Necmettin Erbakan University Institutional Repository

    The research of Ebûrâfi el-Kibtî's life and his narrations

    No full text
    Yüksek Lisans Tezi Yök Merkezi No:350747Peygambere inanmak, onu anlamak ve örnek kabul ederek onun izini sürmek Müslümanın temel görevlerindendir. Bu vazifenin içerisinde Allah Resulü'nü (s) hayatta iken görüp, O'na iman eden ve görüp işittiklerini uygulayan sahabe neslini araştırmak da yer almaktadır. Bu düşünce ile Abbas b. Abdulmuttalib'in kölesi iken Allah Resulü'ne (s) hediye edilen, Allah Resulü (s) tarafından azat edilip ve evlendirilen; sonrasında Ehli Beyt'in hizmetinde bulunarak birçok hadiseye şahidlik eden Ebû Râfi' el-Kıbtî'yi ve rivayetlerini tezimizde inceledik. Giriş bölümünde araştırmamızın konusu, önemi, kaynakları ve metodundan bahsettik. Birinci bölümde EbûRâfi'nin biyografisini tarih ve hadis kaynaklarından elde ettiğimiz verileri derleyerek kapsamlı bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. İkinci bölümde ise öncelikle EbûRâfi'den kaynaklara ulaşan hadisleri konularına göre tasnif ederek şahid ve mütâbiileriyle birlikte değerlendirdik. Hadisleri sıralayarak tahlil ettikten sonra bütün hadisleri sened ve metne göre iki başlık halinde inceledik. Elde ettiğimiz verileri sonuç kısmında özetlemeye çalıştık.It is one of the essential duties of a Muslim to believe in the Prophet Muhammad, understand Him, and trace his way as an ultimate example. This duty includes searching the companions generation which observed the Prophet, believed in Him, performed what had learnt/saw and heard from Him, in his life, too. From this perspective, on this paper, we researched/analyzed EbûRâfi? el-Kıbtî and his narrations who was Abbas b. Abdulmuttalib?s slave before he was given as a present to the Prophet. He was liberated and was married by the Prophet, afterwards acted as a witness while was in the servise of the Prophet?s family. In the first chapter, we presented biography of EbûRâfi?compiling to the data from history and hadith books. In the chapter two, firstly we examined EbûRâfi?s narrations with classifying by the subjects. After analyzing with arranging the hadiths in order, all of the hadiths were examined in two titles according to both chain of narration and text. In the final chapter, the search results were summarized

    Penil doppler ultrasonografi sonrası gelişen priapizmin uluslararası erektil fonksiyon indeks skoru ve ereksiyon sertlik derecesi skoru seviyeleri ile ilişkisi var mı

