öğrencilere günlük yaşam bağlamlı problem sunulmuştur. Veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda bilişsel çatışma temelli etkinliklerin kesirlerle ilgili kavram değişimi oluşturmada olumlu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Matematik dersi akademik başarı düzeyi arttıkça kavram değişimi sürecinde daha üst seviyelere çıkılabildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok somut materyal aracılığı ile bilişsel çatışma yaşadığı görülmüştür. Kavramla ilgili ön bilginin bilişsel çatışma yaşamak için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak bilişsel çatışmanın kavram değişimi için etkili bir başlangıç olabileceği fakat yeterli olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar ışığında matematik derslerinde kesirlerde kavram değişimi oluşturmak için bilişsel çatışma temelli etkinliklere yer verilebileceği ve farklı matematik dersi konularında bilişsel çatışma stratejileri aracılığı ile kavram değişimi oluşturma üzerine çalışmalar yapılabileceği önerilmiştir