    No full text
    WOS:000416270600009PubMed ID: 29201505Objective: The relation between Erection Hardness Score (EHS) and The International Erectile FunctionIndex (IIEF) Questionnaire- Erectile Function Domain Score (IIEF-EF score) used in erectile dysfunction(ED) evaluation and the prevalence of priapism after penile Doppler ultrasonography (PDU) was examined inthis study.Material and methods: A total of 62 patients who had PDU were included in the study. Patients were dividedinto two groups; there were 33 patients in IIEF-EF score 10, EHS 2 group (Group 1) and 29 patients in IIEFEFscore 10, EHS 2 group (Group 2). The two groups separated according to their scores were compared forage, body mass index (BMI), prevalence of priapism, vascular comorbidities and duration of erection.Results: When compared to Group 2, median age, rate of vascular comorbidities rate and BMI were detectedto be higher in Group 1 with IIEF-EF score 10 and EHS 2. But contrary to age and rate of vascular comorbidities(p0.035, p0.049 respectively), higher BMI was detected to be statistically insignificant (p0.093).Duration of erection, IIEF-EF score and number of cases with priapism were significantly higher in Group 2with IIEF-EF score 10 and EHS 2 (p0.001, p0.027, p0.049 respectively).Conclusion: High IIEF-EF and EHS scores, younger ages and lower rates of vascular comorbidities in patientsfrom whom PDU was demanded increase the prevalence of priapism.Amaç: Bu çalışmada erektil disfonksiyon (ED) değerlendirilmesinde kullanılan Uluslararası Erektil Fonksiyonİndeks (IIEF) Formu -Erektil Fonksiyon Alanı Skoru (IIEF-EF Skoru) ve Ereksiyon Sertlik DerecesiSkoru (EHS) seviyeleri ile penil Doppler ultrasonografi (PDU) sonrası priapizm gelişme sıklığı arasında kiilişki değerlendirilmiştir.Gereç ve yöntemler: PDU çekilen toplam 62 hasta çalışmaya dahil edildi. IIEF-EF skoru 10 (ağır), EHS2 grubunda (Grup 1) 33 hasta, IIEF-EF skoru 10 (orta-hafif), EHS 2 grubunda (Grup 2) 29 hasta olacakşekilde hastalar iki gruba ayrıldı. Skorlara göre ayrılan iki grup yaş, vücut kitle indeksi (VKİ), priapizmgörülme sıklığı, eşlik eden vasküler komorbid hastalık ve ereksiyon süresi açısından karşılaştırıldı.Bulgular: IIEF-EF skoru 10 (ağır), EHS 2 olan Grup 1’de yaş ortalamasının, eşlik eden vasküler komorbidhastalık oranının ve VKİ'nin grup 2’ye kıyasla yüksek olduğu tespit edildi. Fakat yaş ve eşlik edenvasküler komorbid hastalık oranının aksine (p0,035, p0,049, sırasıyla) VKİ’nin yüksekliğinin istatikselolarak anlamlı olmadığı saptandı (p0,093). IIEF-EF skoru 10 (orta-hafif), EHS 2 olan Grup 2’de ereksiyonsüresi, IIEF-EF skoru ve priapizm sayısının anlamlı düzeyde yüksek olduğu izlendi (p0,001, p0,027,p0,049, sırasıyla).Sonuç: PDU istenilen hastalarda IIEF-EF ve EHS skorlarının yüksekliği, yaşın daha küçük olması, eşlikeden vasküler komorbid hastalık oranının az olması priapizm gelişme oranını artırmaktadır

    Ebu Hanîfe criticism of Eş'arîler

    No full text
    Yüksek Lisans Tezi.YÖK Tez No:376663Islam tarihine baktığımızda İslam'ın farklı coğrafyalara yayılmasıyla beraber müslüman toplum değişik inanç ve kültürlerle karşılaşmıştır. Yabancı toplumlarla diyalog neticesinde de yeni ekoller ortaya çıkmıştır. Bu ekollerin her birisi kendi prensiplerinin İslamî düşünceyi en doğru yansıtan fikirler olduğunu iddia ederken karşılarındakini tekfire kadar gidebiliyorlardı. Bütün bunlara karşılık olarak İslam'ın temel inanç prensipleri belirlenip ilkeleştirildi. Böylece de ehl-i sünnet kelamı oluştu. Bu yolda ehl-i sünnet kelamı'nın iki büyük kolu önemli rol oynamıştır. Bunlardan birisi Ebu'l-Hasan el-Eş'arî'nin kurucusu olduğu Eş'ariyye ekolü, diğeri ise Ebu Mansûr el-Matürîdî'nin temsil ettiği Matüridiyye ekolüdür. Ancak Matürîdiyye'nin ilkeleri Ebu Hanîfe'nin Kelam'da ortaya koyduğu prensiplere dayanır. Ebu Mansur el- Matürîdî bu ilkeleri sistemleştirmiştir. Bu sebeple de sözü edilen ekol uzun zaman "Hanefiyye" şeklinde anılmış, "Matürîdiyye" adını daha sonra almıştır. Bu tezde ise; Ebu Hanîfe ve Eş'arîler'in ehl-i sünnet kelamını temsil etmelerine rağmen Eş'arîler'in Ebu Hanîfe'yi çevresel sebepler, metodların farklılığı ve mezhep taassubu nedeniyle eleştirmeleri ve bu eleştiriler tesbit edilmeye çalışılmıştırWhen we consider the Islam History; Muslim Society had met with different beliefs and cultures as Islam had spreaded to different geographies. New schools had appeared as a result of dialogue with foreign societies. Each schools were claiming that their own principals reflect the Islamic Idea best even they can declare other ones as unbelievers. Despite all, basic belief principals of Islam were determined and were made principal. So followers of sunnah Kalam had appeared. Two great branch of followers of sunnah had important role in this way. One of this is Eş'ariyye school whose founder was Ebu'l-Hasan el-Eş'arî and other one is Matüridiyye school which was represented by Ebu Mansûr el-Matürîdî. However principals of Matürîdiyye are based on the principles which were mentioned in Kalam of Ebu Hanîfe. Ebu Mansur el- Matürîdî has systematized those principals. So said school was referred as "Hanefiyye" for a long tine and took the name of "Matürîdiyye" later. In this thesis; although Ebu Hanîfe and Eş'arîler represents the followers of sunnah Kalam, criticism of Eş'arîler for Ebu Hanîfe because of ambient reasons, difference of methods and sectarian fanaticism and those critics were tried to be determine

    ELMALILI HAMDI YAZIRS RELIGIOS ARGUMAENTS AGAINST POSITIVISM

    No full text
    Elmalılı Hamdi Yazır (1878-1942), yakın dönem düşünce ve ilim hayatımızın seçkin şahsiyetlerinden biridir. Hamdi Yazır, Osmanlının son yıllarında ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde çeşitli medreselerde yürüttüğü eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ve ortaya koyduğu eserlerle başta Tefsir olmak üzere Fıkıh, Mantık, Felsefe ve Kelam alanında önemli bir İslâm âlimi ve yaşadığı döneminin önemli bir mütefekkiridir. O bir meşrutiyet mütefekkiri olarak gerek cumhuriyetten önce gerekse cumhuriyet döneminde dinî, hukukî, ictimaî ve felsefî meseleler üzerinde düşünmüş bunların bir kısmına yeni çözümler üretmiştir. Eserlerinde İslam inançlarına karşı yürütülen menfi görüş ve düşünceleri objektif, tutarlı ve sağlam bilimsel delillerle savunmaya çalışmıştır. Biz bu makalemizde Yazırın modern çağın en önemli inkârcı akımlarından biri olan pozitivizme karşı İslam inançlarını savunurken öne çıkardığı argümanları değerlendireceğiz.Elmalili Hamdi Yazir (1878-1942) is one of the outstanding figures of our recent time thoughts and science life. Hamdi Yazir was an important Islamic scholar and philosopher of his time by carrying out the education and training activities in the last years of the Ottoman Empire and the first terms of Republic in various Muslim seminaries and presenting works including Commentary primarily, İslamic Law, Logic, Philosophy and Theology. As a philosopher of Constitutional Period, he thought on religious, legal, social and philosophical issues and created new solutions to some of them in both before the Republic and the Republic period. In his works, he tried to defend the Islamic faith against the negative opinions and thoughts by objective, consistent and firm scientific evidences. In this article, we will evaluate arguments which Yazir put forward while defending beliefs of Islam against positivism, one of the most important denial trends of modern era

    USING CLUSTER ANALYSIS METHODS FOR MULTIVARIATE MAPPING

    No full text
    Çok değişkenli haritalama mekânsal objelere ait birden çok özelliğin harita kullanılarak görsel sunumudur. Çeşitli veri hazırlama ve istatistiksel sınıflandırma teknikleri kullanılarak mekânsal objelere ait birden çok özellik görsel olarak incelenebilir ve kartografik işaretlerle gösterilebilir. Bu kapsamda kümeleme analizi yöntemleri de çok değişkenli haritalama için kullanılabilir. Bu çalışmada kümeleme analiz yöntemlerinden kortalama yöntemi, k-temsilci yöntemi ve Birleştirici Hiyerarşik Kümeleme yöntemi ele alınmıştır. Bu yöntemlerle Türkiye'deki üç ayrı yıla ait trafik kaza verileri kullanılarak oluşturulan sınıflar ve üretilen çok değişkenli haritalar kullanılarak bu yöntemlerin karşılaştırılması yapılmış, bu yöntemlerle üretilen haritaların risk yönetimi ve planlamada kullanılabilirliği üzerinde durulmuştur.Multivariate mapping is the visual exploration of spatial objects with multiple attributes using a map. More than one attribute can be visually explored and symbolized using numerous statistical classification systems or data reduction techniques. In this sense, clustering analysis methods can be used for multivariate mapping. In this study, among clustering analysis methods, k-means method, k-medoids method and Agglomerative Hierarchical Clustering method were selected. For this purpose, multivariate maps created from traffic accident data of two different years in Turkey were used. The methods were compared using the maps produced with these methods and effectiveness of these maps in risk management and planning were discussed

    Education Life of Students from Parents’ Perspective (A Qualitative Analysis in the context of Memories)

    No full text
    Araştırmanın amacı, velilerin çocuklarının eğitim hayatı süresince yaşadıkları ve önemligördükleri, akıllarında kalan anıların incelenmesidir. Nitel araştırma metodolojisinden anlatıaraştırması çerçevesinde yürütülen araştırmada, 143 kişinin anıları ile çalışılmıştır. Araştırmanınverileri, yarı-yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir.Araştırmada öğrencinin merkezde olduğu, ailenin merkezde olduğu ve öğretmenin merkezde olduğuolmak üzere üç tema çıkmıştır. Ailenin merkezde olduğu anılar temasını oluşturan kategorilerinçoğunluğu yaşanan olayları olumsuz nitelendirmiştir. Olumsuz olarak nitelendirilen kategorilerde ençok vurgulananlar kardeş doğması ve etkileri, çaresizlik ve zor aile şartlarıdır. Olumlu olaraknitelendirdikleri kategorilerden en çok vurgulanan ise aile desteğidir. Öğrencinin merkezde olduğuanılar temasını oluşturan kategorilerde en çok vurgulananlar öğrenci başarısı, okula başlama, sosyaletkinlikler, zorlukların üstesinden gelerek okuma, çocuktan beklenmeyen davranış, çocuğun zarargörmesi/vermesi ve istenmeyen durumdan iyi bir ders çıkarmadır. Öğretmenin merkezde olduğuanılar temasında toplanan, en çok vurgulanan kategoriler öğretmenin ilgisi ve yönlendirmesi,öğretmenin ayrımcılık yapması ve öğretmen-aile işbirliği olmuştur. -Aile katılımının, öğrencibaşarısını açıklayan değişkenlerden biri olduğu görülmektedir. Ebeveynler, çocuklarının eğitimhayatında aktif olarak yer almalı, öğretmenleri ile sürekli iletişim halinde olmalıdır.The purpose of this research is to examine memories of parents about education life oftheir children that they experience and consider memories significant. This study based on narrativeinquiry of qualitative research methodology. In the study, memories of 143 people were studied.Data were collected by semi-structured interview technique and were analyzed by content analysis.As a result of study three themes were come to exist: Student-centered, parent-centered and teachercentered. The majority of categories that constitute theme of parent-centered memoriescharacterized cases as negative. Student achievement, starting to school, social activities,overcoming the difficulties to study, unexpected behavior from student, get harm/damage to thechild and take a lesson from undesired situation are the most emphasized categories that constitutethe theme of student-centered memories. Teacher’s attention and guidance, making discriminationof teacher and teacher-family collaboration are the most emphasized categories of teacher-centeredmemories theme. It is seen that family involvement is one of the variables explaining studentachievement. Parents should be actively involved in the education of their children and should be inconstant contact with their teachers

    Variniklinle İndüklenen Akut Adrenal Kriz: Olgu Sunumu

    No full text
    Biz bu çalışmada primer adrenal yetmezliği olan erkek olguyu sunduk. Sigara bırakmak için vareniklin kullanılan hastamızda adrenal kriz gelişti. Hasta muhtemel adrenal kriz nedenleri ile ilgili dikkatlice tetkik edildi. Tek farklılık bir hafta önce vareniklin tedavisi başlamasıydı. Vareniklin tedavisi altında akut adrenal kriz gelişen ilk olgu sunumunu rapor ettik. Anaktar kelimeler: Vareniklin, adrenal, yetersizlik.We present a male patient with the diagnosis of primary adrenal insufficiency. He had acute adrenal crisis while receiving varenicline treatment for smoking cessation. The patient was examined carefully for the potential cause of adrenal crisis. His medical history was unremarkable except for varenicline use that started one week ago. We report here the first case of a patient who developed acute adrenal crisis under varenicline treatment

    Kromozom 1'in de novo perisentrik inversiyonu ile ilişkili erkek infertilitesi

    No full text
    WOS:000416270600030PubMed ID: 29201526Inversion occurs after two breaks in a chromosome have happened and the segment rotates 180 before reinserting.Inversion carriers have produced abnormal gametes if there is an odd number crossing- over betweenthe inverted and the normal homologous chromosomes causing a duplication or deletion. Reproductive riskssuch as infertility, abortion, stillbirth and birth of malformed child would be expected in that case. A 54-year- old male patient was consulted to our clinic for primary infertility. The routine chromosome study wereapplied using peripheral blood lymphocyte cultures and analyzed by giemsa-trypsin-giemsa (GTG) banding,and centromer banding (C-banding) stains. Y chromosome microdeletions in the azoospermia factor (AZF) regionswere analyzed with polymerase chain reaction. Additional test such as fluorescence in situ hybridization(FISH) was used to detect the sex-determining region of the Y chromosome (SRY). Semen analysis showedazoospermia. A large pericentric inversion of chromosome 1 46,XY, inv(1) (p22q32) was found in routinechromosome analysis. No microdeletions were seen in AZF regions. In our patient the presence of SRY regionwas observed by using FISH technique with SRY-specific probe. Men who have pericentric inversion of chromosome1, appear to be at risk for infertility brought about by spermatogenic breakdown. The etiopathogenicrelationship between azoospermia and pericentric inversion of chromosome 1 is discussed.Kromozom üzerinde iki kırık meydana gelmesi ve aradaki parçanın tekrar yapışmadan önce 180 dönmesiile inversiyonlar oluşur. Eğer normal ve inversiyonlu homolog kromozomlar arasında tek sayıda krosingover olursa, inversiyon taşıyıcılarında duplikasyon ve delesyona neden olarak anormal gamet üretimine nedenolurlar. Bu durumda malformasyonlu çocuk, ölü doğum, düşük ve kısırlık gibi üreme sorunları beklenir.Kliniğimize primer infertilite şikayetiyle 54 yaşındaki erkek hasta refere edildi. Periferik kandan lenfositkültürü yapılarak rutin kromozom çalışması yapıldı ve giemsa-tripsin-giemsa (GTG) bantlama ve sentromerbantlama (C bantlama) ile analiz edildi. Azoospermi faktör (AZF) bölgelerindeki Y kromozom mikrodelesyonlarıpolimeraz zincir reaksiyonu ile incelendi. Ek test olarak Y kromozomundaki cinsiyet belirleyicibölgenin (SRY) tespiti için floresan in situ hibridizasyon (FISH) uygulandı. Semen analizinde azoospermigörüldü. Kromozom 1'in geniş perisentrik inversiyonu, 46,XY, inv(1) (p22q32) karyotipi rutin kromozomanalizinde bulundu. AZF bölgelerinde mikrodelesyon görülmedi. Hastamızdaki SRY bölgesinin varlığıSRY-spesifik problar ile FISH tekniği kullanılarak gösterildi. Kromozom 1'in perisentrik inversiyonunasahip erkekler spermatogenik bozulmanın getirdiği infertilite açısından riskli görünmektedir. Kromozom1'in perisentrik inversiyonu ve azospermi arasındaki etyopatojenik ilişki tartışılmıştı

    THE ANALYSIS OF KEMAL ÖZERS SHORT STORIES

    No full text
    1935-2009 yılları arasında yaşayan şair Kemal Özer; edebiyatın birçok türünde eser vermiş olmakla birlikte edebî kariyerinde en çok şiir türü üzerinde durmuş ve çoğunlukla bu türde eser vermiştir. Ancak Özerin daha ilk gençlik yıllarından itibaren deyiş yerindeyse sevdâlısı olduğu bir başka edebî tür daha vardır: öykü. Her ne kadar zamanla öyküden uzaklaşmış olsa da bu türde verdiği örnekler dikkat çekici bir nitelik taşır. Öykülerinde yer yer soyut, imajlara dayalı bir dil kullandığı gözlemlenen Özerin; bireyci/içe dönük bir atmosfer yarattığını ve modernitenin yalnızlaştırdığı insanı anlattığını söylemek mümkündür. Bu yazı, Özerin öyküleri üzerine bir inceleme ve yorumlama denemesidir.Kemal Özer, who lived between 1935-2009, produced in different styles and genres. He mostly focused on poetry and was most prolific in this genre during his career. However, since his youth, he has actually been interested in another literary genre; short story. Even though he later gives up story writing, the examples he has produced during this era, turns out to be remarkable. It is possible to say that Özer, who occasionally employs an abstract language full of images, is an individualistic author in terms of theme and tells about the loneliness and alienation of modern man. This article therefore attempts to analyse Özers stories from the perspective of alienation

    Review of our ileal pouch experience in the light of literature

    No full text
    Amaç: Restoratif proktokolektomi günümüzde ülseratif kolit ve FAP hastalığında kullanılan sfinkter koruyucu seçkin bir tedavidir. Kliniğimizde yapılan ileal poşlu girişimleri ve sonuçlarını literatür eşliğinde irdelemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntemler: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi'nde 2006-2013 yılları arasında yapılan 35 restoratif proktokolektomi ve J poş ileoanal anastomoz ameliyatlarının sonuçları retrospektif olarak hastaların dosyalarından incelendi. Hastalar yaş, cinsiyet, hastanede kalış süresi, tanı, takip süresi ve poş komplikasyonlarına göre değerlendirildi. Tüm hastalara telefonla ulaşıldı ve kontrol için poliklinik randevusu verildi.Bulgular: Hastaların 19'u erkek (%54) ve 16'sı kadın (%46) idi. Ortalama yaş 45 idi. Ortalama hastanede kalış süresi 11 gündü. Hastaların 22'si (%63) FAP, 12'si (%34) senkron rektum kanseri ile birlikte kolon tümörü veya polibi ve 1'i (%3) ülseratif kolit nedeniyle ameliyat edildi. Tüm hastalara J poş ve koruyucu ileostomi uygulandı. İleostomi kapatıldıktan sonra iki olguda J poş fistülü tespit edildi. Hastalar 6 ay ile 7 yıl arasında takip edildi. Olgulara telefonla ulaşılıp aktif şikâyetleri, defekasyon sayısı üriner ve cinsel disfonksiyonları soruldu. Ortalama günde 5 dışkılama olduğu, 4 (%11) olguda 1 defa olan gece dışkılaması tespit edildi. Yapılan endoskopik kontrol incelemesinde poşit tespit edilmedi.Sonuç: Restoratif proktokolektomi ve J poş ileoanal anastomoz ameliyatı ileri yaş dâhil düşük morbidite ve mortalite oranları ile uygulanabilir bir cerrahi prosedürdürObjective: Retrospective proctocolectomy is a distinguished, sphincter saving treatment used for the treatment of ulcerative colitis and FAP disease. We aimed to evaluate ileal pouch interventions performed at our clinic and their results in the light of literature.Material and Methods: Medical records of 35 restorative proctocolectomy and J pouch ileo-anal anastomosis surgeries performed at Necmettin Erbakan University, Meram School of Medicine between the years 2006-2013 were retrospectively examined. The patients were assessed according to their age, gender, length of hospital stay, diagnosis, follow-up duration and pouch-related complications. All patients were contacted by phone and they were scheduled for controls at the outpatient clinic.Results: Nineteen patients were male (54%) and 16 were female (46%). Their mean age was 45 years . The mean length of hospital stay was 11 days. Twenty two (63%) patients were operated on due to FAP, 12 (34%) due to synchronous rectum cancer and colon tumor or polyp, and one (3%) due to ulcerative colitis. All patients received J pouch and protective ileostomy. After the closure of ileostomy, two cases were identified to have J pouch fistulas. The patients were followed up for 6 months to 7 years. They were contacted by phone and they were questioned about their active complaints, number of defecations, urinary and sexual dysfunctions. It was identified that they had 5 defecations per day on average and that 4 (11%) cases had one nocturnal defecation. No pouchitis were identified in the follow-up endoscopic examinations.Conclusion: Restorative proctocolectomy and ileo-anal anastomosis technique is a surgical procedure that can be performed with low rates of morbidity and mortality, including the elderly
    Necmettin Erbakan University Institutional Repositoryis based in TR
    Repository Dashboard
    Do you manage Necmettin Erbakan University Institutional Repository? Access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard!